Bir yıldır verdiğimiz emek ve çabayı bir örgütlülüğe dönüştürmemiz gerekir
Yeni bir çıkış için ön düşünceler
Bir yıldır gerçekleştirdiğimiz direniş belli bir noktaya geldi. Almanya'nın değişik mülteci kamplarından mültecileri ve gene Almanya'nın her yerinden aktivistleri harekete geçirdik. Bir yıldır sokaklarda değişik eylem yöntemlerini deneyerek direnişe devam ettik.
Bundan sonra mücadeleyi daha etkili bir şekilde yürütebilmemiz için verdiğimiz emek ve çabayı bir örgütlülüğe dönüştürmemiz gerekir. Bir yıllık mücadele deneyiminden öğrendik. Eğer bu kadar pratiği bir yere bağlamazsak kazanımlarımız kaybolup gidecek.
Şimdiye kadar Almanya'da yapılamayan bir şeyi yaptık. Hiç kesintiye uğramadan bir yıldır sokaklarda direniş yapıyoruz. Bu eylemler, başka zamanlarda yapılan kampanyalara benzemiyordu. Direkt mülteci kamplarında kalan bizler tarafından örgütlendi ve hayata geçirilidi.
Şimdi bizim esas olarak iki şeye ihtiyacımız var. Biri örgüt, diğeri de teori. Çünkü mülteciler adına çok sayıda kampanya gerçekleştiriliyor ve çok sayıda gazete, dergi ve broşürler, ilanlar basılıp dağıtılıyor. Ama bunlarda direkt mültecilerin insiyatifi olmuyor. Mülteci sorunları ve mülteciler adına başka yerlerde, başkaları tarafından kampanyalar düzenleniyor. Çok sayıda Sivil Toplum Örgütü (NGO) grupları mülteciler adına kampanyalar düzenliyorlar.
Devrimci mülteci hareketi
Bir yıllık direnişi, sürekli sokaklarda kalmayı göze alanlar olarak bizler yürüttük. Bazen aç kaldık. Bazen yatacak yer bulamadık. Bazen haftalarca duş yapamadık. Ayaklarımız yara oldu. Açlıktan ve yorgunluktan bayıldığımız günler oldu. Direnişi tüm bunları göze alanlar sürdürdü. Direnişin esas gücü sürekli zorluklarla boğuşan bizlerdik. Hobi aktivistleri bazen gelip gittiler. Arada bir kendisini gösterip kaybolanlar oldu. Yorulup geri düşenler oldu. Zorlukları göğüsleyemeyerek küsüp gidenler oldu. Ama direniş bitmedi. Çünkü tüm zorluklara rağmen direnişi sabırla sürdüren bizler vardık.
Bugün görüyoruz ki bizim daha fazla politikleşmeye ihtiyacımız var. Pratik mücadele bir anlamda bizleri politikleştiriyor. Ancak bu yeterli değil. Politikleşmeyi sistematik bir hale getirmek için neler yapabiliriz?
Herkesin okuyup anlayabileceği bir periyodik dergiye ihtiyacımız var. Ayda bir yayınlanacak böyle bir derginin yazarı ve okurları bizler olmalıyız. Herkes okumayı ve yazmayı öğrenmelidir. Sadece Almanca ya da sadece İngilizce yayınlanan dergileri herkes okuyup anlayamıyor. Herkes Almanca ya da İngilizce yazamıyor. Bizi, hem okuduğumuzu anlamaya intiyacımız var ve hem de deneyimlerimizi teorize edecek, kendi yazdığımız yazılara ihtiyacımız var. Böylece hem birbirimizi geliştireceğiz ve hem de gerçekleştirdiğimiz pratikleri bir örgütlülüğe dönüştürmüş olacağız. Kalıcı ve uzun vadeli bir yapılanmayı örmüş olacağız.
Son gerçekleştirdiğimiz aktivitelerin adını hep "devrimci" koyduk. Çünkü biz bir şeyleri devirmeyi ve değiştirmeyi istiyoruz. Bu anlamda, dergimizin ve hareketimizin adını "Devrimci Mülteci Hareketi" olarak belirleyebiliriz. Her ay Arapça, Türkçe, Farsça, İngilizce, Almanca, İsponyolca, Fransızca vb. dillerde yayınlanacak olan böyle bir dergi ile biz örgütlenebilir ve politikleşebiliriz. Bu çıkış için destek bulmakta zorlanmayacağımız açıktır.

Böylece, mülteci sorunları ve mülteciler adına çıkan birçok broşür, ilan ve kampanya enflasyonu da sona ermiş olacaktır. Sokaklarda her türlü zorluğu göze alarak sürdürenler aynı zamanda teori ve planlamaları da yapmalıdır. Mülteciler ve direnişciler olarak biz bunu yapabileceğimizi kanıtlamış bulunuyoruz. Direnenler konuşsun, direnenler söz söylesin. Mülteci ya da başka statüde olan ama sürekli sokaklarda direniş ve mücadele yapanlar söz söylesin.
Mültecilik sorunu sadece bir ülkeden bir başka ülkeye gitmek gibi teknik bir problem değildir. Bu sorun aynı zamanda kapitalizm, emperyalizm, savaş ve ırkçılık sorunudur. Bu nedenle bizim kapitalizmi, emperyalizmi, savaşı ve ırkçılığı anlamamız gerekir. Nihai kurtuluş için ne tür mücadeleler vermemiz gerektiğini öğrenmemiz gerekir.
Parlayıp sönen, gelip geçici eylem ve etkinlikler sonuç almak için yeterli olmuyor. Bizim sonuç alıcı örgütlenmelere ve araçlara ihtiyacımız var. Bunun için yeni bir çıkış yapmamız gerekir. Eğer bu çıkışı yapamazsak hareketimiz ve bir yıllık direnişimiz; fraksiyon çatışmalarıyla ya da apolitikleşme ile yozlaşıp kaybolma riski ile karşı karşıyadır.
Enternasyonal Roman Günü'nde yürüdük
İspanya'da ve genel olarak Avrupa'nın genelinde geçmişte yapılmış olan Romanları dışlayan, onlara yaşam hakkı tanımayan zihniyet devam ediyor. Avrupa ülkeri ve bu ülkelerdeki yöneticiler Roman insanlarının aleyhine konuşmalar yapıyorlar ve onları sınırdışı etmek için ellerinden gelen her şeyi yapıyorlar.
Geçmişte de Roman kadınlarını kısırlaştıran şeyler yapılmıştı. Bugün de bu politikanın başka versiyonları devreye sokuluyor. Bu insanlar yaşam hakkı tanınmıyor. Yoksulluğa ve sefalete mahkum ediliyorlar.
Branderburg'ta bunlara karşı bir dayanışma eylemi düzenledik. Romanlar için yapılmış olan anıtın önüne kadar yürüdük. Anıta çiçekler bıraktık. Ancak yürüyüşe katılım sayısı yüzü geçmedi. İnsanlar bu soruna karşı yeterince duyarlı değiller.
Break izolasyon etkinliğinde konser verdik
Bir haftadır direniş çadırlarımızda süren Break İzolasyon etkinliklerinde gerekli görevleri aldık. Bu etkinliklerden biri de konserdi. Direniş çadırlarımıza bir sahne yaptık. Hava güzeldi ve birkaç akşam bu sahnede müzikler yapıldı. Biz de elimizden gelen katkıyı göstedik. Tesadüfen oradan geçen müzisyenler de bu konserlere katıldılar ve ilginç müzikler yaptılar.
Yaşasın insanlaşma ortaklaşma mücadelemiz!..
14 Nisan 2013
Turgay Ulu - Köln