Şam yakınlarındaki Huta'da "faili belirsiz" kimyasal katliamda bini aşkın kişi vahşice katledildi
Emperyalist hegemonya savaşının bölgesel güç olma sevdalarıyla içiçe geçtiği; çıkarları kimi zaman kesişip kimi zaman çelişen sayısız aktörün cirit attığı, kirli işler çevirdiği bir oyun alanı haline getirilen Suriye, korkunç bir iç savaşın eşiğinde. Aslında “eşiğinde” demenin bile az kalacağı bir kaosa sürüklenmiş durumda.
Bir taraftan sermayenin her açıdan sınırsız dolaşımı ve vahşi birikim politikalarının pürüzsüzce uygulanması anlamına gelen neoliberal politikalarla epeyce uyumlulaştırılan, fakat bu uyumu bile kafi bulunmayan BAAS rejiminin yıkılması için Suriye'ye gönderilen uluslararası bağlantılı dinci-gerici çeteler var. Bu çeteler, emperyalist güçler (ABD-AB) ve onların Türkiye, Suudi Arabistan, Katar,.. gibi bölgesel gericiliklerin kalesi olan güçlerce, her açıdan ihya ediliyorlar.
Diğer tarafta da, Ortadoğu'daki emperyalist hegemonya savaşında kritik anlamlar taşıyan Suriye'deki güçlerini korumak isteyen Rusya-Çin gibi emperyalist güçler ve ABD-AB ekseni dışında kalan İran, onun alt kolu gibi görülen Lübnan Hizbullah'ı, Irak'taki Şii Hükümet... Tüm bu karmaşık denklem, sayısız hamle ve bu hamlelerin kesişmesi-çatışması sonucu olağanüstü bir kaos görünümü kazanıyor.
Bu o kadar böyle ki, yaşananların adresini tespit etmek neredeyse imkansızlaşıyor. Kısacası at izinin it izine karışıp durduğu bir keşmekeş hali!
Olansa, Suriye'nin kadim halklarına oluyor. Bu, hem yanı başındaki kardeş halkına, komşusuna karşı kışkırtılarak düşmanlaşması, kendisi için olmayan bir savaşın piyonu haline getirilerek “insanlıktan” çıkarılması anlamında böyle! Ama hem de, giderek faillerinin belirsizleştiği sayısız kanlı saldırıda kitlesel katliamlarla "imha" olması, yaşamının tüm gözeneklerine savaşın o korkunç ruhunun sinmesi anlamında...
Şam yakınlarındaki Huta'da yaşanan kimyasal saldırı bu durumun doruk noktası oldu! “Muhaliflerin" Esad rejimini, Esad gericiliğininse muhalifleri fail olarak gösterdiği bu korkunç saldırıda çoluk-çocuk binin üzerinde Suriyeli katledildi. Ajanslara düşen iç kanatıcı görüntüler, saldırının kimyasal silahlarla gerçekleştiği konusunda şüphe bırakmıyor!
Suriye'yi bir hegemonya savaşı arenasına dönüştüren tüm akbabalar şimdi birbirini suçluyor. Suriyeli işçi ve emekçilerin savaşın en vahşi biçimlerinden biriyle katledilmiş olması, onlar için savaşı kışkırtacak bir vesile olmak dışında hiçbir anlam taşımıyor. Herbiri bu vahşi saldırıdan nasıl nemalanırım derdinde! Herbiri bununla konumunu güçlendirme telaşında!
Kanlı kefenlere sarılmış yüzlerce Suriyeli bebenin kendileri açısından taşıdığı tek anlam, savaş oyununda masaya sürülecek kart olmalarıdır! Bu masanın en yüzsüz aktörü olan Türkiye, insanın midesini bulandıracak bir fırsatçılıkla her zaman yaptığı gibi BM'i yine uluslararası müdahaleye davet etti! Diğer aktörlerse bunu ya Esad'ı daha fazla sıkıştıracak bir vesileye ya da gerekirse bir müdahalenin taşlarını döşeyecek argümana... Esad'ın arkasındaki emperyalistlerse “savulun” demekle meşgul...
Bu kanlı denklemde olan, Suriyeli emekçilere oluyor! Bir savaş oyunu tahtasına dönüştürülen Suriye her gün kanıyor, kanıyor... Rojava'da Kürtler'in yaşadığı dramla, Huta'daki kimyasal katliamla, evlerini-yurtlarını terketmek zorunda kalan milyonlarla,.. Orayı cadı kazanına dönüştürenlerse bu ölüm ve trajediyi savaşa tahvil etmenin telaşında! Kanlı kefenlere sarılı Suriyeli bebeler, hayatın zindana dönüştürülmeye çalışıldığı Rojava'daki mazlum Kürt halkı işçi ve emekçileri, sınıfın dilini konuşmaya, bu kanlı oyun tahtasını emeğin evrensel diliyle konuşacak bir ülkeye dönüşmesi için isyana çağırıyor!
Suriye'de kimyasal silahlarla yapıldığı açık olan kanlı katliamın faili orayı bir cadı kazanına dönüştürenlerin hepsidir! Kefenlere sarılmış bedenler bize bunun hesabını sorun diye haykırıyor. Hesabı, bu oyunun tüm kurucularını yeryüzünden defetmeyi hedefleyen sınıf kavgasıyla sorulur. Huta'nın daveti budur!