Samsun ve Sivas’ta bulunan hastanelerde kene ısırması sonucu tedavi gören iki kişi hayatını kaybetti. Nisan ayından itibaren kene ısırması sonucunda ölenlerin sayısı 17'ye yükseldi.
Samsun 19 Mayıs Üniversitesi Hastanesi'nde ölen 53 yaşındaki Bayram Saçıntı bir hafta önce Amasya’nın Gümüşhacıköy ilçesinden Kırım-Kongo Kanamalı Ateşi hastalığı şüphesiyle sevk edilmişti.
Hastanede, KKKA hastalığı şüphesi ile 3'ü çocuk yaşta olan 14 kişinin tedavisi ise hala sürüyor. Bu hastalardan 7'si Amasya'dan, 5'i Samsun'dan, 1'i Çorum'dan, 1'i de Tokat'taki sağlık kuruluşlarından hastaneye sevk edildiler.
Sivas’ta da Kırım-Kongo Kanamalı Ateşi hastalığı kuşkusuyla, 7 gündür tedavi gören 72 yaşındaki Kiraz Arslan, yaşamını yitirdi.
Kiraz Arslan, Akıncılar ilçesi Yusufşeyh köyünde 20 gün önce göbeğine yapışan keneyi kendisi çıkardı. Keneyi çıkardığı günden 12 gün sonra rahatsızlanarak yakınları tarafından Akıncılar Sağlık Merkezi'ne kaldırıldı. Yaşlı kadın ertesi gün buradan önce Suşehri Devlet Hastanesi'ne sonrada Cumhuriyet Üniversitesi Tıp Fakültesi Araştırma ve Uygulama Hastanesi'ne sevkedildi.
Bu ölümlerin öncesine 2 Temmuz'da, Çorum'un Sungurlu ilçesinde kene tarafından ısırılan ve hastanede tedavi gören 67 yaşındaki İsmet Demirhan hayatını kaybetti.
Alınteri gazetesinin 6 Temmuz 2006 tarihli son sayısında yer alan ve bir işçinin sınıf kininden süzülmüş olan konuyla ilgili şiirini yayınlıyoruz:
Ücretli kölenin aldığı ücret; kanı çekilmesin, teri kurumasın diyedir.
Kurumasın ki daha fazla zenginlik, sefahat üretsin ve kendisi sanayi çöplüklerinde; isin, pasın, tozun, astımın, akciğer kanserinin cehennemine gömülsün ve patronlara sırça köşkler, tatil köyleri, yeryüzü cennetleri üretebilsin diyedir.
Döner sermayenin çarkları, hiç durmaz
Kirtim kirt, kirtim kirt
kollar bacaklar kopar, terimizle yağlanır ve hızlanır kayışlar
artar dişlilerin sesi
kirtim kirt, kirtim kirt, kirtim de kirtim
18 saat mesainin yorgunu bedenler düşer asit kazanlarına,
buhar banyosu zift karası
dumanlar dolar ciğerlere, yırtarak genizleri
kirtim kirt, kirtim kirt
Zehir saçar fabrikalar, karışır sulara dolaşır gecekondu mahallesini
pislikten, zehirden, değilse kuş gribinden, bunu da atlattıysa bu defa yaşam sınırlarının uzağında, açlık sınırının altında olduğundan mutlaka ölür işçi çocukları açlıktan
kirtim kirt, kirtim kirt
Patron neden 4 günlük yevmiye bedeli havalandırma tertibatını döşesin de patlamalara mani olsun ki maden ocağında?
Yavaşlasın mı kanla beslenen bu çarklar?
olmazsa ses verir Meclis'teki kukla:
“Zaten madenciliğin doğasındandır bu göçükler.”
kirtim kirt, kirtim kirt
Krematoryumlarda insanları yakıp imha ediyordu vahşi Alman emperyalizminin
siyasi tarifi olan Nazi faşizmi
şimdi her fabrika bir gaz odasıdır, bir krematoryumdur
örgütsüzken ve parçalanmışken çaresiz olan işçi yığınlarına
mesai bitiminde paydos eder onlar;
sakatlar, veremliler, vebalılar, psikolojik dengesini yitirenler
insanlıktan çıkarılanlar, umutsuzlar, sefiller, ücretli köleler
Sömürmüştür onları dişli çarklar, dokuma tezgahları,
sömürmüştür onları makineler
kirtim kirt, kirtim kirt
semirir keneler
semirir patronlar
ne zaman ki yetti artık: Köle gibi çalışmaya ve yaşamaya hayır denir,
ne zaman ki iner şalterler, uğuldar meydanlar
o zaman;
ezilir keneler, son bulur acılar.