Kediler

GÜNCEL
Pazartesi, 14 Ağustos 2006 (20 yıl 2 ay önce)

EVRENSEL - Ev ahalisine iki yeni kedi katıldı. Bunlardan birisini sokakta perişan ve kan revan içinde bulup, hemen veterinere götürmüştüm. Götürdüğümde önüme bir belge koydular. Altına imza atmam istenen kağıtta yapılacak girişim ve tedavilerin bedelini ödemeyi kabul ettiğim yazıyordu. Biraz şaşırıp, sonunda ne ile karşılaşacağımı bilemediğimden bocaladıysam da imzalamak zorunda hissettim kendimi. Kedinin halini düşününce, onu tedavisiz bırakmam söz konusu değildi. İmzalamadığımda kediyi de alıp gitmem gerekecek gibi görünüyordu.

Bu belgenin bir benzerini hastanelerde her gün tedavi için gelen insanların imzalamak zorunda kaldığını biliyoruz. Rehin tutulan hastaları da… Sağlık Bakanlığı aksini iddia edip, zaman zaman genelgeler yayınlasa da, oluşturulmaya çalışılan modelde farklı bir uygulama mümkün görünmüyor zaten. Sağlık kuruluşlarını işletmeye dönüştürüp, kardan çalışanlara da küçük sus payları verdiğinizde, işletme gelirlerini garanti altına almanın bir yolunu bulmanız gerekecektir. İmzalı belgeler de bu gelirlerin garantisi olarak görülecektir.

Oysa yargı nezdinde bu belgelerin pek de geçerliliği olmasa gerekir. Zamanında kiracılar için çıkmış benzer kararlar bulunmaktadır. Ev sahipleri eskiden kiraya verecekleri evleri için bir kontrat, bir de evi boşaltacağına dair bir taahhütnameyi imzalatırlardı müstakbel kiracılarına. Kontratla aynı tarihli düzenlenen bu belgelerin, kiracının baskı altında olması nedeniyle geçerli olamayacağı kararı verilmişti yıllar önce.

Sağlık kuruluşları, -işletmeler diyelim, daha uygun olacak- bu belgeleri imzalattığında benzer bir durum ortaya çıkıyor. Hasta yakınları o kağıtları imzalamaktan başka çareleri olmadığını düşünüyorlar. Kendilerini baskı altında hissediyorlar. Baskı altında düzenlenen belgelerin ise hukuken geçerli olabilmesi mümkün değil, örneklerden bildiğim kadarıyla. Ancak bu sorun sürüp gidiyor. Sağlık Bakanlığı dönem dönem genelgeler yayınlamayı, hastayı kabul etmeyen işletmelerden birisini meydanda sallandırmayı elden bırakmıyor. Bu dehşet verici uygulamanın sorumluluğunu da sağlık çalışanlarının sırtına yükleyip işin içinden çıkıyor. Sağlık hakkından dem vurup, işletme modelleri geliştirmekten de geri durmuyor. Öğrenilmiş çaresizlik duygusu içindeki insanlar son noktaya gelmeden, hatta o noktada dahi sağlık hakları için çaba göstermiyor. Otlardan, aktarlardan medet umuyor.

Zamanında kiracılar lehine verilen yargı kararını aşmak için yan yollarla sorunun etrafından dolaşmakta gecikmemişti insanlarımız. Taahhütname tarihini farklı ve kontrattan sonraki bir zamana yayarak aştılar sıkıntılarını. Sorunların etrafından dolaşmak, yokmuş gibi yapmak, hekim yerine eczaneden medet ummak, eczane yerine aktara gitmek, o da olmazsa ölmeye yatmak, ölümün adını ecel koymak, ama sorunları kaynağı ile birlikte tartışmamak, o kaynağı ortadan kaldıracak çözümler üretmemek, o çözümler için mücadele etmemek daha kolay tabii ki. Hastanız acı çekerken, önünüze getirilen her belgeyi imzalar, başka bir yol varsa onu da denersiniz. O gerilim anında sağlık kuruluşunun işletmeye dönüştürülmesi, sağlığın bir kar alanı olarak tanımlanması ve sağlık hizmetine ulaşabilmek için önünüze çıkartılan engellerin gerçek nedenleri ile uğraşmanız da beklenemez elbette. Sağlık hakkı, hasta ve hasta yakını hakları için uğraş verenlerin; bu gerilimin düştüğü ama tümüyle unutulmadığı dönemde sürece müdahil olmaları gerekmektedir. Gerçek nedenlerle mücadele edebilecek bilgiyi o insanlarla paylaşabilmeleri, güçlerini birleştirebilmeleri. Tepkileri hep birlikte doğru hedeflere yönlendirebilmeliyiz.

Kediler nasıl mı iki oldu? Tedavi edilmesi için getirilen, terk edilmiş kör bir yavru kediyi de kafeste bırakmaya kıyamadık tabii ki…

Şebnem Korur Fincancı