Chavez örneği ve pratiği için ‘halkçılık’tan daha fazlası söylenemez.
Bir dönemin sembolü Chavez yaşamını yitirdi. Sadece Venezuela halkı değil, Latin Amerika halkları yastalar. Her siyasal sembolü dönemin ekonomik siyasal sosyal konjonktürü sembolleştirir. Karizmatik kişiliğin, kimi yeteneklere sahip olmanın da payı vardır var olmasına bu sonuçta fakat liderin kişilik özelliklerinden de önce onu liderleştiren koşullara bakmak gerekmektedir.
Bir devlet başkanı, “21 yüzılın sosyalizmi, devrim, antiemperyalizm” iddiasıyla popülerleşiyor, kendisine kıt’a çapında güven duyuluyorsa, özellikle işçiler, emekçiler, ezilen yerli halklar içinde büyük bir sevgi uyandırlıyorsa, kanserden ölme ihtimaline karşın üçüncü kez devlet başkanlığına seçiliyorsa bunun platonik bir ilişki olduğunu kimse iddia edemez.
Orada Chavez’den daha ilerisi, onu iktidara taşıyan siyasal toplumsal koşullar, hayatın diyalektiği işliyor demektir. Latin Amerika’da kendisine komünist, sosyalist diyen cılız, ama ondan da önemlisi devrimci ruhunu ve hayatiyetini kaybetmiş partilerin kitlelerden kopukluğu gerçeği, önderlik yokluğu içerisinde ayaklanan sistem karşıtı kitlelerin lider yaptığı bir isimdir Chavez. “Neoliberalizm insanlığın gördüğü en ileri sistem, insanlık tarihi buradan ileri geçemez” diyen burjuva ideolojisinin tüm insanlığı eze eze hakimiyetini kurmasının yarılmaya başlandığı siyasal atmosferde, bazı ülkelerde sendikalar aracılığıyla sınıfın başını çektiği ayaklanmaların, bazılarında neoliberal politikaların tahribatını yaşayan tüm sosyal sınıfların kolektif ayaklanması lider yapmıştır Chavez’i.
Venezüella’da Chavez’i, diğer ülkelerde benzer halkçı isimleri iktidara taşıyan dinamik, neoliberal politikaların keskinleştirdiği çelişkiler zemininde patlak veren kitle tepkileridir. Bir zamanların askeri darbeler ve diktatörlükler kıtası Latin Amerika’yı ilerici yönetimlerin sosyal liberal uygulamalarıyla öne çıkaran dinamik kitlelerin eyleme dönüşen tepkileridir. O tarihsel koşullarda Emperyalizm ve uzantısı oligarşilerle dünya halkları arasındaki çelişkilerin o tarihsel koşullarda kendini yeni biçim ve içerikte ortaya koymasıdır. Ancak, ilerici bir karakter ve işleve sahip olmakla birlikte bu yönelimlerin hiçbiri ’sosyalist’ nitelikte değildir.
Dünyanın çeşitli bölgelerinde küreselleşme ve neoliberalizm karşıtlığı hızla yükselirken, toplumsal hareketlerin büyük bir çeşitlilik ve renklilik gösterdiği bölgelerin başında gelmiştir Latin Amerika. Brezilya, Arjantin, Venezuela, Meksika, Ekvador, Bolivya, Kolombiya, Peru, Brezilya, Venezüella, Ekvador’da ayaklanmaların iktidarlaşma bilincidir Chavez’i lider yapan.
O koşullarda, Brezilya, Arjantin, Ekvador, Bolivya ve Meksika’da işçi hareketleri büyük bir yükseliş gösteriyordu. Venezüella ve Arjantin’de, kent yoksulları ve işsizler hızla politikleşen bir güç olarak kendilerini ifade ediyor, ideolojik ve örgütsel olarak amorf yeni hareketler doğuyordu. Mücadele yaşanan gündelik sorunlara, ekonomik ve sosyal dışlanmaya, yoksulluğa; uygulanan politikaların sonuçlarına yöneliyor gibi yansıyordu fakat hızla politikleşip sistem karşıtlığına dönüşüyordu.
Bu koşullarda Venezüella ve Ekvador’da eski subaylar, emekçilerin desteğini alarak iktidara geldiler. Emekçilerin taleplerini dillendiren bu liderlerden Chavez cezaevinden ayaklanma sonucu çıkartıldı. Faşit bir darbe yine emekçilerin bariyeri sonucu durdurulabildi.
Latin Amerika‘da kitlelerin istemlerinin arkasında durması, sosyal liberal programlara sahip hükümetleri iktidara taşıdı. Bu hükümetler emekçilerin lehine bir dizi sosyal reformlar yaptılar. Daha özcesi orta kesimleri de kapsayan toplumsal muhalefet, eğitimden sağlığa barınmadan toplumsal zenginliklerden pay almaya kadar özlem ve istemlerini gerçekleştirebilecek sosyal liberal hükümetleri iktidara taşıyarak bu hakları koparıp aldılar.
Sosyalizm mi?

Ancak bunlar içinde en ileri gidenlerin başında gelen Chavez örneği ve pratiği için bile ‘halkçılık’tan daha fazlası söylenemez. Böyle bir iddia, sosyalizmi sulandırmak anlamına gelir.
Chavez’in yaptıklarının tarihsel anlam ve önemini teslim etmek ayrı birşeydir, son yıllarında kendi içinde bile tıkanıp bürokratik bir deformasyon yaşamaya başlayan bu tipik halkçı çizgi ve pratiği “sosyalizm” olarak etiketlemek tamamen ayrı…
Chavez yönetimi Venezüella’da, petrol ve başka sektörlerdeki kamulaştırmalar, sağlık ve eğitim hizmetleri, yoksullar lehine bölüşüm düzenlemeleri, ileri bir anayasanın yazılması ve Küba ve diğer Latin Amerika halklarıyla dayanışma gibi çok önemli ilerici adımlar atmıştır. Ancak mülkiyet ilişkilerine köklü bir müdahaleden ısrarla uzak durmanın dışında rejim son yıllarda kaygı verici bir bozulma ve tıkanma sürecine girdi. Bürokratizm ve rüşvet tekrar hortladı, bu arada halkçı “eşitlik” söylemi giderek içi boş bir retoriğe dönüşmeye başladı. Chavez,kişi kültüne dayalı bir iktidar yapısı ve politika tarzını çizgileştirdi.
Tek yanlı bir ABD karşıtlığından hareketle uluslararası ilişkilerde, İran’daki gerici molla rejimini, Suriye’de Esad, Libya’da Kaddafi gibi diktatörleri destekleyip sahiplenmek gibi bir pragmatizm sergiledi. New York ve Londra belediyelerine petrol bağışında bulunmaya kalkmak gibi lüzumsuz shovlara soyundu.
Tüm bunlardan dolayı Chavez’in ve temsil ettiği ideoloji ve çizgiyi “Latin Amerika’ya özgü bir sosyalizm ve devrim denemesi” olarak görmek dahi ona haketmediği abartılı bir paye vermek olur. O, kapitalizmin genel olarak sömürü mantığına değil, neoliberalizmin vahşi sömürü ve eşitsizlik mantığına karşıtlık temelinde bir programa sahipti. Bu nedenle kapitalizmin sömürü mantığına kökten bir karşı çıkışın dayanmak zorunda olacağı işçi sınıfı ve sınıfın müttefikleri değil, genel bir antiemperyalist birlik söylemi öne çıktı.
Sosyalizm sosyal liberal hükümetlerin uyguladığı gibi bir parça eşit pay almak, bir parça adillik, kitlelerin yaşam düzeyinin ilerletmesi, yoksulluğu ötelemek değildir. Yaşanan Latin Amerika deneyimleri dünya emekçilerinin sosyal liberal programların çözüm olmadığını görerek sorgulama ve gerçek sosyalizmi isteme süreçlerine doğru ilerlemeye evrilemedi. Fakat dersler çıkartarak sorgulanması, gerçek sosyalizme doğru ilerlenmesi açısından incelenmesi gereken deneyimler sunduğu da bir gerçek.