Tecrit koşullarında tutulduğu Sincan F Tipi Cezaevi'ndeki Erol Zavar ağır hastalıklarıyla yaşam mücadelesi veriyor. "Erol Zavar'a Yaşama Hakkı Koordinasyonu" aşağıda kısaltarak yayınladığımız açıklamasıyla dayanışmaya çağırıyor:
1967 yılında Türkiye'nin Zonguldak İli Merkez Ilçesi'nde dünyaya gelmiş olan Erol Zavar evli ve 2 çocuk babasıdır.
Erol Zavar; Ankara 2 No'lu Devlet Güvenlik Mahkemesi'nin 27.06.2001 Tarih, 2001/47 Esas ve 2001/114 No'lu Kararı ile: "Yasadışı Direniş Hareketi Örgütü üyesi olarak, örgütün amacı doğrultusunda mevcut Anayasal düzeni zorla değiştirmeye teşebbüs ettiği" iddia edilerek "TCK 146/1 maddesine göre idam cezası"na ve "duruşmalarda gözlenen iyi hali lehine takdiri indirim nedeni sayıldığından TCK'nun 59/1 maddesine göre cezası indirilip sonuç olarak Müebbet Hapis Cezasi" 'na mahkum edilmiştir.
İlk şiir kitabı yakında yayınlanacak olan Erol Zavar "Başka Bir Dünya Mümkün" logosu ile 1990 yılından beri aylık siyasi bir dergi olarak yayın hayatını sürdürmekte olan ODAK Dergisi'nin sahibi ve yazı işleri müdürlüğünü yapmıştır.
İlk kez 1999 yılınıda Ankara Etlik SSK Hastanesi'nde Mesane Kanseri tanısı ile TUR-T ameliyatı geçirmiş olan Erol Zavar'a stresli ortamlardan kaçınması ve üç aylık periyodlar halinde sistoskopi yaptırmasının önemi vurgulanmıştır. Gerek yoğun işkencelere maruz kaldığı 3 günlük gözaltı, gerekse de izleyen tutukluluk sürecinde karşısına çıkan tüm yetkililere durumu ve alınması gereken önlemleri anlatmaya çalışan Erol Zavar ve ayrıca ailesi ile avukatları bu konuda yıllarca sonuç alamamışlardır.
Diğer pek çok rahatsızlığına ek olarak sözkonusu 'amansız hastalığı'na rağmen Erol Zavar; ilgili tüm kişi ve kurumlarca 'Hücre Tipi' olarak adlandırılan 'F Tipi Cezaevi'ne kapatılmıştır. Değil 3 ay, 3 yıl boyunca ya sistoskopi cihazı olmadığı ya da zaten kendisi için bu tetkike gerek bulunmadığı ileri sürülerek baştan savma fiziki muayenelerle adeta hastalığının geri dönüşsüz bir noktaya doğru evrilmesi beklenmiştir. F Tipi Cezaevlerinin izolasyon koşullarında Erol Zavar'ın migren krizlerinden, astım nöbetlerine, ileri mide ve safra kesesi yakınmalarından menisküs agrılarına dek vücudunda 'yardım çağrısı' geliştirmeyen adeta hiçbir organı kalmamıştır.
Nihayet 2004 yılı Şubat ayında kendisi, eş, arkadaş ve avukatlarının gayretleri ile Erol Zavar'ın sistoskopi tetkikinin yaptırılabileceği bir üniversite hastanesine sevki sağlanabilmiştir. 09/02/04 - 25/02/04 tarihleri arasında yatırıldığı Trakya Üniversitesi Tıp Fakültesi Hastanesi'nde, mesanesinde çok sayıda kötü huylu tümör saptanması üzerine, 17 Şubat 2004 tarihinde ameliyat edilmiştir. Alınan biopsi materyalinin patolojik incelemesi sonucu konan tanı ise "Submukozal invazyonun da izlendiği Transisyonel Hücreli Karsinom, Who Grade II, mesane, TUR-T" olmuştur.
O tarihten bu yana geçen sadece 2.5 yıllık süre içerisinde gerçekleştirilen hemen tüm sistoskopi tetkikleri ameliyat ile sonuçlanmış ve Erol Zavar 8'sinde çok sayıda kanserli tümörün çıkarıldığı toplam 9 ameliyat geçirmek durumunda kalmıştır. Vücut direnci ve bağışıklık sistemi açısından en uygun bakım koşullarında bulunması ve asla strese maruz kalmaması gereken Erol Zavar bu 29 ay süresince yaşadığı birçok sevk sürecinde saldırıya uğramış, yeni ameliyatlı haliyle yatağına zincirlenmiş ve en doğal gereksinimlerine dahi sınırlamalar getirilebilmiş, hatta bazen bizzat imza vererek taburculuğunu öne çekip izolasyon koşullarına, yani hücresine dönmeyi tercih eder durumda kalabilmiştir.
Eşi Elif Zavar'ın başvurusu üzerine Ankara Tabip Odası tarafından bilirkişi görüşü alınarak 31/05/05 tarihinde hazırlanan raporda "(...) mevcut tümör ileri evre tümör haline gelmiş olduğundan hastanın ya Sağlik Bakanlığı Eğitim Araştırma Hastanelerinden birine sevkinin yapılarak orada yeniden değerlendirilmesi ya da Üniversite Tıp Fakültelerinden birine sevkinin (...)" denilmek sureti ile hastalığının giderek ilerlemekte olduğuna vurgu yapılmıştır.
O günden beri geçen bir yıl zarfında hastalığın ilerlemesi sürmüş ve mesane duvarlarında ameliyatlar nedeni ile oluşan yıpranma sonucu tümörün bir kez daha yinelemesi halinde artık mesanenin tümüyle alınması gerekeceği doktoru tarafindan bizzat Erol Zavar'a iletilmiştir. Daha sonraki olası aşamalar konusunda ise doğal olarak kimse henüz konuşmak istememektedir.
Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi (AİHM), Erol Zavar'la ilgili acil başvuruyu 9 Mayis 2006 tarihinde incemeye almayı kabul ederek taraflara son kanıtlarını sunmak üzere 8 Haziran 2006 tarihine dek süre tanımıştır.
Erol Zavar’ın cezaevinde kalması yaşamını büyük oranda riske atmakta, uluslararası belgelerce de koruma altına alınan yaşam hakkının ihlali anlamına gelmektedir. Dokuz büyük ameliyat geçiren ve kanser hastası olan birinin yeri cezaevi olamayacağı gibi, bu kişi hakkında sürdürülecek bir cezanın infazı hapis cezasından fayda uman kişi, doktrin ve anlayışlarca da savunulamayacak bir durumdur. Cezanın infazından bir yarar umuluyorsa Erol Zavar örneğinde böyle bir yarar yoktur. Zira hapis cezası onun için gerçekten hapis cezası değil bir nevi ölüm cezası anlamına gelmektedir.
Sadece son yıllarda siyasi ya da adli nedenlerle Turkiye cezaevlerinde yatarlarken yakalandıkları hastalıkları atlatamayarak ağır ihmaller neticesinde yaşamını yitirmiş insanlarımızın listesine bir göz atmak dahi son derece üzücü ve öfkelendirici bir etki yaratmaktadir.
Yerkurenin alabildiğine 'küçüldüğü' günümüzde Erol Zavar'a reva görülen uygulamalar ile eşi ve sevenlerinin çaba ve çırpınışlarına sizler tarafından da güçlü bir desteğin verileceği umudu ile bu dilekçeyi hazırladık. Ne insan, ne insanlık ne de insanlık onuru ve vicdanından umutlarını kesmemiş dostlarınız olarak sizleri dayanışmaya çağırıyoruz.
Erol Zavar'ın durumu alabildiğine acil ve yarın birşeyler yapabilmek için gerçekten geç olabilir.
"Erol Zavar'a Yaşama Hakkı Koordinasyonu"