Thatcher deyince akla, işçi sınıfının sendikasızlaştırılıp örgütsüzleştirilmesi, neoliberal zorbalığın saldırgan yüzü gelir
Dünya işçi sınıfı ve emekçilerinin kararlı düşmanı İngiltere‘nin “Demir Leydi” lakaplı eski başbakanı Margaret Thatcher geçirdiği felç sonucu 87 yaşında öldü. Sermayenin tepkisi ayrı sınıf ve emekçilerin tepkisi tam karşıtından oldu. İşçi sınıfı ve emekçilerin onu nasıl bildiği İngiltere ve İskoçya’da bazı bölgelerde kutlamalarla karşılanmasından anlaşılabilir. Sermaye ise Başbakan Erdoğan, ABD Başkanı Obama, İsrail Başbakanı Netanyahu başta olmak üzere neoliberal politikaların “ilham kaynağı"nın ölümüne “ağladı”.
Reagan neoliberal zorbalığın ve açgözlülüğün uluslararası plandaki saldırgan yüzü anlamına geliyorsa, Thatcher da onun ülke içindeki (İngiltere) ayağında işçi sınıfının sendikasızlaştırılması ve toplumun örgütsüzleştirilmesi, gözüdönmüş bir özelleştirme saldırganlığının temsilcisidir. O yüzden neoliberal politikalar kimi zaman Reaganizm ve Thatcherizm olarak adlandırılır.
Eski Başbakanının ölümü, kendi adıyla da anılan ve “Thatcherizm” olarak bilinen neoliberal ekonomik politikalarının vurduğu İskoçya’nın Glaskow kentinde ve İngiliz işçi sınıfının önemli merkezlerinden Londra’nın güneyindeki Brixton’da sokak partileriyle kutlandı. Kutlamalarda “Kaltak geberdi” yazılı pankartlar dikkat çekti.
1979-1990 yılları arasındaki başbakanlığı döneminde İngiliz işçi sınıfına kan kusturan Thatcher, sendikalara karşı verdiği savaşla da bilinir. Onun saldırganlığının altında bir dönemi kapatma, sınıfın ve emekçilerin direnişlerle kazanımlar elde etmesi dönemine son verme nafile çabası yatıyordu. Bu yüzden Ocak 1979′da yaptığı saldırganlık startı şu konuşma hafızalardan silinmedi. “Bazı sendikalar İngiliz halkına meydan okuyor. Hastalara meydan okuyorlar, yaşlılara meydan okuyorlar, çocuklara meydan okuyorlar. Bu ülkenin yasalarına meydan okuyanlara karşı mücadeleye hazırım” Thatcher’in siyasi ve iktisadi politikaları, ortaya koyduğu performansı, dünya halkları ve sınıfın ve emekçilerin acımasız düşmanı çizgisiyle Thatcherizm olarak nitelendirildi.
Thatcher 1984-85 yılları arasındaki büyük madenci grevlerine azgın saldırılarıyla hatırlanır. Ulusal Maden İşçileri Sendikası’nın düzenlediği grevde Thatcher, önceden kömür stoklayarak grevi kırmaya çalıştı; böylece grevde, 1972 yılında yapılan grevin aksine hiç elektrik kesintisi olmadı. Madenci grevine saldırıda pervasızlaşmanın başını çekenlerden biridir Thatcher. Madenciler bir yıl tüm saldırganlığa, ayak oyunlarına karşın direndiler. Fakat sendikalar herhangi bir kazanım elde etmeden grevi sona erdirmek zorunda kaldılar. Thatcher, bunun üzerine 15′i hariç tüm ocakları kapattı ve kalanlar da 1994′te özelleştirildi. Bu yüzden Thatcher’in ölümüne maden işçileri özel seviniyorlar. Bu greve katılmış emekli bir maden işçisi ve Ulusal Maden İşçileri Sendikası üyesi olan David Hopper’un “Bugün benim 70′inci yaş günümdü. Bu hayatımdaki en iyi doğum günüm” diyen konuşmasında bunun yansımalarından biri.

Sistem sözcüsü kurum ve kişilerin yayınladığı Thacther’in ölümüyle ilgili mesajların dahi üçte birinin eleştirel içeriğe sahip olduğu belirtiliyor. Zira Thatcher, emperyalist kapitalizmin belli periyotlarla tekrarlanan ve yeni kriz ögelerini de içinde barındırarak ötelenen, günümüzde ise bütünsellik özelliği kazanan krizine paralel olarak burjuva demokrasisinin geriye kırılmasında da sembolleşmiş isimlerden. Burjuva devletin merkezileşme ve kişilerde sembolleşecek kadar yoğunlaşma sürecinin taşlarını adım adım döşeyenlerdendir.
O, özelleştirilmeler, ücretsiz kamu konutlarının satılığa çıkarılması ve Falkland Adaları’nı Arjantin’den gasp etmesiyle daima anılacak.
