Kavganın sokaklarına...

8 Mart'ta kavganın sokaklarına daha fazla, daha güçlü dalmaya...

KADIN
Pazartesi, 3 Mart 2014 (12 yıl 7 ay önce)

Bu yılki 8 Mart’ı, ruhumuzdan bedenimize, emek gücümüzden yaşamımızın tüm ayrıntılarına kadar aklımıza gelebilecek her türlü saldırıya karşı Haziran diliyle konuşmuş olmanın gücüyle karşılıyoruz.



 



Kaç çocuk doğuracağımızı, kürtaj olup olmayacağımızı buyuran burjuvazi ve sözcülerine: “Siz kim oluyorsunuz, buna biz karar veririz!” dedik… Nasıl giyineceğimizi, sokaklara hangi sınırlarda ve saatlerde çıkabileceğimizi belirlemeye kalkan bu asalak ura “Hadi ordan!” haykırışlarıyla haddini bildirdik!



 



Ahlak vaazlarıyla; tecavüzcülerin, tacizcilerin sırtını sıvazlayan bu köhnemiş düzenin bekçilerine “Sizi gidi ikiyüzlü ahlaksızlar!” diye haykırdık! Bu vaazların özündeki kadın eşittir cinsel meta, kadın eşittir tehlikeli varlık kodlamalarını sokaklarda kafalarına geçirdik!



 



Evdeki köleliğimizi sıkı sıkıya perçinlemeye çalışırlarken aynı zamanda kapitalist yamyamlığın ücretli köleleri haline gelmemizi dayatan bu sömürücü güruha yanıtımız, "Kimi kandırıyorsunuz?" oldu. Bize sözümona özgürlük olarak sunulan bu kölelik cenderesine karşı toplumsal taleplerimizle haykırdık!



 



Üzerimize daha kalın zırhlar olarak giydirilmeye çalışılan gerici toplumsal rollere karşı kreş istedik, "Tam istihdam!" dedik, "İnsanca yaşayacak ücret, insanca yaşayacak zaman!" haykırışlarıyla kavga çağrıları yaptık! Bu saldırıların bazılarını şimdilik püskürttük!



 



Fakat henüz tümüyle buruşturup atamadık. Daha yürüyecek çok yolumuz, haykıracak çok talebimiz, yıkacak devasa engellerimiz var. Dahası bunların hepsini sınıfsız-sömürüsüz bir dünya özlemiyle buluşturma sorumluluğumuz var.



 



Haziran'ın sevdiğimiz o özgürlük ruhu böyle bir dünyanın izdüşümünden başka bir şey değildi. Bu özlemlerimizin gerçekleşmesi için önümüzde uzanan zorlu mücadele hattına kararlıca hazırlanıp, kavganın sokaklarına dalma vaktidir! Sınıfımız-cinsel kimliğimiz-toplumsal haklarımız ve tüm özlem ve umutlarımız için örgütlenme vakti… Önümüzde, varlığımızı-benliğimizi-ruhumuzu-emeğimizi hedefe çakan bu asalaklar güruhuna karşı daha kapsamlı bir örgütlenme zorunluluğu uzanıyor!



 



4+4+4 eğitim modelleriyle bize çocuk gelin ve anne olmamız dayatılıyor. Yetmiyor bir de güvencesiz-esnek çalışma biçimleriyle emeğimizi yağmalamak istiyorlar. Kabul edecek miyiz?



 



Performans uygulamalarına, mobbinge, her türlü köleleştirici dayatmaya "eyvallah!" diyecek miyiz?!



 



Tecavüzcülerin ellerini kollarını sallayarak dolaşmalarına karşı bu sistemin mahkemelerini-kolluk güçlerini-yasalarını ama ille de o köhnemiş erkek egemen yaklaşımını daha güçlü bir örgütlenme ve kalkışmayla paramparça etmek zorundayız. Hazır mıyız?



 



Her gün üç-beş kadının sokaklarda katledildiği, kadın cinayetlerinin artık savaş bilançolarıyla yarıştığı kadın düşmanı zihniyete, yazılı olmayan toplumsal yasalara, bu yasaları pekiştiren burjuva gericilik düzenine daha gür bir sesle meydan okumadıktan sonra bunlar katlanarak artacak! Sokakları inletecek miyiz?



 



Bizi bu toplumsal rollerin pekişmesiyle birlikte kitleler halinde ücretli köle haline getirmeyi esas alan 'Kadın İstihdam Paketi' gibi saldırı politikalarını sokaklarda parçalama görevi bekliyor!.. Kanmadan, sinmeden "durun bakalım!" diyecek miyiz?



 



Haziran'da özgürleştirdiğimiz, içinde kendimizi yeniden anlamlandırdığımız o sokakları bir daha terketmemek bizim için ölüm kalım davası olmuştur. Derinleşen kriz, dünyada kızışan emperyalist kapitalist rekabet, her yerden fışkıran savaş ve işgaller, dizginsiz sömürü ve vahşet olarak bize dönüyor/dönecek! Kalıcılaşan istikrarsızlık unsurlarının faturası biz işçi ve emekçilere daha da ağırlaşarak ödetilmek isteniyor/istenecek!



 



Burjuvazi ve uşakları önümüzdeki dönemde şimdiki dönemi aratacak saldırılara hazırlanıyorlar. Biz kadınlar bu saldırıların merkezinde olacağız! Daha fazla "lanetlenecek", daha fazla köleleştirilmek istenecek, daha fazla sömürüleceğiz. Bize dayatılan her şey sınıfımızın bütününün daha fazla köleleşmesi anlamına gelecek! Bunları biliyoruz... Biliyoruz ve Haziran’da edindiğimiz mücadele deneyimimizle meydan okumak dışında seçeneğimiz yok!



 



1857’lerde proletaryanın kadın bölüklerinin konuştuğu grev ve direniş diliyle konuşmak, örgütlenip birlikte hareket etmek dışında yol yok!



 



Önümüzde bize güç ve moral verecek sayısız deneyim uzanıyor... Kendi Haziranımızı bu deneyimlerle buluşturmak uzanıyor... Tıpkı, Rojava’da özgürlüğü hayatın içine taşıyan Kürt kadın kardeşlerimizin taze deneyimleri gibi! Tıpkı, Greif’te en ön saflarda yer alan kadın kardeşlerimizin açtığı yol gibi!..



 



Bu yürüyüşte, tarihler boyunca başka bir dünya özlemi ile her türlü engele meydan okumuş, direngenliği ve başeğmezliğiyle sınıf düşmanlarımızı titretmiş sayısız öncü kadının bıraktığı mirastan güç alacağız.



 



Bu mirası sınıfsız-sömürüsüz-cinsel-ulasal her türlü eşitsizliğin ortadan kalktığı o dünyaya ulaşana dek büyütecek, büyüteceğiz!