Son dönemde sık aralıklarla yapılamaya başlanan sosyal içerikli araştırmalara bir yenisini de İsrafı Önleme Vakfı ekledi. Araştırma sonucunda çıkan rapor bu sefer doğrudan MGK'nın dikkatine sunuldu.
İsrafı Önleme Vakfı'nın, Hacettepe Üniversitesi ve Kara Harp Okulu Öğretim Üyesi Prof. Dr. Halil Kayım ile Gazi Üniversitesi Öğretim Üyesi Prof. Dr. İhsan Sezal'a yaptırdığı araştırma kapsamında 6 ilde bulunan 10 cezaevinden bin 525 hükümlü ile bu bölgelerde yaşayan bin 250 kişi olmak üzere toplam 2 bin 775 kişiyle görüşüldü.
Sözde kapkaç, gasp, çetecilik ve cinsel suçlarla mücadele için yapılan araştırmanın sonucunda ortaya çıkarılan rapor dün yapılan MGK toplantısı öncesinde kurul üyelerine sunuldu.
Araştırmada “suçluluğun” en önemli sebebleri olarak işsizlik ve yoksulluk gösterildi. Bunlardan başka, sebep olarak hızlı ve plansız göç, manevi değerler sisteminde zayıflama, güvenlik önlemlerinin ve suçla mücadelede teknoloji kullanımının yetersizliği de sayıldı.
Zaten bildiğimiz ve bildikleri şeyler: Hızlı ve plansız göç yerine sanayi, bölgesel asgari ücretle göç verilen yerlere gider; manevi değerler sistemindeki zayıflama “birleştirici unsur” din ve şovenizm pompalaması ile doldurulur; teknoloji kullanımındaki yetersizlikte sokaklara konulan MOBESE kameralarının evlerin içine taşınması ile giderilir.
Araştırmada ayrıca bir “suçlu” profili de çıkartıldı. Araştırmanın ortaya çıkardığı profile göre Türkiye'deki suçluların genel özellikleri şöyle;
dar gelirli (500 YTL ve altı),
eğitim düzeyi düşük (ilköğretim ve altı),
çok çocuklu ailelerin ferdi,
erkek (yüzde 89)
ve 18-35 yaşlar arasında.
Yani erkek, genç, işsiz, kalabalık aileden ve ilkokul mezunu.
Araştırmada liberal-ütopik bir çözüm önerisi sunmaktan da geri durulmadı: “Gelir adaletsizliğini ortadan kaldırmak için 'dilencilik kültürü' önlenmeli, bu amaçla bir vatandaşlık hakkı olarak ülkede üretilen milli gelirden asgari bir pay alma esasına dayanan 'vatandaşlık geliri' uygulamasına geçilmeli. Devlet zengin fakir ayrımı yapmaksızın tüm vatandaşlara bir miktar gelir ödemeli."
Sınıfları, uzlaşmaz sınıf karşıtlığını, devletin sınıf karakterini yoksayan, gelir dağılımındaki keskin kutuplaşmanın ve sefalet birikiminin, sermaye birikiminin kaçınılmaz sonucu olduğunu gözlerden gizleyen bu tür liberal kurnazlıklar, kapitalistlere ve onların devletine “dindarca öğütler” ile toplumsal karşıtlıkları uzlaştıracağını sanır.