İşçi ve halk sağlığına, Kağanların ve Beratların yaşamı üzerinden tasaruf getirilirken miletvekilleri için emeklilik gibi sağlıkta kıyak.
Sağlıkta piyasalaşmanın son saldırıları emekçiler üzerinde şu şekildeydi: Ölümcül hastalıklara muzdarip emekçilerin bile ilaçlarına kısıtlama, 119 adet ilaçın “sosyal güvenlik” kapsamından çıkartılması, kuruşlu ödeme ile tedavinin de “sosyal güvenlik”ten atılması.
İşçi ve emekçilerin kullandığı ilaçlarda tasarruf yapılırken milletvekilleri, eşleri ve çocuklarının kullandığı ilaçlara tasarruf uygulanmadığı gibi sınırsızlık var. Emekçilerin reçetesi yedi günlük, milletvekilleri ve ailelerinin reçeteleri ise 3 aylık hazırlanıyor.
119 adet ilaçtan önce, göze lazer tedavisi, parası ödenmeyecek tedavi yöntemlerinin içine alınmıştı. Milletvekillerine ise bu konuda bir kısıtlama yapılmıyor.
Yurt dışında tedavi için emekçilerden onlarca evrak istenirken ve çoğu zaman bürokratik yasaklarla tedavi hakları gasp edilirken, vekillere çok kolay koşullarla ve limitsiz olarak yurt dışında tedavi olanağı sağlanıyor.
Eşitsizlik başka yerlerde de kendini gösteriyor miletvekillerine sağlık merkezlerine giderken harcadıkları ulaşım masrafları ödenirken “normal vatandaş” için böyle bir hak yok. Hatta vekillere tedavi yollarında geçirdikleri süre için yevmiye bile ödeniyor.
Mevzuata göre “normal vatandaş”ın ilaç kullanımı şu şekilde:
“Reçetelere Yazılabilecek İlaç Miktarı: Ayaktan yapılan tedavilerde, reçetelere en fazla dört kalem ve yedi günlük tedavi dozunu aşmayacak şekilde ilaç yazılacaktır... İlacın piyasada bulunan en küçük ambalajı, yedi günlük tedavi dozundan fazla ise, bu ilaç bir kutu olarak verilecektir. Ancak, aynı eşdeger gruptaki ilaçlarin piyasadaki yedi günlük ambalaj formlarından bir tanesinin bir kutu olarak verilmesi uygulamasına 1.10.2006 tarihinden itibaren geçilecektir. Pnömoni, bronsektazi, osteomyelit teşhislerinde hekim gerekli gördüğü taktirde 10-14 günlük tedavi dozunda antibiyotik reçete eder.”
Yurt dışında tedavi için emekçilerden istenen koşullar:
"Yurt dışı tedavilerine ilişkin sağlık kurulu raporlarında, Türkiye’de tedavisi yapılamayan, ancak yurt dışında yapılması mümkün olan hastalık açık olarak yazılacak, hastalığa ilişkin klinik bulgular ve laboratuar bulguları, radyolojik ve görüntüleme ile ilgili bulgular, tedavinin Türkiye’de yapılamama gerekçeleri belirtilecek, karar bilimsel/tıbbi gerekçelere dayandırılacak ve verilen kararlarda 'ileri teknoloji ile tedavi gerekli vb gibi' ifadeler kullanılmayacaktır. Raporlarda, memurun ve hastanın adı-soyadı, memura yakınlık derecesi, çalıştığı kurum, dosya ve protokol numarası, raporu veren anabilim dalı/bilim dalı/klinik adı belirtilecektir."
Öte yandan milletvekilleri ise yurt dışına çıktıktan sonra süre sınırı olmaksızın tedavi amacıyla bulundukları ülkede kalabiliyorlar.