Bir Türkiye hikayesi: E.A!

Bingöl'ün Solhan ilçesinde 2 yıl boyunca sekiz uzman çavuşun tecavüzüne maruz kalan E.A davasının duruşması çarpıcı bir tablodur

KADIN
Çarşamba, 4 Eylül 2013 (13 yıl 1 ay önce)

Kadın cinayetlerindeki geometrik artışa dair sayısız veri sıralayabilir, grafikler çıkarabiliriz. Bu cinayetlerdeki yükselişle taciz ve tecavüz vakalarındaki tırmanış arasındaki doğrusal ilişkiye dair de...

Rakamların o soğuk dilinin bu konuda adeta dile geldiğini, konuştuğunu görürürüz. Rakamlar, arkalarındaki trajik hikayeleri de yüklenmişçesine bir ağırlık olarak boynumuza asılıverir. Bize çürümüş bir düzende sağlam hiçbir çarkın kalmadığını haykırırcasına... 'Bu çürümeye daha ne kadar tahammül edebilirsiniz' sorusunu zihnimizin-yüreğimizin en hassas kancalarına takar gibi... Tıpkı iş cinayetlerinde olduğu gibi...

Burjuva mahkemelerinin-Adli Tıbbı’nın-bilumum kolluğunun elbirliğiyle kotardıkları bu cinayet hikayeleri, taciz-tecavüz vakaları karşısındaki tutumlarına her gün yenileri eklenirken, sadece beynimiz değil, midemiz de buna isyan etmeye başlar. Bu sistemin çürümüşlüğü karşısında burnumuzu tutarak da yaşayamaz hale geliriz. Bu lağım çukuru onu yoketmemiz dışında bir seçeneğin olmadığını bizzat varlığı ile anlatır!..

Sözü, Bingöl Ağır Ceza Mahkemesi'nde dün görülen davaya getireceğiz. E.A Davası olarak kodlanan davaya... Biliyorsunuz Bingöl’ün Solhan ilçesinde yaşayan E.A 2 yıl boyunca sekiz uzman çavuşun tecavüzüne uğramıştı. Çocuk ruhu bu alçakça örselenmişliğe isyanını, intihar teşebbüsüyle dile getirmişti!

Olayın açığa çıkmasından sonra açılan davada sadece bir uzman çavuş (M.T) tutuklanmış, diğerleri de tutuksuz yargılanmak üzere serbest bırakılmıştı.

3 Eylül’de yapılan duruşmada mahkeme, E.A’nın avukatlarının diğer sanıkların da tutuklanması talebini reddettiği gibi, tutuklu sanık uzman çavuş M.T’nin de serbest bırakılmasına karar verdi!

Bununla da yetinmedi, E.A’nın ruhsal durumunun bozulup bozulmadığını tartışma konusu etti! O çok duyduğumuz “kendi isteği...” mevzuuu var ya, hani o ahlaksızlık kılıfı haline getirilen 2 kelime... İşte yine onlarla başlayıp devam eden cümleler kuruldu.

E. A’nın çocukluğu, intihar teşebbüsü umurlarında mı? İşin içinde hem o Kürt illerini yıllardır acıya boğarak devleti ayakta tutan ordunun üyeleri var, onları korumak gerek! Hem de çocuk da olsa E. A’nın sonuçta kadın olduğu anlayışı var. Hani erkeği ayartan, şeytan kadın!!!

E.A’nın çocukluğu sadece duruşmanın kapalı celse olarak görülmesi kararı verilirken hatırlanıyor ne hikmetse! Öyle ya pisliklerinin nasıl bir elbirliğiyle kotarıldığının ortalığa dökülmemesi gerekiyor!

İkiyüzlülüğün bu denli pervasızca sergilenmesi karşısında mide bulantısı ve bir de öfkeden taşlaşmak dışında bir şey yaşamıyor insan!

Yarın da tecavüz edilerek öldürülmüş ABD’li turist Sarai Sierra’ın mahkemesi var. Hani 2 hafta boyunca arandıktan sonra, tecavüz edilerek öldürülmüş cesedi bir kuytulukta bulunan Sierra’nın.

Bu mahkemeler, onun katili Ziya Tasalı’yı da serbest bırakır! Öyle ya günlerce “evli barklı kadının başka bir ülkede tek başına ne işi var?” sorusu etrafında geniş bir toplumsal çalışma yürütülmemiş miydi?! Bu tartışmayla aslında Sierra’nın ölümü hakettiği beyinlere kazınmak istenmemiş miydi?

Ama gelin görün ki Sierra bir ABD vatandaşı. Sadece bu nedenle, katili bir süre daha cezaevinde kalmak zorunda kalacak! Sonra?.. Sonrası malum, araya zaman girdikten, katliam unutulduktan sonra bu çürümüşlük kumkuması ona da “yürü ya kulum” diyecek!

Dememesi için midemizin bulandığını, lağım çukuruna dönüşmüş bu sisteme daha fazla tahammülümüzün kalmadığını daha gür bir sesle haykırmalıyız. Yoksa bu cehennem herkesi yutacak.

Mahkeme-Adli Tıp-Kolluk-Bakanlar-Başbakan... bilumum burjuva devlet elbirliğiyle cinayetleri de, tecavüzleri de gözümüze baka baka aklayacak, kadın cinayetleri sürekli olarak teşvik edilecek, taciz ve tecavüzcülerinse bir ödüllendirilmedikleri kalacak. Tüm kadınları tehdit edercesine!...