İbrahim Kaypakkaya ve Mayıs Şehitleri Anması 20 Mayıs'ta Stuttgart'ta yapıldı
Demokratik Güç Birliği'nden Mayıs Şehitleri Anması
Stuttgart'ta İbrahim Kaypakkaya ve Mayıs Şehitleri anısına bir panel düzenlendi. Stuttgart Demokratik Güçbirliği Platformu tarafından, 20 Mayıs pazartesi günü Kulturhaus Arena'da yapılan anmaya, yaklaşık yüzelli kişi katıldı.
Kürt siyasetçi-yazar Muzaffer Ayata, Sınıf Teorisi Temsilcisi Okan Cihan ve Partizan Temsilcisi Ahmet Şahin'in konuşmacı olarak katıldığı panel, saygı duruşuyla başladı. Sunumunu Yaşanacak Dünya'nın yaptığı panelde, ilk sözü Kürt siyasetçi-yazar Muzaffer Ayata aldı:
Yenemedikleri için...
En güzel fikirler, onları hayata geçirecek güçler yoksa rafta kalır. 'Türkiye'de siyasal gelişim sosyal gelişimi aştı' dediler, devrimci gençlik hareketini yok ettiler. Solun alternatif olmaması, sosyalizmin taban kazanmaması için tüm örgütler kapatıldı. Yasalar yeniden dizayn edildi. 10 yılda bir darbe yapıldı. Kaypakkaya'nın öldürülmesi, filiz güçlenmesin, kök salmasın diyedir.Barış örtüsü altında savaş siyaseti
Tarihin sesiydik
Diyarbakır'da ölüm bile çok görülüyordu. 'Sizi doğduğunuza pişman edeceğiz' diyorlardı. Tutulan tutulmuş, kaçan kaçmış. Kalanlar teslim alınmak isteniyor. İmha politikasıyla gidildi, bir daha kimse güvenmesin sosyalistlere diye. Mazlum'dan sonra hiçbir şey eskisi gibi olmadı... Devrimci hareket hapishanede rüştünü ispatlamalı. Bugün bile, bize halen konuşalım diyorlarsa, yenemedikleri içindir.
Gençtik, deneyimsizdik, biraz tarihin sesiydik. Evlerimizi, ailelerimizi bırakmıştık. Yeni nesillere aktardıkça, toplumu diri tutar. Gençleri kendi davamızla buluşturamıyoruz...
En fazla 3 ayda yeniden girilir!
Anayasal sistem değiştikten sonra gerilla silah bırakabilir. Türkiye'ye yeniden girmek, en fazla 3 ayımızı alır. Şu anda masada Suriye Kürdistanı da var. İktidar odaklı devrimlerden vazgeçtik. Kadın önderliği oranı, bütün alanlarda kendini gösteriyor.
Latin Amerika'ya gösterilen ilgi burnumuzun dibindeki Kürt Hareketi'ne gösterilmedi. Nuçe TV'yi izlemiyor Türk Solu, Kürt Hareketi'ni dışlamışlar. Dünyanın herhangi bir yerindeki hareketten esinleniyorlar, ama devasa Kürt Hareketi'ni kendine ait görmüyor. Halbuki Türkiye Devrim hareketinin bir parçasıydı.
Beş sayfalık bildirgenin içeriğini gözden düşürmek için harekete geçtiler. PKK İslamcı mı oldu? Biz İslamcılarla, Fethullahçılarla olsaydık, burda onlarla birlikte olurduk. Arkadaşlar turistik amaçlı bile Kandil'e gitmediler. Savaşın bütün yükü PKK'ye kaldı. Sendikal hareketin hali ortada. Uçuk emperyalizm tahlilleriyle süreci durduramayız. Sol, eleştiri hareketi olmaktan öteye gidemedi.
Gerillanın kendi gücüyle, devlete ve uluslararası gericiliğe kabul ettirdiği demokratik talepleri destekliyoruz. Dün yok sayılırken, görüşme masasına gelinmesi ciddi bir kazanımdır. Ama, ezen ulus hakimiyetini kırmayan bir stratejik duruşu desteklemiyoruz. Kürt ulusu kendi iradesini bu noktada tayin etti.ATİK temsilcisi ise, birlikler konusundaki eksikliklere dikkat çekti:
Gücümüz oranında kendi siyasetimizi devreye sokarız. Ulusların tam hak eşitliğini savunuyoruz. Kaygılarımız noktasında sosyalist hareketin zayıflığının payı ciddidir. Kürt gerillasının kendi coğrafyasına çekilmesini eşit olmayan bir pazarlık olarak görüyoruz. Sermaye kendini zamanın ruhuna göre biçimlendiriyor. Barış örtüsü altında emperyalist saldırganlık, aslında bir savaş siyaseti. İslam ordusu ve kardeşliği, AKP-Fethullah çizgisidir.
TDH'nin, ilerici güçlerin birlikleri ilerletememesi ciddi bir eksiklik. İbrahim, Türkiye'deki devletin niteliğinden bahsetmiştir. O nitelik değişmemiştir. Ama biz İbrahim'in düşüncelerini yaşama geçirmede başarılı olamadık. Bu sitem, emperyalist kapitalist bir sistem. Ancak şiddetle yok edilebilir. Bunu en iyi ulusal hareket ortaya koymuştur. Aleviler CHP'nin peşinde koştukları halde hiçbir hakları verilmemişse, bu devletin niteliğini iyi kavramamalarındandır... Bir taraftan barıştan bahsediliyor, öbür yandan Taksim'e çıkmak isteyenlere saldırılıyor.Geçmişin tekrarından kurtulmak
İbrahim Kaypakkaya yoldaşın yarattığı işkencede direnme geleneği, Mehmet Fatih Öktülmüş, Aysel Zehir ve Osman Yaşar Yoldaşcan tarafından geleceğe taşınmıştır. Fatih yoldaşın, işkencede bağırmama, adını bile söylememe tavrı buzkıran rolü oynamıştır. İşkencede direnme tavrı, 80'ler ve '90'larda kitleselleşmiştir.Stuttgart'tan şon şehit Musa Bostancı
'71 kuşağının devrimci kopuşunu sahiplenirken, onlardaki Kemalist lekeleri de görmek zorundayız. Kaypakkaya bu konuda daha ileridir. Ama geçmişin tekrarını yapmaktan kurtulmak zorundayız. Sonuçta, kapitalizmin gelişme düzeyi yeniden çözümlenmeli. Buna bağlı olarak, günümüze uygun mücadele yöntemleri ve biçimleri üretilmelidir.
Özellikle zayıf olduğumuz, işçi sınıfı ve emekçilerin tüm bölüklerini kapsayan bir mücadele çizgisi örülmeli, özellikle esnek çalışma ve taşeronlaşmaya karşı mücadele edilmelidir. Yine, Kürt halkının ve Alevilerin demokratik taleplerine sahip çıkmak ve tüm demokratik, ilerici güçleri birleştirmek günümüzün en temel görevlerinden biridir.