Merhumu nasıl bilirdiniz?

Thatcher deyince akla, işçi sınıfının sendikasızlaştırılıp örgütsüzleştirilmesi, neoliberal zorbalığın saldırgan yüzü gelir

DÜNYA
Çarşamba, 10 Nisan 2013 (13 yıl 6 ay önce)

Dünya işçi sınıfı ve emekçilerinin kararlı düşmanı İngiltere‘nin “Demir Leydi” lakaplı eski başbakanı Margaret Thatcher geçirdiği felç sonucu 87 yaşında öldü. Sermayenin tepkisi ayrı sınıf ve emekçilerin tepkisi tam karşıtından oldu. İşçi sınıfı ve emekçilerin onu nasıl bildiği İngiltere ve İskoçya’da bazı bölgelerde kutlamalarla karşılanmasından anlaşılabilir. Sermaye ise Başbakan Erdoğan, ABD Başkanı Obama, İsrail Başbakanı Netanyahu başta olmak üzere neoliberal politikaların “ilham kaynağı"nın ölümüne “ağladı”.

Reagan neoliberal zorbalığın ve açgözlülüğün uluslararası plandaki saldırgan yüzü anlamına geliyorsa, Thatcher da onun ülke içindeki (İngiltere) ayağında işçi sınıfının sendikasızlaştırılması ve toplumun örgütsüzleştirilmesi, gözüdönmüş bir özelleştirme saldırganlığının temsilcisidir. O yüzden neoliberal politikalar kimi zaman Reaganizm ve Thatcherizm olarak adlandırılır.

Eski Başbakanının ölümü, kendi adıyla da anılan ve “Thatcherizm” olarak bilinen neoliberal ekonomik politikalarının vurduğu İskoçya’nın Glaskow kentinde ve İngiliz işçi sınıfının önemli merkezlerinden Londra’nın güneyindeki Brixton’da sokak partileriyle kutlandı. Kutlamalarda “Kaltak geberdi” yazılı pankartlar dikkat çekti.

1979-1990 yılları arasındaki başbakanlığı döneminde İngiliz işçi sınıfına kan kusturan Thatcher, sendikalara karşı verdiği savaşla da bilinir. Onun saldırganlığının altında bir dönemi kapatma, sınıfın ve emekçilerin direnişlerle kazanımlar elde etmesi dönemine son verme nafile çabası yatıyordu. Bu yüzden Ocak 1979′da yaptığı saldırganlık startı şu konuşma hafızalardan silinmedi. “Bazı sendikalar İngiliz halkına meydan okuyor. Hastalara meydan okuyorlar, yaşlılara meydan okuyorlar, çocuklara meydan okuyorlar. Bu ülkenin yasalarına meydan okuyanlara karşı mücadeleye hazırım” Thatcher’in siyasi ve iktisadi politikaları, ortaya koyduğu performansı, dünya halkları ve sınıfın ve emekçilerin acımasız düşmanı çizgisiyle Thatcherizm olarak nitelendirildi.

Thatcher 1984-85 yılları arasındaki büyük madenci grevlerine azgın saldırılarıyla hatırlanır. Ulusal Maden İşçileri Sendikası’nın düzenlediği grevde Thatcher, önceden kömür stoklayarak grevi kırmaya çalıştı; böylece grevde, 1972 yılında yapılan grevin aksine hiç elektrik kesintisi olmadı. Madenci grevine saldırıda pervasızlaşmanın başını çekenlerden biridir Thatcher. Madenciler bir yıl tüm saldırganlığa, ayak oyunlarına karşın direndiler. Fakat sendikalar herhangi bir kazanım elde etmeden grevi sona erdirmek zorunda kaldılar. Thatcher, bunun üzerine 15′i hariç tüm ocakları kapattı ve kalanlar da 1994′te özelleştirildi. Bu yüzden Thatcher’in ölümüne maden işçileri özel seviniyorlar. Bu greve katılmış emekli bir maden işçisi ve Ulusal Maden İşçileri Sendikası üyesi olan David Hopper’un “Bugün benim 70′inci yaş günümdü. Bu hayatımdaki en iyi doğum günüm” diyen konuşmasında bunun yansımalarından biri.



Sistem sözcüsü kurum ve kişilerin yayınladığı Thacther’in ölümüyle ilgili mesajların dahi üçte birinin eleştirel içeriğe sahip olduğu belirtiliyor. Zira Thatcher, emperyalist kapitalizmin belli periyotlarla tekrarlanan ve yeni kriz ögelerini de içinde barındırarak ötelenen, günümüzde ise bütünsellik özelliği kazanan krizine paralel olarak burjuva demokrasisinin geriye kırılmasında da sembolleşmiş isimlerden. Burjuva devletin merkezileşme ve kişilerde sembolleşecek kadar yoğunlaşma sürecinin taşlarını adım adım döşeyenlerdendir.

O, özelleştirilmeler, ücretsiz kamu konutlarının satılığa çıkarılması ve Falkland Adaları’nı Arjantin’den gasp etmesiyle daima anılacak.

Neoliberal politikaların kararlı savunucusu


Thatcher’ın başbakanlık koltuğuna oturduğu dönem aynı zamanda 1973 dünya ekonomik krizinin bütün emperyalist ülke ekonomilerini de vurduğu ve bu krizin atlatılması için emperyalist stratejistlerin arayışlarının hızlandığı bir dönemdi. Avrupa burjuvazisi, sınıf ve emekçilerin onlarca yıllık mücadele ve bedelle kazandığı haklarını tırpanlamak, krizin yükünü emekçilere yıkarak atlatmak istemişti. Bu dönem ayrıca neoliberal politikaların geliştirildiği, özelleştirme programlarının yürürlüğe konulduğu bir dönemdi.
Bu dönem emperyalist hegemonya savaşlarının da kızıştığı, emperyalistlerin birbirlerinin güç ve etkinlik alanlarını daraltma mücadelesinin iyiden iyiye keskinleştiği bir dönemdir.

İşçi ve emekçi sınıfların karşısına, emperyalist burjuvazinin kararlı savunucusu, neoliberal soygun politikalarının ısrarlı bir uygulayıcısı olarak çıkan Thatcher, emek düşmanı kimliğiyle “Demir Leydi” sıfatını kazandı. İktidarda olduğu dönem boyunca sosyal hakların tırpanlanması, özelleştirme, serbest pazar ekonomisi ve neoliberal politikaların uygulayıcısı olarak emperyalist burjuvaziye örnek teşkil etti.

İrlanda halkının katili bilirdik!




Thatcher, iktidar koltuğuna oturduğu andan itibaren İngiliz emperyalizminin ulusal kurtuluş mücadelesi veren İrlanda halkına yönelik baskı ve saldırı politikalarının da baş aktörlerdendir. İrlanda’nın bağımsızlığı için savaşan İrlanda Kurtuluş Ordusu (IRA) militanlarına karşı her türlü kirli savaş yöntemine başvuranlardan. Elleri, cezaevlerinde siyasal konumları yok sayılan İRA militanlarının katledilmesinde kana bulanmıştır.

Kuzey İrlanda’nın Maze Cezaevi’nde Bobby Sands’ın da aralarında yer aldığı siyasi tutukluların, 1981 yılında başlattıkları ölüm orucu direnişinde ölümsüzleşenlerin katillerindendir. 27 yaşındaki Bobby Sands cezaevindeyken İngiliz Parlamentosu'na milletvekili seçilmesine karşın serbest bırakılmadı; ölüm orucunun 66. gününde yaşamını yitirdi. Sands’la birlikte on yoldaşı daha ölüm orucunda yaşama veda etti. Margaret Thatcher bu cinayetin birinci derecede sorumlusu olarak tarihteki yerini aldı.

İşgalci bilirdik!


O yayılmacı politikalarla da anılır. Thatcher 1830 yılında İngiltere’nin işgal ettiği Falkland Adaları’nı Arjantin’in geri almak istemesi üzerine Nisan 1982′de adaları yeniden işgal ederek, katliamcı sömürgeci tarihinin nostaljisini hortlattı. Emperyalist ordusunun işgal ettiği Falkland Adaları geri alındı (Falkland diye adlandırılan Malvinas Adaları 1883’te İngiltere tarafından işgal edilmişti. Arjantin Ordusu'nun 1982′de Malivanas Adaları'nı almak için takımadaları işgal etmesinin ardından Arjantin askerleri 72 gün süren savaş sonucunda İngiliz güçleri tarafından çıkarılmıştı).

Ayrıca ABD ile stratejik anlaşmalarının bir gereği olarak nükleer cruise füzelerinin İngiliz adalarına yerleştirilmesine onay vermekteki rolünü de unutmadık, ABD’nin bu üslerden Libya’yı bombalamasına destek olmasını da...

Sistemin rol modelleri, sembolleri ölebilir. Can çekişen ihtiyar köstebek kapitalizmi mezara gönderip ölümünü partilerle kutlayacağımız günlere doğru!