Palästina Komitee tarafından Stuttgart Arena'da düzenlenen konferans 3 gün sürdü
Filistin Komitesi (Palästina Komitee) tarafından Stuttgart Arena'da 3 günlük bir konferans düzenlendi. 10 Mayıs cuma akşamı Verena Rajab ve Evelyn Hecht-Galinski tarafından açılan konferans, 12 Mayıs Pazar günü tüm konuşmacıların katıldığı bir panelle sona erdi. Çoğunluğu farklı şehir ve ülkelerden gelen üçyüzün üzerindeki katılımcının yaş ortalamasının yüksek olduğu görüldü. Augsburg ve Nürnberg'ten katılan göçmen gençlere de rastlandı. Etkinlik her gün Katar televizyonu El-Cezire tarafından canlı yayınlandı.
Tek devlet çözümü
Konferansta yer alan konuşmacılardan bazıları şunlardı: Richard Falk (Princeton Üniversitesi), İlan Pappe (Exeter Üniversitesi - İngiltere), Joseph Massad (Colombia Üniversitesi - Amerika), Asaad Abu Khalil (California Devlet Üniversitesi - Amerika), Haneen Naamnih (Filistinli Avukat), Ghada Karmi (Exeter Üniversitesi - İngiltere).
Tek devlet çözümünün merkeze konulduğu konferansta, BDS Hareketi (Boykot Et, Yatırım Yapma, Yaptırım Uygula) öne çıkarıldı. Çeşitli konuşmacılar tarafından BDŞ'in küresel bir direnişte etkili bir araç olduğu vurgulandı.
İşbirlikçi FKÖ ile birlik değil ayrışma
Massad ve Abu Khalil'in, “Yolsuz ve işbirlikçi FKÖ'yle (Filistin Kurtuluş Örgütü) birlik değil tam tersi ayrışma”yı önermeleri, Arap devletlerinin işbirlikciliklerine yönelik eleştirileri dikkat çekti. Yine El Cezire'den Mhammed Krichen'in Esad'ın halkına karşı işlediği suçlardan söz ederken İsrail'le karşılaştırması, salondaki izleyicilerin bazılarından tepki aldı.
Söz alan dinleyiciler tarafından, Amerikan yanlısı Katar'a ait El-Cezire'nin her şeyi yayınlayıp yayınlamadığı sorgulandı. Yine, Mandela rejiminde siyah polislerin siyah halka ateş açması örnek verilerek bunun Filistin'de yaşanmaması için ne yapılması gerektiği vb. sorular soruldu.

Hamas içinde iki çizgi!
Konuşmalar özetle su eksendeydi:
Massad: Laiklik kavramı emperyal bir yan taşıyor. Demokratik bir devletten yanayım. Hamas'ın içinde iki akım var. Biri Fatah (El Fetih -nba) gibi olmak istiyor. İkincisi, direnişi olduğu gibi sürdürmek istiyor. Ama birinci akım yoğunlaşıyor.İlk Filistin Konferansı 2011'de Wuppertal'de yapılmıştı.
Asaad Abu Khalil: Filistin birliği, işbirlikçiliği öngörüyor. Tam tersine ayrışma olmalı . Hamas'a baskı yapılmalı, Fatah'ın yolunda gitmesin diye. (...) Almanya, İsrail'e denizaltı satıyor. Kamuoyu ile hükümet politikaları arasında büyük bir açı farkı var. Kapitalist demokrasilerin temel sorunu bu, sesiniz duyulmuyor. Bir Avrupa baharı görsek iyi olacak. Yeşil Parti ve Joschka Fischer Amerikan emperyalizminin ajanı gibi çalışıyor...
BM'de Filistin temsilcisi yerleşimlerle boykotun ilişkisini kabul etmedi. Işbirlikçiliğin sonucu. BDS Hareketi İsrail'in adaletsizliğine karşı, daha büyük bir direniş hareketinin bir parçası.
Diyalog değil baskı!
İlan Pappe: Diyaloga yer yok Siyonistlerle. Baskı yapmak gerekiyor. BDS hareketinin amacı bu. İsrail'in yüzde 95'i Gazze'ye saldırıyı onayladı. Küçük bir grup anti-siyonist hareket, gerçeği yeniden keşfederken şok oldu. Onlara (İsrail'e) mesaj konferanslarla ulaşmaz, dışardan baskıyı çoğaltmak gerek.
Hükümetler ve kişilerden oluşan uluslararası bir koalisyon kurulmalı. AB, Rusya, ABD, Brezilya, Küba, Çin, Endonezya, Malezya vb. Sadece politik güçler değil, felsefede ve sivil toplumdaki güçlü isimler de olmalı. Noam Chomsky de New York Review Books'ta bunu yazıyor.
Avrupa medyası, Filistin sorununa ilgi göstermiyor. Mavi Marmara ya da Gazze'ye saldırı dışında, hiç gündeme gelmiyor. İnsan haklarına dayalı yeni bir dil oluşturmak gerekiyor. Yerleşimci sömürgeciliği, ayrımcı (apartheid) rejim vb. yeni kavramlar buna hizmet ediyor. Sömürgecilik kavramıyla ikna etmek zor. Geride kaldı diyorlar. Yerleşimci sömürgecilik kavramı, sömürgeleştirilen halkın bir kimliği olduğunu anlatıyor. Sömürgeciliğe karşı mücadelenin Müslüman olduğunu anlatabilmeliyiz. Gerçeğin karmaşıklığını, istila edenle edilen arasındaki ayrımı çizmek için yeni bir dil gerekli.
İsrail'e geri dönüş hakkı
Ghada Karmi: Stephen Hawking, Jerussalem'deki konferansa katılmaktan vazgeçti. İsrail'e gitmesi, İsrail devletine saygınlık kazandıracaktı. BDS hareketinin çabaları sonucu oldu.
1948'de büyük bir göç yaşandı. Çoğunluk iltica kamplarında buldu kendini. 10 Aralık 1948'de İnsan Hakları Evrensel Beyannamesi yayınlandı. Yine 14 Aralık 1948'de BM'de Filistin üzerine 194 sayılı karar geçirildi. Olanları unutturma ve İsrail'e geri dönüşü engelleme üzerine kuruluydu bütün önergeler. Dönme hakkını dışlayan önergelerdi. Özellikle Ürdün'de tazminatlar, vatandaşlık, batı ülkelerine göçle, Filistin'e dönmenin önüne geçtiler. Oslo Anlaşması'nda da var.
Mülksüzleştirme ve topraksızlaştırma, İsrail'in temel politikası. İsrail her gün toprak çalıyor. Sürgünler buna daha ne kadar dayanacak. Halen iltica kamplarında yaşayanlar var. Böyle yaşayamayız.