Bir mülteci direnişi deneyimi

Almanya'da mültecilerin sınırlamalara ve yok saymaya karşı başlattıkları direniş Avrupa çapında yaygınlaşıyor

DÜNYA
Çarşamba, 8 Ocak 2014 (12 yıl 9 ay önce)

Freiburg'ta 3. Enternasyonal Konferansı


Avrupa'da mültecilere ve diğer ezilen kesimlere uygulanan izolasyon yasalarını kırıp değiştirmek için yıllardır Almanya sokaklarında sürdürdüğümüz direnişi, Avrupa'nın geneline yaymak için başlattığımız girişim devam ediyor. Şimdiye kadar, ilki Brüksel ve ikincisi de Roma'da olmak üzere iki enternasyonal konferans gerçekleştirmiştik. Bu konferanslardan üçüncüsünü de Almanya'nın Freiburg kentinde gerçekleştirdik. Freiburg'u seçmemizin amacı, diğer Avrupa ülkelerinden gelecek olan delegelerin daha kolay ulaşmasını sağlamaktı.

3. Enternasyonal konferansımıza Avrupa'nın değişik ülkelerinden, farklı örgütleri temsil etmek üzere elli delege katıldı. İkinci konferansta ortak taleplerimizi içeren bir metin kaleme almış, bu metni farklı dillere çevirerek diğer örgütlere sunmuştuk.

3. Konferansımıza ilk defa katılan örgütler oldu. Yeni katılan örgütler, bundan sonraki çalışmaları birlikte yürütme kararı aldılar.

Üçüncü konferansımız 2 tam gün sürdü. İlk gün biraz tartışmalı geçti. Daha önceki konferanslarda önerdiğimiz Brüksel yürüğüşünü, içinde bulunduğumuz 2014 yılının Mayıs ayında yapılacak olan Avrupa seçimlerinin arefesinde yapmayı planlamıştık. Ancak, Fransa'dan katılan Sam Papir örgütü ve İtalya ile Belçika'dan katılan örgütler bu tarihi erken buldular. İçinde bulunduğumuz yılın Haziran ayında Avrupa'nın içişleri bakanlarının düzenleyeceği toplantı arefesinde yapma önerisi yapmışlardı. Daha önceki konferanslarda tarih konusunda tam bir uzlaşmaya varamamıştık. Üçüncü koferansın ilk günü tamamen bu tartışmayla geçti.

Uzun tartışmalar sonucunda, birliğimizin bozulmamasını esas alarak yürüyüşümüzü Haziran'da yapılacak olan içişleri bakanlıkları toplantısı arefesinde yapmak yönünde ortak bir karara bağladık. Ancak biz Almanya'dan katılan direnişçiler olarak yürüyüşü zaten Mayıs ayında başlatmak zorundayız. Brüksel'e en yakın olan Almanya şehrinden bile başlamış olsak epey bir yol yürümemiz gerekecek. Avrupa Parlamentosu seçimleri olduğu zaman biz yürüyüş kolunda olacağız ve böylece seçim gündemini de direnişle karşılamış olacağız.

Üçüncü enternasyonal konferansımızda, büyük Avrupa yürüyüşü için bir slogan ve bir sembol önerdik. Sembol olarak Avrupa sınırını çiğneyen ayak izi sembolü ve slogan olarakta; “Özgürlük için yürü, sistemle savaş!” sloganı ya da; “Sınırlara ve milliyetçiliğe hayır!” sloganı en çok beğenilenler oldu.

Brüksel yürüyüşü için belirlediğimiz ortak güzergah şöyle oluştu: Önce değişik ülkelerden yola çıkarak uluslararası sınır ve yasakları çiğneyeceğiz, Strazburgta buluşarak hep birlikte Brüksel'e yürüyeceğiz. Brüksel'e varacağımız tarih olarak 21 Haziran'ı belirledik. 26 Haziran'da içişleri bakanlıkları toplantısı olacak ve biz bir hafta öncesinden Brüksel'de olacağız, bir haftayı kampanya ve eylemlerle geçireceğiz.

Üçüncü konferansa katılan delegeler yürüyüş konusunda değişik deneyimlere sahipler. Sam Papir grubu geçtiğimiz yıl bir yürüyüş yapmıştı. Biz de geçtiğimiz yıl uzun bir yürüyüş gerçekleştirmiştik.

Biz Almanya'da bulunan mültecilerin eyalet dışına çıkmaları yasak olduğu için, hem Almanya ve hem de Almanya dışına yaptığımız seyahatlar için risk almak durumundayız. İkinci enternasyonal konferansa giderken bir arkadaşımız Münschen kentinde tutuklanmıştı ve bizlere de eyalet dışına çıkma yasağını çiğnediğimiz için ceza vemişlerdi. Üçüncü eternasyonal konferans için Freiburg'a giderken de polis kontrolü oldu ve bir arkadaşımızın cezası olduğu için tutuklamak istediler ancak Freiburg'ta bulunan bir dernek bu parayı ödeyerek arkadaşımızın tutuklanmasını önledi.

Münschende tutuklanan El Mütena yoldaşımız, gerçekleştirdiğimiz enternasyonal kampanya ve eylemler sayesinde serbest bırakıldı. Dördüncü enternasyonal toplantımızı Amsterdam'da, Şubat ayının başında ya da ortasında gerçekleştirme kararı aldık. Cezası olduğu için Hollanda dışına çıkamayan El Mütena arkadaşımız da böylece bu konferansımıza katılmış olacak. Onu özledik. Selam olsun risk alarak kavgaya atılanlara.

Hamburg'taki üç semt 'tehlikeli bölge' ilan edildi



Geçtiğimiz günlerde Hamburg'ta işgal apartmanı olan Rote Flora'nın yıkılmak istenmesini ve mültecilere uygulanan baskıları protesto etmek için büyük bir eylem gerçekleştirmiştik. Bu gösteriye polis sert bir biçimde saldırmıştı. Yürüyüşü yasadışı ilan etmişti. Yaşanan sokak çatışmalarında polisten ve göstericilerden yaralananlar olmuştu. Bu eylem sonrasında Hamburg'ta bir karakola saldırı oldu, polislerden bazıları atılan metal ve şişe darbeleriyle yaralandılar. Bunun ardından polis sokaklarda terör estirmeye başladı. Karakola saldırı yapanları ihbar edenlere ödül sözü verdi. Diğer yandan üç bölgeyi tehlikeli bölge ilan ederek sürekli gözaltı ve kontroller yapmaya başladı.

Hamburg'taki polis kontrollerine karşı insanlar tehlikeli bölge ilan edilen semtlerde gösteriler yapmaya devam ediyorlar. Alman polisi ve devleti bu gösterilerin genele yayılmasından korkuyorlar. Sosyal haklarda yapılan kısıtlamalara karşı tepkilerin gelişmesinden korkuyorlar. Devlet bir yandan kitlelerin hassas noktalarına dokunmaktan çekinirken diğer yandan isyanların başlamasını önlemek için dizginsiz bir baskı ve şiddet politikası izliyor.

Oranienplatz'daki direniş çadırlarımız için saldırı kararı alamadılar



İçişleri Bakanı Henkel'in direniş alanımızı yıkmak için verdiği son süre dolmasına rağmen şimdiye kadar bir polis saldırısı olmadı. Bugün yaptıkları basın toplantısında da yıkma yönünde bir karar çıkmadı. Yetkililer, direniş alanımızın yıkılması için mahkeme kararını bekleyeceklerini açıklamakla yetindiler. Berlin gibi bir şehirde kampsamlı bir polis saldırısını şimdilik tercih etmiyorlar. Hamburg şehrinde gerçekleşen kitle tepkisinin burda da tezahür edeceğinden endişeleniyorlar.

Berlin'de de zaman zaman etkili eylemler gerçekleştiriyoruz. Ancak henüz Hamburg'taki kadar radikal ve kitlesel değil. Türkiye'de gerçekleşen yolsuzluk olaylarını protesto etmek için ve değişik gündemlerle ilgili olarak Berlin'de küçüklü büyüklü eylemler gerçekleştiriyoruz.



(…) İsrail'deki mülteciler 30 bin kişilik bir eylem gerçekleştirdiler. Önümüzdeki günlerde Avrupa'nın sokakları mülteci eylemleriyle daha da ısınacak. Haksız savaşlar ve etnik çatışmalar devam ediyor. Bu durum Avrupa'ya mülteci akışını devam ettiriyor. Bu akışa karşı Avrupa ülkeleri yeni sınırlayıcı yasalar çıkartıyorlar.

Bulgaristan ve Romanyalıların Avrupa'da çalışma, dolaşma hakkı için gerekli olan 5 yıllık süre doldu. Bu durumdan, başta Almanya ve Fransa olmak üzere endişe duyuyorlar. Almanya'da yapılan tartışmalarda kurallara uymayanların hemen iade edilmesi için tedbirler almak istediklerini beyan ediyorlar.

(…) Eylem ve etkinliklerimizi planladığımız biçimiyle hayata geçirmeye devam ediyoruz. Almanya'nın her yerinde yapılan etkinliklere artık bizim devrimci mülteci hareketimizden mutlaka bir katılım oluyor.

Önümüzdeki günlerde, devrim kartalı Rosa Luxemburg'la ilgili etkinlik ve eylemlere davetliyiz. Yarın akşam bu konu ile ilgili bir tartışma programına katılacağız. Ayrıca Rosa Luxemburg Konferansı'na çadır ve materyallerimizle katılacağız.

İşgal okulu ile ilgili olarak bir grup sanat okulu öğrencisiyle birlikte yapmış olduğumuz film tamamlandı. “Kazanacağız” adlı filmimizi ilk olarak bir dernekte gösterdik. Film sonrasında değerlendirme ve tartışmalar gerçekleştirdik. Böylece işgal okuluyla ilgili olarak ilk 11 dakikalık filmimizi yapmış olduk.

Değişik dergi, site gibi yerlerde yazılarımız yayınlanmaya devam ediyor. Radyo ve televizyonlarla yaptığımız röportajlar devam ediyor. “Almanyada Bir Mülteci Direnişi Deneyimi” başlığıyla yazdığımız kolektif Almanca kitap, Alisolomon Üniversitesi'nde ders olrak okutuluyor. Eylemi yapanların kendi teorilerini de oluşturabileceğini kanıtlamış oluyoruz.

Yeni teori ve örgütlenme modelleri bu pratik direnişlerin içinden çıkacak. Dışardan gazel okuyonlar boşuna kendilerini yormasınlar. Gelsinler sokaklara dalsınlar, onlara önerimizdir. Sokak komünleri kendi önünü açarak ilerlemeye devam ediyor.

Yaşasın İnsanlaşma Ve Ortaklaşma Mücadelemiz!

7 Ocak 2014
Turgay Ulu
Berlin