Devlet geçici işçilere kadro verecekmiş!

GÜNCEL
Pazar, 13 Ağustos 2006 (20 yıl 2 ay önce)

ANKA haber ajansı bugün geçtiği bir haber ile AKP hükümetinin kamu kuruluşları ve belediyelerde geçici işçi statüsü ile çalışan 163 bin 867 işçiye kadro vermeye hazırlandığını duyurdu.

Sınıfı kağıt üzerinde bölüp parçalamanın ve kölece çalışma koşullarının yasal bir formülasyonu olan geçici işçilik uygulamasının 20 yıllık bir tarihi bulunuyor. Geçici işçiler en fazla 11 ay ve 29 günlük sözleşmelerle çalıştırılıyorlar. İş güvencesi ve örgütlenme hakları bulunmuyor. Ve tazminat hakları gasp ediliyor.

Uygulama ağırlıklı olarak yerel hizmetlerde hayat buluyor. Belediyelerde tam 140 bin işçi, geçici işçi statüsünde çalıştırılıyor. Mevcut geçici işçilerin kalan kısmı ise TİGEM, MTA, BOTAŞ, PETKİM, TEDAŞ, İller Bankası, Çay-Kur, Tekel, il özel idareleri, Devlet Meteoroloji ve TCDD gibi kamu kurumlarında istihdam edilmiş durumda.

Dev kamu kuruluşlarının özelleştirme/peşkeş süreci tamamlandı, temel hizmetlere gelindi. Sağlık ve eğitimde yaşamlarımız üzerinden öldürücü adımlar atılıyor. Peki geçici işçilerin kadroya alınması da nereden çıktı?

İşte bunun üzerinde düşünmek gerekiyor. Bunun en büyük nedenini geçici ve taşeron işçiler arasında en son ve halen devam eden Gaziosmanpaşa ile Seyhan belediyelerinde yaşandığı gibi, artan örgütlenme ve mücadele dinamikleri oluşturuyor. Kölece, uzun ve yoğun aşağılanma altında sefalet ücretine çalışmanın oluşturduğu örgütlenme girişimleri, eylemler ve tepki birikimi, burjuvaziyi de tedirgin etmeye başladı.

Başka bir sebebi ise, iyiden iyiye havasına girilen seçim atmosferi oluşturuyor. Hükümetin bu girişimini bir seçim yatırımı olarak da okuyabiliriz.

Bilimsellik şüpheciliği gerektirir. İşin bu boyutunu da atlamamız gerekiyor. Bu işin altında da bir çapanoğlu çıkacaktır. AKP Genel Başkan Yardımcısı Şükrü Ayalan'ın konuyla ilgili şu beyanatı da şüphe tohumları ekmektedir: “Hiçbir işçi işten çıkarılmayacak. Mevcut imkanlar dahilinde bütün işçilerimizin kadrolu olması için Sayın Başbakanımızın talimatı var.”

Devletin “mevcut imkanlarının” emperyalist ve işbirlikçi mali sermaye tarafından nasıl hortumlandığı düşünüldüğünde bu yolda bir adım atılamayacağı açık. Yapılan, milyonlarca geçici, taşeron, sözleşmeli memur ve işçiyi beklenti içine sokma ve gevşetme girişimidir.