Salı, 15 Ağustos 2006 (20 yıl 2 ay önce)
Eylem Birliği'nin (Aktionsbündnis) düzenlediği 12 Ağustos tarihli eylem hem duygusal hem de ilginç görüntülere sahne oldu.
Çoğunluğu Lübnanlıların sağladığı yürüyüşte Türkiyeli ve Alman kurumlar da vardı. Kitlenin öfkesi attığı sloganların sık ve gür olmasından anlaşılıyordu. "Çocuk Katili İsrail", "Kadın Katili İsrail / ABD", "Terorist Bush", "İsrail Katlediyor, Herkes Seyrediyor" vb. Sloganlar yürüyüş boyunca miting alanına kadar hiç susmadan atıldı. Lübnanlılar bayraklarıyla yürüyüşe damgasını vurdu. Irak savaşı dönemindeki savaş karşıtı eylemler gibi kitlesel değil bu eylemler. Almanlar yok denecek kadar azdı.
En Önde Alman Bayrağı!..
Eylemin önünde, hem de en önde, Arap çocukların ellerinde bir Alman bayrağı... İnsanın aklına türlü türlü sorular geliyor? Almanya'nın İsrail'e silah sevkiyatını durdurması, temel taleplerimizden biri. Arap halkı Amerikan silahlarının yanı sıra Alman silahlarıyla delik deşik ediliyorken, bu bayrağın savaş karşıtı bir eylemde hem de en önde ne işi var? Aslında çok saşırtıcı değil, platform toplantısında,
"BM kararlarına uyma cağrısı yapalım" diyenlerden, Alman bayrağını da beklemek gerekiyor! BM'nin "Barış gücü"nün de bir
işgal gücü olduğunu görmek için biraz statükocu çerçevenin dışında düşünmek gerekiyor, herhalde.
Almanlardaki tutukluk
Eylem boyunca, sloganlardaki ana vurgu İsrail'di.
Genişletilmiş Ortadoğu ve Kuzey Afrika Projesi ve
Amerikan emperyalizmi yeterince işlenmedi. İsrail'in çok fazla ön plana çıkarılması, Alman halkında tepki yaratıyor ve Almanlar'ın eyleme katılımını düşürüyor. Kendi tarihlerinden duydukları utançtan dolayı, bir tutukluk ve kafa karışıklığı yaşıyorlar. Geçmişte Yahudi Soykırımı yapan Nazileri durduramamış olmak, onlarda Yahudi sorunu konusunda hep bir iç ezikliği yaratıyor. Bundan dolayı da, İsrail'in işgalciliğine karşı çıkmayı, sanki yahudi düşmanlığı gibi hissediyorlar. Alman devletinin tüm propagandası da bu yönde zaten ve şimdilik onları pasifize etmeyi başarmış durumda. Alman devletinin bu savaşı "diyet ödeme" bahanesiyle direkt desteklemesi, Alman halkının da katılımını engelliyor. Hizbullah, Hamas vb. İslamcı radikal örgütlenmelerin direnişin temsilcisi olmalari da (bunlar terörist olarak görülüyor) desteği azaltıyor. En önemlisi, savaş karşıtı eylemlere devrimci temelde anti-emperyalist rengi vermek ve bulunduğumuz ülkelerin tüm savaş karşıtı güçlerine eylem çağrısı yapmak.
Eylem HBF (Tren garı) karşısındaki Lautenschlagerstrasse'de
15.30'da başladı. Çoğunluğu Arap halkından yaklaşık
400 kişilik bir katılım vardı.
Revolutionary Proletariat (
Devrimci Proletarya), eyleme
"Alle Imperialisten raus aus Nahost!" (
Tüm Emperyalistler Ortadoğu'dan Defolun) pankartıyla katıldı,
Mücadele Birliği "İntifada wird siegen" (
İntifada Kazanacak) pankartını açtı. Eylem Birliği'nde yer alan, Arabischer Kulturclub, MLPD, AGİF, ATİK yürüyüşte yer aldılar.
Stuttgart'ın İstiklal Caddesi Königstrasse'nin önünden geçerken, alış-verişe gelmiş olan kalabalık dönüp şaşkın şaşkın ve ne olduğunu anlamaya çalışırcasına bastan sona ilerleyen eylem kortejini izledi. Bildiriler az sayıda insan tarafından geri çevrildi, çoğunluk bildirileri alıp okumaya başladı. Cafede oturan Arap bir bayan kalkıp alkışladı. Daha sonra kortejde tanıdığı bir insanla kucaklaştı.
En önde, Alman bayrağının yanında,
"Wer hat Israel so viele Waffen gegeben um unsere Familien in Libanon zu töten?" (
Lübnan'da ailelerimizi öldürmesi için İsrail'e bu kadar çok silahı kim verdi?) yazılı döviz bulunuyordu. İronik bir yanyanalık... En öndeki pankartta,
"Wiederstand gegen Besatzung und Aggression ist Völkerrecht" (
İşgale ve Saldırganlığa Karşı Direniş Halkın Hakkıdır) yazılıydı. Sonra da sırasıyla,
"Stop mit Waffen Lieferungen an Israel!" (
İsrail'e Silah Sevkiyatını Durdurun),
"Zerstörung der Infrastruktur in Palästina und in Libanon ist keine Selbstverteidigung!" (
Filistin ve Lübnan'ın Altyapısını İmha Etmek, Kendini savunmak Değildir) vb. ortak (imzasız) pankartlar yer aldı.
Yağmurdan Sonra...
Eylemin bitişine doğru yağmur hızlandı. Lübnan'ın ulusal marşları başlayınca, Lübnanlı'lar ve Filistinli'ler kadın-erkek, ana-oğul hep birlikte bayrakları sallayıp, gözlerinde yaşlarla eşlik ettiler. Alandan ayrılmak istemiyorlardı. Yağmurun altında, bizlerin de onlarla birlikte gözleri doldu. Kortejimizden 2 yaşında bir bebeğimiz, Türkiye'den gelen manevi dedesinin elini bırakmayıp, bu marşları büyülenmiş gibi baştan sona dinledi.
Bu arada,
"İsrail saldırganlığa son ver" dövizini elinde tutan muhabirimize bir Alman,
"İsrail'i bırakın, Hizbullah'a karşı çıkın" tarzında sözlü sataşmada bulundu. "Bu, Amerikan'ın Büyük Ortadoğu Projesi“ vb. yanıtıyla birlikte, anında diğer Araplar devreye girdi. Polisin araya girmesiyle olay sönümlendi.
Eylem Alanından Röportajlar:
Ana caddelerden geçerken, Almanlarla ve Türkiyelilerle kısa röportajlar yaptık.
Çarşı girişinde duran kadın-erkek 4 kişilik bir Alman grup: "Savaş çözüm değil. Umutlar çok hızlı tükeniyor. Savaşın nedeni, nefret, adaletsizlik ve yaralanan gurur. Yahudiler, geçmişte kendilerine yapılanın benzerini, şimdi baskalarına yapıyorlar. Fanatizm masumlara ölüm getiriyor.“
Türkiyeli 3 genç kız: "İnsanlar ölmesin. Dinimizi bahane edip, islam ülkelerine giriyorlar. (Onlara yalnızca müslümanların değil, hristiyanların da öldürüldüğünü hatırlattık. Bunun bir hegemonya savaşı oldugunu söyledik). Haberimiz olsaydı, bu eylemlere katılırdık.“
Dönercide çalışan bir emekçi: "Günde 12 saat çalıştığımdan dünyadan haberim olmuyor. Tabii ki savaşa karşıyım.“