Futbolun arka yüzü - 2

GÜNCEL
Çarşamba, 21 Haziran 2006 (20 yıl 4 ay önce)

Osman ULAGAY 21 Haziran 2003 Milliyet

Futbol nasıl küreselleşti?

Gana takımındaki 23 futbolcudan 19'u, Çek ve Avustralya kadrolarından 21'er, Brezilya ile Arjantin'in de 20'şer futbolcusu kendi ülkesi dışında oynuyor. Bu da futbolun küreselleşmesine ve çok kültürlü bir yapının oluşmasına yol açıyor

Futbolun arka yüzü - 2


Dünya Kupası'nın ilk turunda kupayı daha önce üç kez kazanmış olan İtalya, ilk kez katılan Gana ile oynuyor. Kadrolara bakıyorum: İtalya'nın Dünya Kupası kadrosundaki 23 futbolcu da İtalya liginde top koşturuyor. Gana'nın kadrosundaki 23 futbolcudan ise yalnızca 4'ü Gana takımlarında oynuyor, diğer 19'u dünyanın diğer ülkelerindeki kulüp takımlarında sürdürüyor futbol yaşamlarını.

Tabloda da görüleceği gibi futbolcu ihraç eden tek ülke Gana değil. Dünya Kupası'na katılan takımlardan Fildişi Sahili'nin kadrosundaki 23 futbolcunun tümü başka ülkelerde futbol oynuyor. Çek Cumhuriyeti ile Avustralya'nın 23 kişilik kadrosundan 21'er futbolcu, favorilerden Brezilya ile Arjantin'in de 20'şer futbolcusu kendi ülkesi dışında oynuyor. Togo, Hırvatistan, Trinidad Tobago, Paraguay, Tunus, İsveç ve İsviçre de futbolcularının büyük çoğunluğu yabancı ülkelerde oynayan ülkeler. Kupaya katılan 32 milli takımdan 19'unun kadrosundaki futbolculardan yarıdan fazlası kendi ülkesi dışında futbol oynuyor.

Futbolun 5 ülkesi
Bu sayılar futbolun gerçekten küreselleştiğini mi gösteriyor? Yoksa dünyanın dört bir yanında yetişen yetenekli futbolcuların, paranın sihirli gücüyle, futbolun yoğun ilgi gördüğü ve zengin kulüplerin bulunduğu az sayıdaki ülkede toplandığını mı? Futbolda küreselleşme mi yaşanıyor, piyasalaşma mı?
Dünya Kupası'na katılan milli takımların kadrosundaki futbolcuların hangi ülkelerin liglerinde oynadığına baktığımızda bu soruların cevaplarına da yaklaşıyoruz. Kupaya katılma hakkını elde eden 32 ülkenin milli takımlarındaki 736 futbolcudan 343'ü yalnızca 5 ülkenin liginde toplanmış bulunuyor.

Bunlardan 101'i İngiltere'de, 74'ü Almanya'da, 61'i İtalya'da, 56'sı Fransa'da, 51'i İspanya'da oynuyor. Bu ülkelerin zengin kulüpleri, dünyanın futbol oynanan ülkelerini tarayan futbol simsarlarının yardımıyla yoksul ülkelerdekiler dahil, kendi ülkelerinde sivrilen futbolcuları izliyor ve çoğu kez çocuk yaşta kendi renklerine bağlıyor.

Sonuçta dünyanın en yetenekli futbolcuları, parayla futbolun kolay buluşabildiği 5-6 ülkede, 15-20 zengin ve ünlü kulüpte toplanmış oluyor. Manchester United, Arsenal, Chelsea, Barcelona, Real Madrid, Bayern Munich, Milan, Juventus, Inter gibi kulüpler, dünya futbolcu piyasasının belirleyici oyuncuları olarak üstün yetenekleri kadrolarında topluyor.

Çokuluslu dengesizlik
Bu süreç bir anlamda futbolun küreselleşmesine ve çok kültürlü bir yapının oluşmasına yol açıyor.

Sonuçta yukarıda adı geçen 5 Avrupa ülkesindeki az sayıda zengin kulübün taraftarları, dünyanın dört yanından seçilmiş, her ırktan, dinden, milletten yıldız oyuncuları sürekli izleme olanağını buluyor.

Bu futbolcular kendi renkleriyle, kültürleriyle, serüvenleriyle gittikleri ülkenin yaşamına katkıda bulunuyor. Kendi ülkelerindeki futbolseverler ise bu futbolcuları ancak uluslararası maçlarda ya da milli maçlarda, o da çoğu kez ekrandan izleyebiliyor. Dünya Kupası bu bakımdan önemli bir fırsat yaratıyor ve kupaya katılan her ülkenin insanları, kendi futbolcularını milli forma altında izleme olanağını bulmuş oluyor.

Üstün yetenekli futbolcuları kadrosunda toplayan zengin takımlar ise bu yıldızların bir bölümünü sezon boyu yedekte tutabiliyor, yani onları sahada hiç kimse izleyemiyor ama onları kadrosunda bulunduran kulüplerin taraftar sayısı, gişe hasılatları ve reklam gelirleri astronomik rakamlara tırmanıyor. Söz konusu takımlar kendi ülkelerindeki taraftar gelir dengesini de giderek kendi lehlerine değiştiriyor ve aynı ligde oynayan takımlar içinde bir hiyerarşi oluşuyor.

Örneğin 20 takımın yarıştığı İngiltere Premier Ligi'nde son 10 yılda şampiyonluk tadan yalnızca üç takım var: Manchester United, Arsenal ve Chelsea.

Aslında beklenmedik şekilde Chelsea devreye girmeseydi son 10 yılda İngiltere Premier Ligi'nde şampiyonluk tadan takım sayısı ikide kalacaktı ama küresel boyuttaki "piyasalaşma" olgusu 'Chelsea mucizesi'ni yarattı.

Londra'nın aynı adı taşıyan ünlü semtinin takımı olan Chelsea, 50 yıllık bir aradan sonra 2004-05 sezonunda Premier Lig Şampiyonu oldu ve bu başarısını 2005-06 sezonunda da tekrarladı.

'Chelsea mucizesi'nin sırrı, Yeltsin döneminde Rusya'da yaşanan büyük yağmada dolar milyarderi olan Abramovich adlı süper becerikli girişimcinin bu Londra takımını alıp 300 milyon dolar dolayında muazzam bir parayı Chelsea kulübüne akıtmasıydı.

Futbol tekeli
Ekonomi yorumlarıyla tanıdığımız Financial Times yazarı Alan Beattie'nin verdiği rakamlar, futboldaki ekonomik güç yoğunlaşmasının boyutları hakkında daha iyi bir fikir edinmemizi sağlıyor.

Beattie'ye göre bu yılki Dünya Kupası organizasyonunun gişe hasılatının, TV yayın hakları ve şirketlerden elde edilen reklam-sponsorluk gelirlerinin toplanmasıyla, 2.1 milyar euroya (2.7 milyar dolara) erişmesi bekleniyor. Dünya futbolunun kaymağını toplayan beş ülkedeki (İngiltere, Almanya, İtalya, Fransa, İspanya) kulüp takımlarının 2004-2005 sezonundaki gelirlerinin bunun üç katını bulduğu, İngiltere Premier Ligi'nin yıllık gelirinin (2 milyar euro) Dünya Kupası'nın toplam gelirine yaklaştığı belirtiliyor.

Tüm bu veriler futboldaki küreselleşmenin de eşitsizlikleri artıran bir tablo yarattığını ortaya koyuyor. Ne var ki dünyanın dört bir yanında kitlelerin ilgisini çeken futbol da ancak bu çark içinde gelişebiliyor ve yaygınlaşabiliyor. Aslında kitlelere mal olmuş bir olay olarak futbolda yaşanan gelişmeler, dünyada ve hayatta yaşananları yansıtıyor.

Göçmen futbolcular çoğunlukta
Dünya Kupası'na katılan milli takımlardaki futbolcuların çoğu kendi ülkeleri dışında futbol oynuyor. Yalnızca İtalya ve Suudi Arabistan'ın tüm milli futbolcuları kendi liglerinde top koşturuyor. Dünya Kupası için FIFA'ya 23 kişilik kadrolar bildiren ülkelerin kadrolarındaki futbolcuların 388'i göçmen futbolcu olarak kendi ülkesi dışında sürdürüyor futbol yaşamını. Bunların ülkelere göre dağılımı şöyle:
Fildişi Sahili:23
Avustralya:21
Çek Cumhuriyeti:21
Arjantin:20
Brezilya:20
Togo:20
Gana:19
Hırvatistan:19
Trinidad Tobago:19
Paraguay:18
Tunus:18
İsveç:17
İsviçre:17
Polonya:15
Portekiz:15
S. Karadağ:15
ABD:12
Angola:12
Fransa:12
Hollanda:9
Güney Kore:7
İran:6
Japonya:6
Ekvador:5
İspanya:5
Almanya:4
Meksika:4
Ukrayna:4
Kostarika:3
İngiltere:2


YARIN
Futbol hayatın aynası mı?
FIFA'nın rolü
Futbolun geleceği