Cuma, 11 Ağustos 2006 (20 yıl 2 ay önce)
Uşak‘ın Eşme ilçesinde, son 10 yılda dünyada bulunan en büyük altın madeni bulundu. Altına hücum başladı!
Daha deneme üretiminde çevre köylerden 2 bin kişinin zehirlenmesine yol açan madenin açılışı, tam bir savaş haliydi. Maden binlerce jandarma, özel tim, polis ve özel güvenlik tarafından çembere alındı; protesto gösterilerinin engellenmesi için yollar kesildi.
Protesto gösterileri nedeniyle ancak helikopterle madene gelebilen Enerji Bakanı Hilmi Güler,
“Sadece Bergama ve Kışladağ’daki değil, ülkedeki tüm altın madenlerini de işletmeye açacağız. Bizim bu kararlılığımızı engellemek için bir takım protestolarla, suni engellemelerle karşılaşacağımızı düşünüyorum. Ancak biz bunlardan hiçbir zaman çekinmeyeceğiz. Biz öyle kuru gürültüye pabuç bırakan bir hükümet değiliz. En ufak bir geri adım olmayacaktır!”;
Çevre Bakanı Pepe ise,
“Bazıları yoksulluk üzerinden politika yapıyor. Eşme’de de, Bergama’da da altın üretilecek. O yüzden hiç kimse bağırıp çağırmasın!”
, diye gürlediler.
Açılışa katılmaları engellenen
İnay Köyü emekçileri ise, “Neyi açtığınızın farkında mısınız?”, “Siyanüre geçit yok!”, “Kışladağ zehir saçıyor, bakan madeni açıyor!”, “Eşme’de 2000 kişi zehirlendi. Neden?” dövizleri taşıyarak protesto gösterileri yaptılar.
Halk Sağlığı Üzerinden Sermaye Birikimi
Kanadalı altın tekeli
Eldorado Gold ve taşeronu
Tüprag Madencilik tarafından işletilecek madende üretim yöntemi olarak, dünyanın en ilkel (ancak en ucuz!) yöntemi ve
Bergama‘daki üretim yöntemi siyanür liçinden çok daha tehlikeli (siyanür açık havada kullanıldığı için) olan siyanürlü yığın liçi kullanılacak. 17 yıl sürecek üretim sonunda, 240 tonluk altın rezervinin 104 tonu çıkarılacak; geriye 132 milyon ton zehirli atık kalacak.
Haziran ayında, tüm protestolara karşın, maden ilk deneme üretimini yaptı; bunun sonucunda, çevre köylerden 2 bin kişi şiddetli baş ağrıları, mide bulantısı, nefes almakta zorlanma, kol ve bacaklarda uyuşma şikayetleri ve siyanür zehirlenmesi kaygısıyla hastanelere akın etti.
TTB ve
İzmir Tabib Odası temsilcisi Dr. Oya Otyıldız,
Uşak Tabip Odası Başkanı Zafer Aydın,
Kimya Mühendisleri Odası İzmir Şubesi’nden Prof. Dr. Gürel Nişli ve Şube Başkanı Ertuğrul Barka‘dan oluşan sağlık heyeti, siyanür zehirlenmesi olup olmadığını ortaya çıkarmak için, hastalardan kan örnekleri aldı. Ancak Eşme Kaymakamı, heyeti çağırarak, “izinsiz” olduğu gerekçesiyle (oysa TTB, halk sağlığı konusunda müdahale etmede yetkiliydi), alınan kan örneklerine el koydu. Madenin açılışında ön saflarda yer alacak olan Uşak Valisi ise, TTB heyetini,
“Hurafelerle doldurulmuş olarak eline şırınga almış bir iki hekim.” , diye suçladı. Ancak heyet, siyanürün yarılanma ömrü olan 66 saatten önce tahlil yapılması gerektiğinden, kendilerine başvuran hastalardan yeniden kan örnekleri aldı ve kanda siyanür tahlili yapan tek laboratuar olan Ankara‘daki özel bir laboratuara iletti.
27 Haziran’da 2 bin kişi zehirlenmişti, 29-30 Haziran’da alınan kan örnekleri 1 Temmuz’da tahlil edildiğinde, hepsinde siyanür zehirlenmesi tespit edildi.
Ege Üniversitesi Halk Sağlığı Ana Bilim Dalı Öğretim üyesi Prof. Dr. Ali Osman Karababa, tahlil sonuçlarını yorumladı:
“Normalde insan kanında siyanür bulunmaz. Yeni sonuç, 0.2′yi ‘normal’ kabul etsek bile bunun üzerinde. İki tane örnek üzerinden bile bunun siyanüre bağlı olduğunu söylemek çok kolay; 0.64 ve 0.54 mg/L. Üstelik siyanürün yarılanma ömrünü düşündüğümüzde, üzerinden iki gün geçmiş, iki gün içerisinde bu en azından yarıya kadar azalmış, bu demektir ki 0.54 aslında 1 mg/L, 0.64 ise aslında 1.28 mg/L’dir.”
Kaymakamın kan örneklerine el koymasından Vali’nin suçlamalarına, zehirlenme nedeni olarak uydurulan binbir yalana kadar hepsi, işte bu gerçeği saklamak içindi!
Kaymakamı, valisi, jandarması, özel timi, bakanı vb. ile devlet, halk sağlığını korumak için mücadele edenlere karşı devlet terörü; ne pahasına olursa olsun 104 ton altını sermaye birikimine dönüştürmek (2.2 milyar dolar) isteyenlerin sopasıydı.
Altına Hücum
Eldorado Gold ve taşeronu Tüprag’ın bölgedeki maden çalışmaları ‘97′den bu yana sürüyor. Tekel ve taşeronu, Bergama dersleriyle de donanarak, bölgedeki köylülerin direniş eğilimini kırıp desteğe dönüştürmek için, onları içerden bölüyor, toplumsal-sınıfsal ayrışmayı hızlandırıyor.
Tüprag, son birkaç yılda köylülerin topraklarını 11 milyon dolara satın aldı, 34 km. elektrik hattı döşedi, su kanalları açtı.
Tüprag Halkla İlişkiler Müdürü Mehmet Yılmaz, savaşım yöntemini açıklıyor:
“Bergama örneğinden ders aldık. Maden açılmadan 10 yıl önce bölgedeki köylülerle yüzyüze görüşüp, çalışmalarımızı anlattık. 340 bin dolar harcayarak 9 köy ve 5 mahalleye götürdüğümüz sudan 2 bin 500 kişi faydalanıyor. Köylülere sürdürülebilir kalkınma modeline uygun taşıyıcı kooperatifi kurduk. Seracılığı teşvik ettik. Üç seradan geçen yıl elde ettiğimiz 24 ton domatesi köylülere parasız dağıttık. Santralimizde üretilen elektriğin yarısını TEDAŞ’a veriyoruz. Küçükbaş hayvancılıkta köylülere koyun ve koç dağıttık. 75 bin fidan diktik.”
Maden sahasının çevresindeki köylerin toplumsal yapısı sıçramayla değişti. Şirket köylere yol, kanalizasyon, su şebekesi yaptı; ırgatları da maden işçisi.
Çorak arazilerini 11 milyon dolara Tüprag’a satan
Gümüşkol, Katrancılar, Söğütlü, Bekişli vb. köylülerinden, daha önce ırgatlık yapan 700'ü maden işçisi oldu; 25 günlük “kurs”tan sonra, kırıcı, ocak, cevherin siyanürle yıkandığı liç alanında işbaşı yaptılar. Özel sağlık sigortaları yapıldı. Dört köy birleşerek, ulaşım-taşıma kooperatifi kurdu; 22 minübüs aldılar ve işçileri madene götürüp getirmekten ayda 60 milyar lira kazanıyorlar.
Eskinin ırgatları maden işçisi olunca, o güne dek yoksun kaldıkları metaları satın almaya akın ettiler. Evler yeniden döşendi, otomatik çamaşır makineleri, oturma ve yatak odası takımları, “72 ekran” televizyonlar, motosiklet, otomobil, traktörler alındı. Değişim, misafirlere sütlü nescafe ikram etmeye dek vardı.
Şirketin satın almak istediği toprakların bir kısmı, madene karşı çıkan İnay Köyü’nde bulunuyor. Tüprag, çevredeki tüm su kaynaklarına el koyduğu gibi, su borularını İnay Köyü’nün içinden geçirmek istiyor. Şirketin su yolu kazı çalışmalarına engel olmak isteyen İnay köylülerine defalarca jandarma saldırdı. Yaralanan köylülerin hastaneye başvurması üzerine Vali devreye girerek rapor almaları engellendi. Ardından, İnay Köyü gündüz-gece jandarma ablukasına alındı.
Ufuk Çizgisi, 1 Ağustos 2006, Sayı: 43