Bir tutam pembe gül daha az önce dalda çiçekken, dökülüverdi Osman Yaşar Yoldaşcan'ın kucağına, genç bir işçinin avuçlarından. Başka çiçekler de sunulmuştu topluca, ama o güllerde başka bir hayat vardı. Oracıkta gidilip aranılıp, bulunmuş ve armağan edilmişti yoldaşa. Aynı anda ondan daha gencecik bir işçi serpeliyordu avuçlarıyla suyu Osman'ın bağrına. Ve hep birlikte güneşin kavurucu sıcağının altında şehitlerimizin hayatlarıyla ve ölümleriyle can verdikleri kavgamızın özsuyunu yaşamla buluşturmak istiyor, içebildiğimizce içmek istiyorduk.
Günlerden 2 Temmuz. 84 Ölüm Orucu direnişinde ölümsüzlüğe uğurladığımız Mehmet Fatih Öktülmüş yoldaşı 22. ölüm yıldönümünde anmak için Silivrikapı Mezarlığında yoldaşın mezarı başında toplandık. Fatih yoldaşla birlikte bu mezarlıkta toprağa verdiğimiz 3 yoldaşı daha ziyaret edeceğiz.
Devrim ve komünizm kavgasında şehit düşen devrimciler anısına yapılan saygı duruşuyla başlayan anma devrim kavgasının en zorlu yıllarında mücadele içindeki yoldaşı anlatan bir konuşmayla devam etti. Mücadeleye adanmış bir yaşamın, faşizmin işkence tezgahlarındaki direngenliği, cezaevlerinde teslimiyetin dayatıldığı koşullarda yaşamı ölümle birleştirmedeki tereddütsüz gönüllüğü... tüm bunlar Fatih'i Fatih yapan asıl damarın hayat bulduğu noktalar olsa da onu bu özellikleriyle anmanın bugün mücadelemizin önünü açmada eksik kalacağını bir sonraki konuşmacının yaşamın, tarihin içinden süzülüp gelen Fatih anlatımıyla daha iyi anlıyoruz. Ve adeta “Nasıl komünist olunur” unutulmaz dersini alırken nasıl olunmayacağını da öğrenen öğrenciler gibiyiz. Yapıp ettiği her işle yoldaşlarının, örgütünün, devrimin önünü açan, mücadeleyi bulunduğu noktadan hep ileri çeken, geliştiren, kurucu önder komünist olarak Fatih yeni yetişen yoldaşlarına öğretmeye devam ederken, yürüyüş marşıyla yumruklar havalanıyor.
Hemen yanında omuzbaşında denecek kadar Fatih'e yakın olan Ölüm Orucu direnişinde ipi aynı gün birlikte göğüsledikleri Devrimci Sol savaşçısı Haydar Başbağ yatıyor. Saygı duruşuyla Haydar'ı selamlıyor ve yaratıcısı olduğu direnişin kuşaktan kuşağa taşınan türküsünü onun için söylüyoruz. “Bir türküdür direniş boy verir zindanlarda...”
Ataman'ı bekletmiyoruz. Gençliğinin durmak bilmez enerjisiyle karşılıyor bizi. Fatih ve Haydar'dan sonra onun mezarını da çiçekliyoruz. Saygı duruşu sonrası yapılan bir konuşmayla Ataman bugünümüze tüm görkemiyle oturuyor, içimize yerleşiyor adeta. O, dönemin önder kadrolarının en iyi öğrencilerinden biri olarak önderleşti ve örgüt faaliyeti içinde kurucu bir kadro olarak yerini aldı.
Ve son olarak Türkiye devrimci hareketinin en seçkin komünistlerinden olan yoldaşımız Osman Yaşar Yoldaşcan'ın yanıbaşındayız. Anlatan yoldaş Ölüm Orucu direnişinin hasarını vucudunda taşımasına rağmen konuşması boyunca karşımızda dimdik Osman gibi, sarsılmazcasına durarak, gözlerinden etrafa coşkun, onurlu bir mutluluğun sevinçli ışıklarını saçtı. Amca çocukları olan Osman'la Fatih'i kavga yoldaşlığının kopmaz bağlarıyla birlikte andı. Osman yoldaşı ML'yi özümsemiş, kişiliğiyle, yetenekleri ve zekasıyla bütünleştirmiş bir komünist olarak en zor koşullarda üstelik aranır durumdayken pratikte çözdüğü bir kaç olayla birlikte onun hep yeni çalışmaların başlatıcısı, start vericisi olduğunu anlattı. Konuşmasını “Bugün buradaysak eğer onlar sayesindedir. Osman'a dair anlatılacak çok şey var, hepsini burada anlatmak mümkün olmasa da bir dahaki buluşmalarda sizlere başka yönlerini de anlatmayı umut ediyor ve önünde saygıyla eğiliyorum” diyerek, kavga yoldaşlığının tadına varmış bir komünist olarak bitirirken eli ileriye doğru uzanmış işaret parmağıyla “Hücum!” diyordu.
Devrim ve sosyalizm mücadelesinin ölümsüzleşen önderleri yaşıyor Silivrikapı mezarlığında. Osman türküsünü söylüyor yoldaşlarıyla, Fatih işkencecilerin “vasiyet” dediği son mektubunda grup yapısından çıkmış devrim günlerinin kitlelerle bütünleşmiş partisiyle kucaklıyor biz yoldaşlarını, Ataman gençliğin sürükleyici ateşiyle değil sınıfının militanlığıyla devrim yapmak için yaşıyor ve savaşıyor. Haydar her zamanki gibi tüm inatçılığı ve kavgacılığıyla aramızda ve biz bugünün devrimcileri gerçek kılmak için ideallerimizi onlarla beraber başımız dik, onurla yürüyoruz.
Genç bir işçinin avuçlarından dökülen pembe güllerse göz kırpıyor Osman'ın bağrından geleceğe...