Sezeryan yapan hekime ceza

Kadınların kaç çocuk doğuracaklarını belirlemeye çalışan devlet, doğumun dahi nasıl yapılacağına karar vermeye çalışıyor

KADIN
Cumartesi, 25 Ocak 2014 (12 yıl 9 ay önce)

Kadına karşı şiddetin ve cinayetlerin vahşet boyutlarında artarak sürdüğüne tanık oluyoruz her gün. Kadının burjuva sistem tarafından ikinci cins olarak görülmesi ve ucuz işgücü etiketinin yanında meta olarak değerlendirilip erkek himayesine devriyle kadın için şekillenen kölece yaşam, kadını iş yaşamından koparıp çocuk ve ev bakım işleriyle dört duvar arasına hapsetme hayali kuran burjuva sistemin gerici hükümeti tarafından her uygulamayla daha da pekiştirilmeye çalışılıyor.

Kadınların kaç çocuk doğuracaklarını belirlemeye çalışan devlet, doğumun dahi nasıl yapılacağına karar vermeye çalışıyor. Sezeryanla yapılan doğuma getirilen kısıtlama çabaları da bunu düzenlemeye çalışıyor.

Daha önce sezeryan yapan hastanelere ceza düzenlemesi getiren devlet, şimdi de hekimlerin ne kadar sayıda sezeryan yaptıklarını araştırarak fazla sayıda sezeryan yapan hekime ceza kesecek.

Bu uygulama bir yandan sezeryan tercihinin sorumlusunu hekimler olarak gösterirken, diğer taraftan hekimin uygulayacağı tedavi üzerine de baskı kurmayı getiriyor.

Sorunun hekim ya da kadının tercihinden çok, sağlık sistemindeki yetersizlikler olduğu gerçeği ise “günah keçisi” mantığıyla gözlerden kaçırılıyor.

Sezeryanla doğumun zor şartlar ve koşullar altında, anne ya da bebeğin hayatı risk altındayken ya da herhangi bir komplikasyon gelişmesi durumunda yapılması en doğru olanı. Çünkü normal doğum hem anne için hem bebek için birçok yarar sağlıyor. Annenin çok daha hızlı ayağa kalkması, süt salgılanmasının başlaması, bebeğin onu hastalıklardan koruyacak floraya sahip olması, alerjik hastalıklara daha dirençli olması gibi birçok yararını saymak mümkün.

Ancak bunun uygulanış biçimi ve verilen sağlık hizmeti de kadının ya da doktorun tercihini belirleyen etmenler arasında.

Kadını saatlerce doğum sancısıyla baş başa bırakan, insanca bir doğumun yapılamadığı, yetersiz bir sağlık hizmeti karşısında kadının daha rahat bir doğumu seçmesi, bunu istemesi garipsenemez. Hekimin yetersiz koşullar altında doğabilecek bir terslikten kaçınmak isteyerek sezeryana yönlenmesi de garipsenemez.

Doğru olanı doğru biçimde uygulamanın yolu, yasaklardan, cezalardan ve altyapıdaki yetersizlikleri görmeyerek suçu başkalarına atmaktan geçmiyor. Düzgün, yeterli, kaliteli bir sağlık hizmeti ve iyi eğitim almış, yeterli donanıma sahip bir sağlık personelinin olduğu, herkesin kolaylıkla ulaşabileceği ücretsiz bir sağlık hizmeti olmadığı koşullardaki her uygulama insanlıktan uzak hak gaspına yol açan bir uygulamaya dönüşecektir.

Kar hırsıyla hareket eden, insan sağlığını hiçe sayan kapitalist sistemin bu dediklerimizi başaramayacağını ise sadece uygulamalarına bakarak dahi anlayabiliriz.

Kaldı ki hekimler üzerine böylesi bir baskı, gerçekten sezeryana ihtiyacı olan bir kadının normal doğuma zorlanması ve hayati riskin oluşmasıyla sonuçlanabilir. Ki biz bunun örneklerini de gördük. Örneğin AKP Hükümeti'nin “gereksiz sezeryan yapan hastanelere ceza” uygulamasının ardından 40 yaşındaki Şükran Tuğ normal doğuma zorlanarak, sezeryana alınmadığı için hayatını kaybetmişti.