Kurtlukta kanun

İngiltere'de kuraklık, ABD'de de mahkumlar üzerinden sermaye birikimi. İşte özelleştirmenin sonuçları...

GÜNCEL
Cuma, 14 Temmuz 2006 (20 yıl 3 ay önce)

ABD'de telekomünikasyon çoktan özelleştirildi.

Kentsel dönüşümde alınan yol da ileride: Cezaevleri, üniversiteler gibi toplumsal, politik mücadelenin keskinleşeceği yerler şehir merkezlerinin 8-9 saat kadar uzağına taşındı.

Alan tekeller için oldukça düz. Onlar için geriye kalan neoliberal kapitalizmin meyvelerini yemek. “Düşeni yemek kurtlukta kanundur” misali telefon tekelleri karlarını mahkumlar üzerinden sağlıyorlar.

ABD'de “taşıma hücreleri” denilen, etrafta farelerin cirit attığı dünyadaki cehennem hücrelerinde kalan, yeterli yiyecek verilmeyen, zorla ücretsiz çalıştırılan federal mahkumların telefonla görüşme “hakkı” var. Çalışma kamplarına dönüştürülen bu cezaevlerine doldurulan ücretsiz köleler, kenar mahallelerden, göçmenlerden, Afrika kökenliler arasından sudan sebeplerle toplanıyor.

Mahkumların haftada 1 saatlik ziyaretçi hakkı var. Aileler ise asıl paraları olmadığı için diğer yandan 8-9 saatlik yolculuğu 1 saat için göze alamadıklarından ziyaret yapamıyorlar. Bu mahkumlar para bulup fahiş fiyatlarla telefon görüşmesi de yapamayacağından New York'ta ödemeli arama devreye sokuldu.

“Kocam neredeyse 8 saat uzakta. En başta ziyaret etmeyi zorlaştırıyorlar. Hafta sonu sadece 1 ziyaret olabilir. Hafta içi ziyaret yok. Kim gerçekten sadece 1 saat için 8 saat yolculuğu isterki? Eyaletin aileleri bir arada tutmak için uğraştığını sanmıyorum.” (Mahkum eşi)

Mahkumların ödemeli arayacağı yakınları telefon firmasının şartlarını kabul etmek zorunda. Bu şartların başında da maliyetin neredeyse 100 katı olan görüşme ücretinin zamanında ödenmesi var.

1750 dolara kadar varan faturaların bir gün geçiktirilmesi ise ertesi gün evin ve eşyaların kaybedilmesi anlamına geliyor. Bir gün içinde mahkum aileleri sığınma evlerine düşüyor.

“New York eyaleti ve MCI'nın fakirden çalarak alıp başını gitmesi rezilce bir şey. Hiç utanmaları yok mu? Hayır, sanırım yok. Böyle bir şeyle nasıl devam ederler? Açıkça fakir ve savunmasız insanlar üzerinden zengin oluyorlar ve asla sorumlu tutulmayacaklar. İğrenç bir durum.”

“Bir keresinde bir aylık telefon faturası olarak 666 dolar ödedim. Faturayı ödediğimde neredeyse kendimden geçiyordum. Bizlerden bu şekilde faydalanmalarının büyük bir utanç olduğunu düşünüyorum. Çoğunluğumuz yoksul insanlarız, bunu tüm cezaevi nüfusu için söyleyebilirsiniz. 'Yoksullar gittikçe yoksullaşıyor, zenginler gittikçe zenginleşiyor' sözünün doğru olduğunu biliyorum.”

“Bir faturayı zamanında yatıramadım. Ertesi gün telefonum bloke edildi ve evimden çıkmam için 3 günlük süre tanındığını belirten bir uyarı aldım. Ve kocamın bundan haberi yok, çünkü telefonum bloke edildi, bilmeyecek de çünkü bir sığınma evine gidiyorum.”


Durum gerçekten rezilce ve mahkum aileleri duygusal öfkelerinde sonuna kadar haklılar. Ama yaşanan neoliberal kapitalizmin mantıki sonuçlarıdır. Türkiye gibi bağımlı ülkelerde sağlıkta sonuçlarını “can alıcı” bir şekilde yaşasak da neoliberal kapitalist dönüşümün mantıki sonuçları emperyalist ülkelerde kendini daha net koyuyor. İngiltere'de özelleştirmenin yarattığı kuraklık ve yukarıdaki örnek.

Biz neoliberalizme karşı bilinçi ve örgütlü bir mücadeleyi geliştirmedikçe, sonuçlarına karşı bireysel ve duygusal çıkışlar yapmaya ama onlar da acılarımız ve sefaletimiz üzerinden zenginliklerini artırmaya devam edecekler.