8 Mart kızıldır, kızıl kalacak!

8 Mart mücadelenin adıdır. Çünkü emeğin-mücadelenin cinsiyeti olmaz!..

KADIN
Cumartesi, 8 Mart 2014 (12 yıl 7 ay önce)

8 Mart nedir? Niçin 8 Mart’ta alanlara çıkarız dersek tarihe bakmalıyız.



 



8 Mart 1857 tarihinde ABD'nin New York kentinde 40 bin dokuma işçisi daha iyi çalışma koşulları istemiyle bir tekstil fabrikasında greve başladı. Ancak polisin işçilere saldırması ve işçilerin fabrikaya kilitlenmesi, arkasından da çıkan yangında işçilerin fabrika önünde kurulan barikatlardan kaçamaması sonucunda 129 kadın işçi can verdi.



 



26 - 27 Ağustos 1910 tarihinde Danimarka'nın Kopenhag kentinde 2. Enternasyonal'e bağlı kadınlar toplantısında (Uluslararası Sosyalist Kadınlar Konferansı) Almanya Sosyal Demokrat Partisi önderlerinden Clara Zetkin, 8 Mart 1857 tarihindeki tekstil fabrikası yangınında ölen kadın işçiler anısına 8 Mart'ın "Internationaler Frauentag" (International Women's Day - Dünya Kadınlar Günü) olarak anılması önerisini getirdi ve öneri oybirliğiyle kabul edildi.



 



İlk yıllarda belli bir tarih saptanmamıştı fakat her zaman ilkbaharda anılıyordu. Tarihin 8 Mart olarak saptanışı 1921'de Moskova'da gerçekleştirilen 3. Uluslararası Kadınlar Konferansı'nda (3. Enternasyonal Komünist Partiler Toplantısı) gerçekleşti. Adı da "Dünya Emekçi Kadınlar Günü" olarak belirlendi. Birinci ve İkinci Dünya Savaşı yıllarında bazı ülkelerde anılması yasaklanan Dünya Kadınlar Günü, 1960'lı yılların sonunda Amerika Birleşik Devletleri'nde de anılmaya başlanmasıyla daha güçlü bir şekilde gündeme geldi. Birleşmiş Milletler Genel Kurulu, 16 Aralık 1977 tarihinde 8 Mart'ın "Dünya Kadınlar Günü" olarak anılmasını kabul etti. Birleşmiş Milletler'in sitesinde günün tarihine ilişkin bölümde, kutlamanın New York'ta ölen işçilerin anısına yapıldığı yazılmamıştır.



 



Türkiye'de 8 Mart Dünya Kadınlar Günü ilk kez 1921 yılında "Emekçi Kadınlar Günü" olarak anılmaya başlandı. 1975 yılında ve onu izleyen yıllarda daha yaygın ve yığınsal olarak anmalar yapıldı, kapalı mekânlardan sokaklara taşındı. "Birleşmiş Milletler Kadınlar On Yılı" programından Türkiye'nin de etkilenmesiyle, 1975 yılında "Türkiye 1975 Kadın Yılı" kongresi yapıldı.



 



12 Eylül 1980 Askeri darbesinden sonra 4 yıl süreyle herhangi bir anma yapılmadı. 1984'ten itibaren her yıl alanlara taşınan ve özünden kopartılmayan “8 Mart Dünya Emekçi Kadınlar Günü” her ne hikmetse çeşitli kadın örgütleri tarafından "Dünya Kadınlar Günü" şeklinde kutlanmaya devam ediliyor.



 



Devlet ve sermaye tarafından sürekli engellenemeye çalışılan, cunta tarafından yasaklanan bu tarih ne kadar yasaklanıp sekteye uğrasa da bizler 8 Mart’ta alanları kızıla boyayacağız!



 



8 Mart baskı, şiddet, eşitsizlik ve sömürü düzenine karşı verilen bir mücadelenin mirasıdır bize. 8 Mart 1857 tarihinde ABD'nin New York kentinde devlet direnen işçilere saldırdı. Direnişi kıramadı, işçileri öldürüp yok ederek örgütlü mücadelenin önünü kesmeye çalıştı. Halen saldırılar devam ediyor, cinsiyet ayrımı yapmadan... Ve Devlet akla gelmedik şiddete başvurarak kıramaya çalışıyor direncimizi. Şiddetle başarılı olmadığını anladığında verdiğimiz mücadelelerin çeşitli ayak oyunlarıyla içini boşaltmaya çalışıyor. Son yıllarda düzen medyası reformist partiler ve çeşitli kadın dernekleri aracılığıyla 8 Mart’ın da içi boşaltılmaya çalışılıyor.



 



8 Mart’a bir hafta kala tv reklamlarında başladılar pazar tezgâhlarını kurmaya. Bu oyuna gelen kadınlarımız da beklenti içine girdiler; 8 Mart’ta sevgililer günü gibi hediyeler alınacak... Akşam yemekli içkili davetler. Düzen cephesinden kokteylli kutlamalar. Anma yok, kutlama var. 8 Mart’ın şerefine kadeh kaldıran, hediye kabul eden aklınıza şaşarım. Sanırım böyle bir aymazlık bu ülke insanına mahsus. İnsanlar kendi adlarına istediğini yapar eğlenir-içer kendini kaybeder. O onun seçtiği yaşam tarzıdır. Bunları yaparken emek mücadelesinde canlarını ortaya koyan emekçiler malzeme olmamalıdır. 8 Mart ne salonlarda kutlama-kokteyl yapılacak bir gündür ne de erkeklerden ayrı kadınların sokakta toplanıp eğlence yapacağı bir gün...



 



8 Mart mücadelenin adıdır. Bizler de her 8 Mart’ta olduğu gibi yine alanlarda olacağız. Kadınlarımızla, kadın yoldaşlarımızla yan yana, omuz omuza... Çünkü emeğin - mücadelenin cinsiyeti olmaz. Her hürlü şiddete haksızlığa karşı yan yana mücadele vereceğiz! Kadınları katleden, hor gören, rencide eden ve kadını metalaştıran zihniyete karşı yan yana duracağız! Bu kadınlarla erkeklerin değil, ezenle ezilenlerin kavgasıdır. Biz kadınımızı yarımız olarak görürüz, Devrime inanıyorsak kadınlar olmadan devrim olmayacağını biliriz.



 



Che Guevara “Ve unutmayın ki bizim size ihtiyacımız var. Çünkü biz inanıyoruz ki, dünyanın yarısı sizseniz devrim kavgasının yarısı da siz olmalısınız” demiştir. Ve “adın nedir” diye sorulduğunda “kadın dünyanın taaa kendisidir” diyen Şeyh Bedrettin’in inancıyla 8 Mart Dünya Emekçi Kadınlar Günü'nü selamlıyorum.



 



Mustafa Karabudak