Doğurun, doğurun ama...

Burjuva devletin kadını “annelikle”, “doğurganlıkla” kodlaması neden kaynaklanıyor

KADIN
Pazartesi, 18 Şubat 2013 (13 yıl 8 ay önce)

Nispeten eğitimli ve sürekli gençleşen nüfusuyla Türkiye, uluslararası sermayenin gerek emek yoğun ve gerekse de katma değeri yüksek yatırımları için üs haline getirilmek isteniyor. 21. yüzyılın sanayi stratejisinin belirlenmesinde nüfusun yapısı (gerek gençliği, gerek artış hızı, gerekse nispi eğitim düzeyiyle) Türkiye burjuvazisinin en önemli avantajlarından birini oluşturuyor. Tayyip’in durup durup “3 de yetmez 5 çocuk yapın” buyrukları salmasının esas nedeni de bu. Eğitim sistemindeki kapsamlı yapısal değişimlerin de öyle. Nüfus artsın, artsın ki sudan ucuza bir işgücü cenneti olsun Türkiye!

Tayyipgilleri asıl heyecana getireninse tüm o çabalarına rağmen nüfus artış hızının düşüyor olması. Bu düşüş, TÜİK’in son verileriyle daha da somutlaştı. Verilere göre, Türkiye’de nüfus artış hızı 1.35’ten 1.2 düşerek azalıyor. 0-14 yaş grubunun toplam nüfusta payı yüzde 25’in altına düşmüş. 65 yaş üstünün payı ise yüzde 7.5’a çıkarak artmış. Yaş ortalaması ilk kez 29.7’den 30.1’e çıkmış! Bu oranlar Kürdistan illerinde henüz düşüş göstermiyor. Fakat toplamda Türkiye nüfusu yaşlanıyormuş! Burjuvazi, Kalkınma Bakanı Cevdet Yılmaz’ın deyimi ile “Giderek genç nüfus avantajını kaybediyor”.

Burjuva devletin kadını “annelikle”, “doğurganlıkla” kodlamasının, tek başına AKP’nin ideolojik tercihlerinden ya da toplumu “mutaassıplaştırma” projelerinden değil, asıl olarak burjuvazinin bu stratejik ihtiyaçlarından kaynaklı olduğu bu verilerle daha bir netleşiyor. Aile kurumunun yeniden yeniden kutsanmasının, kadının tüm benliğinin siyasal bir saldırının konusu haline getirilerek burjuvazinin ihtiyaçlarıyla uyumlu bir kalıba dökülme çabasının bamtelini bu gerçek oluşturuyor.

Fakat bu aynı zamanda burjuvazinin başka handikaplarıyla içiçe geçiyor. Bir taraftan genç nüfusun önemi, bir taraftan ucuz kadın emeğinin üretime çekilmesi ihtiyacı, bir taraftan burjuva toplumun temel hücresi olan aile kurumunun krizi, bir taraftan doğurganlık oranının yükseltilmesi…

Burjuvazi bunların hepsini külfetsizce halletmeye çalışırken her defasında bir iç engeline tosluyor! Şimdi de doğurganlığı artırmak için teşvik paketi hazırlıkları yapıyor. Ama daha kısa süre önce emzirme sürelerinin 4 aydan 6 aya çıkarılması konusunda “Ama olmaz ki...” tutumu almıştı!

Kısacası burjuvazi asıl olarak her açıdan bize yüklenerek çözmek istiyor sorunu. Bizden 'emek matriksleri' yaratmak istiyor! Aynı anda hem çok doğurmamızı hem gerekirse doğurmamız için gerekli teşvikler için oluşturulacak fonlara vergi vermemizi, hem doğururken hem çalışmamızı, tüm bunlarla birlikte işçi sınıfını her açıdan yeniden üretecek rollerimizi aksatmamamızı istiyor. Ama yağmak yok, bu o kadar da kolay olmayacak!

[Alınteri'nin Şubat 2013 tarihli sayısından alınmıştır]