Dünyanın öbür ucu...

Sarai Sierra'nın öldürülmesi vesilesiyle kapitalist sistem medya aracılığıyla mesaj yollamaktan geri durmadı

KADIN
Perşembe, 7 Şubat 2013 (13 yıl 8 ay önce)

Öldürülmek için dünyanın öbür ucuna gitmeye gerek var mı?

ABD'li turist Sarai Sierra'nın öldürülmesi üzerine burjuva medyada dönen tartışmalarla, kapitalist sistem medya aracılığıyla erkek egemen bakış açısının yansıması olan mesajları da kadınlara yollamayı ihmal etmedi. Neymiş? Çocukları olan evli bir kadın neden tek başına seyahat edermiş? Maddi durumu kötü olan Sarai Sierra'nın uyuşturucu ticaretinde kuryelik yapmasından tutalım da ajan olduğuna yönelik varsayım ve fikirler havada uçuştu. Oturdukları rahat koltuklardan ahkam kesen burjuva medyanın "kalemleri", Sarai Sierra üzerinden toplumsal olarak da şu mesajı verdiler aslında bize, biz kadınlara: "Kadın başınıza gezmeye kalkarsanız, başınıza bunların gelmesini hakediyorsunuz demektir"

Aynı sözleri bir emekçi ailenin evinde bir kadından da duyabilirsiniz; "Ne işi var onun da tek başına seyahat ediyor, otursaymış evinde!" Kadını edilgenleştirip, egemenlik altına alan, nesneleştiren ve varlığını yok sayarak yokeden eril düşüncenin temel savunması da "kadını korumaktır" zira... Kadını korumak için eve hapseder, çalıştırmaz, baba evinden doğruca koca evine yollar, korumak için öldürür, korumak için evlendirir... Toplumsal yaşamda kadın ne kadar pasifleştirilirse, ayakları üzerinde duramaz hale getirilir ve korkularla çember altına alınırsa kapitalist devletin de bekası o kadar garanti altındadır. Çünkü kadın yeri gelir ucuz işgücü olur, yeri gelir ilk işten atılan... Kadın aynı zamanda bedava işgücüdür. Hem kapitalist sistemin ve sermayenin kendini yeniden üretmesini sağlayacak işgücü olan emekçileri bir dölleme fabrikası gibi sürekli üretmekle yükümlüdür hem de bu ücretli köleleri ertesi güne hazırlamakla. Üstelik bunların hepsini de karın tokluğuna yapmaktadır. Karın tokluğu karşılığında verilen şeyse tüm bir yaşamın kendisi olmaktadır. Peki böyle bir yaşamı nasıl kabul ediyoruz? Bizi çevreleyen bir korku duvarları olmasa, kendimizi başka bir cinsin korumasına ve kollamasına muhtaç görmesek isyan etmek kaçınılmaz olur zaten. Ki aslında sistemin bizi güya koruması için teslim ettiği aynı zamanda katilimiz, tecavüzcümüz, elinden kırbacı eksik olmayan patronumuz oluyor.

Sarai Sierra'yı yargılayan -aslında yargılanan Sierra değil; tek başına seyahat eden kadın yani muhtaç olmayan kadın imgesi- en başta kadınların şunu sorması ve görmesi gerekiyor? Sarai Sierra dünyanın bir ucunda öldürüldü peki ya kendi evinde öldürülen binlerce kadına ne demeli? Onlara bir şey demeye yüzünüz var mı? Çünkü onlar söz dinlediler belki çoğunlukla ama yine de en yakınlarındaki "koruyucuları" tarafından katledilmekten kurtulamadılar.

[İstanbul'dan bir Alınteri okuru]