Zombi yürüyüşü…

Yasayı çiğnememize rağmen bize hukuki işlem yapmıyor olmaları devletin iyi niyetinden kaynaklanmıyor

DÜNYA
Çarşamba, 6 Şubat 2013 (13 yıl 8 ay önce)

Berlin'de daha önce işgal evlerine yapılan polis saldırılarının yıldönümünde bir eylem gerçekleştirdik. Akşam saatlerinde düzenlenen eyleme yaklaşık yedi yüz kişi katıldı. İnsanlar Zombi kıyafetleri giymişlerdi ve yüzlerini boyamışlardı. Uzun bir yürüyüş oldu.

Almanya'da her eylemde olduğu gibi bu eylemde de çok sayıda polis vardı. Eylemcilerin sayılarından fazla polis ve polis otosu vardı. Almanya'da göstericiler genelde belirlenen kuralların dışına çıkmadan eylem yapıyorlar.

Berlin'de uzun zamandan beridir gerçekleştirilen eylem ve etkinliklerin konusunu bizim özgürlük yürüyüşümüz ve devam etmekte olan direnişimiz oluşturuyor. Bir Alman devrimcisi "sizin eylemleriniz Berlin'deki politik atmosferi değiştirdi" demişti. Doğru bir tespit yapmış.

Seminer
Berlin'deki büyük tiyatrolardan birinde bizim direnişimizle ilgili bir tartışma programı düzenlendi. Milletvekili, konunun uzmanları ve bizden de bir kişi bu etkinliğe davet edilmişti.

Büyük olan tiyatro salonu neredeyse dolmuştu. Almanya'daki mülteci ve göçmen sorunları tartışıldı. Bizim neden sokaklarda direniş yaptığımız ve neleri talep ettiğimiz anlatıldı.

Etkinliği düzenleyenler, tartışma bittikten sonra bizi yemeğe davet ettiler. Biz eylemciler kara kuru insanlar olarak ve yemek düzenini bozarak katıldık bu davete.

Berlin Teknik Üniversitesi çevresinde afişleme yaptık
Berlin Kreusberg'de konut sorunu yaşandığını daha önce yazmıştık. Kreusberg'de yaşayan dar gelirliler ve göçmenler bu alandan atılmak isteniyor. Kiralar sürekli artırılarak insanların buraları kendi istekleri ile boşaltması düşünülüyor.

Fakat buna karşı kitlesel bir direniş de örgütlendi. Zorla ev boşaltmalarına karşı direnişler var. Bu ayın 14'ünde de böyle bir eylem olacak. Boşaltılmak istenen bir evin önünde bloke eylemi yapılacak. Bu eylemle ilgili olarak basılmış büyük afisleri Teknik üniversitesinin içinde ve çevresinde yaptık.

Almanya'nın her yerinde kameralar var. İnsanlar afiş yapmaktan çekiniyorlar. Çünkü bu afişleri yapanlara dava açıp yüksek miktarda para cezaları veriyorlar. Ama bizim böyle bir korkumuz yok çünkü bizim paramız yok. Afişleri bir Alman yoldaşla birlikte büyük bir zevkle yaptık. Okulun içindeki insanlarla sohbet ettik. Eylem arkadaşım da bu üniversitede sanat tarihi okumuş. Onunla sanat ve sanatçılar üzerine sohbetler yaptık. Sosyal realist sanat ve post modern sanat akımlarını karşılaştırmalı olarak değerlendirdik. Sonuçta kaliteli sanat ürünlerinin genelde sosyal realist sanatçılar tarafından üretilmiş olduğu gerçeği çıktı ortaya. Sanat adına üretilen birçok ürünün çöp yığını olduğu gerçeği ile karşılaştık. Okulun içindeki bir panoda bizim özgürlük yürüyüşü ile ilgili yazmış olduğumuz bir bildirinin asılmış olduğunu gördük bu çok hoşumuza gitti.

İşgal okulunun geleceği
Direnişimiz devam ediyor. Uzun zamandan beridir işgal okulunun geleceği ile ilgili olarak tartışmalar gerçekleştiriyorduk. Bugün bu tartışmayı sonlandırdık ve bu konuda bir karar aldık. Konu ile ilgili olarak aramızda iki eğilim vardı. Bir kesim işgal okulu terketmeği savunuyordu bir kesim de hem Oranienplatz'ın devam etmesini ve hem de işgal okulunun devam etmesini savunuyordu.

İşgal okulunun terk edilmesini savunanların gerekçesi insanların burada tıkılıp kalarak direnişi zayıflatmasıydı. Bu eleştiri doğru bir eleştiridir ve biz bu riske daha işgal eylemimizin ilk günlerinde dikkat çekmiştik. Ancak işgal ettiğimiz yeri kendi isteğimizle terketmek bizim açımızdan politik olarak bir yenilgi ve geriye çekilme anlamı taşıyacaktı. İşgal eyleminin sürdürülmesi işgal okulunun terkedilmemesi ama insanların sokakta mücadeleye katılımının nasıl gerçekleştirileceğine dair çözümler bulmamız gerektiği üzerine görüşlerimizi karar toplantısında açıkladık. Toplantı sonunda oylama yaptık ve dört beş kişi dışındaki çoğunluk işgal okulunun devam etmesi yönünde irade belirtti.

Şimdi okulda direniş amacının dışında kullanıma son vermek için gerekli önlemleri alacağız ve burasının yönetimini daha düzenli olarak nasıl yapabileceğimiz üzerine çalışmalar yapacağız.

Direnişimizin her türlü soruna rağmen devam etmesi bizim açımızdan başarılı bir durumdur. Çünkü insanların fiili olarak eyalet dışına çıkma yasağını (residenzpflicht) kırmış olması bile başlı başına önemli bir eylemdir. Devlet toplu halde bu yasayı çiğnediğimizi biliyor ve bunun karşılığında bize hukuki bir işlem yapmıyor. Eğer topluca böyle bir işlem yaparsa başına iş açmış olacak ve bu yasanın teşhirine dönüşecek. Böylece fiilen devletin kendi yasasını uygulamasını durdurmuş oluyoruz. Bu yasayı çiğnememize rağmen bize hukuki işlem yapmıyor olmaları devletin iyi niyetinden kaynaklanmıyor bizim eylemimizden kaynaklanıyor.

Direniş alanlarımızda aşırı özgürlükçü bir ortam var. Bu durumu direniş dışı amaçlar için kullanan çok sayıda insan var. Hiç bir şekilde direnişte yer almadan bizim alanlarımızda sadece yemek ve yatmak için kalanların sayısı çoğaldı. İlk günlerde bu durum bizi zorlamıyordu ama gün geçtikçe özellikle maddi açıdan zorluklar yaşıyoruz. Bizler sokaktayız ve bazen yemek yemediğimiz günler oluyor.

Bunun yanında direniş alanlarımızda yer isteyenlerin sayısı çoğalıyor. Sokakta yaşayan ailelerden işgal okulunda kalmak isteyenlerin sayısı çoğalıyor. Elbette ki biz kendimiz gibi insanlarla karşılaşıyoruz doğal olarak. Evsiz, işsiz, kağıtsız insanlar gelip bizi buluyorlar. Direnişe katılmadan alanlarımızda kalan insanların sayısının artması bizi olumsuz etkiliyor. Bu konuda Almanyalı destekleyicilerimizle bazen tartışmalar yaşıyoruz. Onlar sürekli alanımızdan yer isteme talebiyle geliyorlar ve böylelikle başka insanlara yardım ettiklerini düşünüyorlar. Biz de onlara şunu söylüyoruz; "madem bu kadar hümanistsiniz niye sıcak evlerinizde bu insanlara bir oda vermiyorsunuz". Bizim neden işgaller yaptığımız ve neden çadırlarda yaşadığımız tam anlaşılabilmiş değil. Biz bir direniş yapıyoruz, Berlin'de sayıları 11 bin olan evsizlerin sorunlarını bizim işgal yerlerimiz çözemez. Evsizliğe ve işsizliğe, yoksulluğa karşı ciddi bir direniş gerçekleştirmemiz gerekir ve bu konuda mültecilerden değil devletten önlem almasını istememiz gerekir.

Avrupa muhalefet hareketinin hümanizm, eşitlik gibi kavramları tartışmaya ihtiyacı var. Bu konular üzerine ilerde daha ayrıntılı yazılar yazacağız. Hümanizm adına vicdan rahatlatma ve devrimci faaliyet adına hobi faaliyeti yapmak Avrupa coğrafyasında yaygın bir özellik haline gelmiş. Bu durumu bozuntuya uğratmak gerekir. Direnişimiz kısmen bunu kırıyor ama daha, çok yeterli değiliz. Teorik ve pratik olarak kırmamız gereken çok put var daha. Sınıflı medeniyet sistemine karşı barbar balyozlarımızı daha güçlü savurmamız gerektiğini hissediyoruz.

Yaşasın insanlaşma ve ortaklaşma mücadelemiz!..

5 Şubat 2013
Turgay Ulu - Berlin