Tekirdağ F Tipinden aylık hak ihlalleri bilançosu

GÜNCEL
Salı, 22 Ağustos 2006 (20 yıl 2 ay önce)

Sevgili Dostlar Merhaba;

Bu ayın hak gaspları özet olarak şunlardır:
* Daha önceki bilgilendirmelerimizde belirttiğimiz Erdener Demirel’in hastane sevki sırasında saldırıya uğramasını protesto ettikleri için arkadaşlarımız Hüseyin Uzundağ, Hüseyin Akın ve Erdener Demirel’e 1 ay haberleşmeden men cezası verildi. Yapılan itirazlar sonucu değiştirmedi. Verilen cezalar 26 Temmuz 2006’da uygulanmaya başlanmıştır. Bu disiplin cezasının onaylanmasını protesto etmek için bütün siyasi tutsaklar slogan atıp kapı dövme eylemine katıldılar. Slogan atıp kapı dövme eylemine katılan bütün devrimci tutsaklar hakkında soruşturma açıldı. Açılan bu disiplin soruşturması için 3 gün içinde sözlü ya da yazılı savunma istendi. Üçüncü gün bütün devrimci tutsaklar olarak zile basıp sözlü savunma yapmak istediğimizi kendilerine bildirmemize rağmen savunmamız alınmadı.
Sözlü savunma yapmak için bizlerden sözlü savunma yapmak istiyorum diye dilekçe vermemiz istendi. Bu durum gün boyu tüm ( devrimci tutsaklar) hücreler 2 ve 3 kez zile basıp sözlü savunma yapmak isteğini yineledi. Ne var ki her defasında bizden dilekçe istendi. “Dilekçe olmadan hücre kapısını açamıyoruz.” denildi. Sonuç olarak savunmalarımız alınmadı. Bunun üzerine slogan atıp kapıları dövdük. Belli aralıklarla gün boyu slogan atıp kapı dövdük. Hakkında soruşturma açılan arkadaşlarımızın bir kısmı şunlar; Hasan Polat, Ahmet Doğan, Aligül Akaya, Ali Rıza Kaplan, Sinan Gülüm, Gökhan Oruç, Veli Özdemir, Caner Uluç, F. Oğuz Arslan, Mehmet Sarar, Erkan Altun, Hikmet Kale, Ramazan Aydın, Murat Karayel, Cihat Özdemir, Y. Süleyman Bulduruç, Muzaffer Öztürk, Hasan Şahingöz, Erdal Süsem, Aydın Burgaç, Hasan Rüzgar, Ayhan Güngör, Barış Akkuş, Nihat Konak, Coşkun Akdeniz, İsmail Yılmaz, Bayram Kama, Muhammet Akyol, Yaşar Eriş, Ulvi Yalçın, Özgür Ertürk, Resul Kocatürk, Cemil Erdem, Menderes Leyla, Erdener Demirel, Hüseyin Akın, Umut Binbir ve Özgür Gedik.

* Erdener Demirel’e hastane sevki esnasında askerlerce yapılan saldırı ve hakaretten dolayı askerler hakkında suç duyurusunda bulunmamıza rağmen hiçbir yasal işlem yapılmamıştır. Tersine yukarıda belirttiğimiz gibi işkenceye maruz kalan ve buna tavır alan biz komünist ve devrimci tutsaklar hakkında soruşturma açılmıştır.

* Saldırı ve baskıları teşvik eden bu tutum meyvesini vermekte gecikmemiş yine bir hastane sevki sırasında Murat Aktaş adlı arkadaşımız sözlü taciz ve işkence tehdidiyle karşı karşıya kalmıştır. 17 Temmuz 2006 da diş tedavisi için hastaneye götürülen Murat Aktaş diş doktoru tedavi esnasında lavaboda ağzını yıkamasını istemiş ama görevli uzman çavuş keyfi bir şekilde Murat Aktaş’ın lavaboda ağzını yıkamasını engellemiştir. Bunun üzerine Murat Aktaş, doktora, tutsaklara yönelik bu tür keyfi uygulamaların, baskıların F tipi hapishanelerde sürekli yaşandığını belirtmiş; Murat Aktaş’ın ağzına lavaboda yıkamasına izin vermeyen uzman çavuş hapishaneye geri geldiklerinde Murat Aktaş dışında diğer hasta tutsakları ringden indirmiş Murat’ı ringde yalnız bırakıp beklemeye almıştır. Bir süre sonra ise yanında 7 askerle birlikte ringe giren uzman çavuş Murat Aktaş’a “Benimle bir daha insanlar önünde tartışmaya girersen senin için iyi olmaz” diyerek tehtid etmeye başlamıştır. Murat Aktaş ise “Bu tür keyfi uygulamalar sürdükçe kendisinin de uygulamaları teşhir etmeye devam edeceğini” söylemiştir. Bunun üzerine askerler Murat Aktaş’ın üzerine saldırmaya yeltenmiştir. Çavuş bunu engelleyerek “Bu sefer seni askerlerin dayağından kurtarıyorum, ama bir dahaki sefere seni kurtarmam” diyerek tehdidini sürdürmüştür. Bu işkence tehdidinden sonra ringden indirilip hapishaneye gönderilmiştir.

* 14 Temmuz 2006 da Diyarbakır hapishanesinde 1982’de Ölüm Orucu'nda şehit düşenler için slogan atan arkadaşlarımız için soruşturma açıldı.

Hakkında soruşturma açılan arkadaşlarımız şunlardır: Ergin Atabey, Habib Çiftçi, Abdullah Gündey, Caner Yurtsever, Metin Yamalak, Erol Yılmaz, Lütfü Yoldaş, Tekin Beyhan, Biyadin Akdemir, Özer Boran Ölmez, Fesih Ergin, Alezaf Orak, Cemal Yıldırım, Aydın Yolvaç, Muzaffer Servet, Ali Gök, Habib Aktaş, Hamza Aktaş, Cüneyt Polat, Hakan Seviptekin, Yusuf Kaplan, Turhan Günan.

Ayrıca Yusuf Polat adlı arkadaşımız ise slogan attığı gerekçesiyle Türk bayrağı ona gösterilmiş, idare birkaç gardiyanın sorumsuzluğudur demiştir. Gerekçe olarak da Bitlis ve Siirt de öldürülen askerleri göstermiştir.

* Cemil Erdem’in Dayanışma Ağı Derneği'ne göndermiş olduğu bir adet mektup “Disiplin Kurulu Başkanlığı” tarafınca el konuldu. Karar no:2006/43 ve karar tarihi:28 06 2006 disiplin kurulunun almış olduğu bu karara itiraz edilmiş ama ret yanıtı gelmiştir. Engellenen mektubun içeriği ise hapishanenin yaptığı hukuk skandalı ile ilgili. Kararı aynen yazıyorum.

“ T.C İzmir ahkâmı şahsiye 4. sulh mahkemesi esas no: 2005/126 karar tarihi: 2005/156 hâkim Hasan Sümer, kâtip Kerim Maraş
Davacı: (İ. Eden) Tekirdağ 1 nolu F tipi cezaevi müd. Hükümlü Cemil Erdem dava vasi tayini dava tarihi 10.02.2005 ve karar tarihi 10.02.2005
Yukarıda açık kimliği yazılan hükümlüye vasi tayin edilmesiyle ilgili olarak mahkememizde açılan yargılama sonucunda gereği düşünüldü;
1- 1 yıldan fazla hapis cezası ile hükümlü olduğu anlaşılan Cemil Erdem kendisinin vasi adayı olarak gösterdiği Abdullah Erdem’in vasi olarak tayin edilmesine,
2- Vasinin varsa mahkûma ait mal varlığının gösterir defteri (isteği) düzenleyip 1 ay içerisinde mahkememize verilmesi,
3- Kararın MK’nın 407 ve 410 maddeleri uyarınca usulde uygun şekilde ilan edilmesine,
4- Kararın bir suretinin vasiye tebliğ ettirilmesine, bir suretinin infaz dosyasına konulmak üzere İzmir Cumhuriyet Baş Savcılığına gönderilmesine,
5- Keyfiyetinin vesayet alt defterine geçirilmesine,
6- Devir ve teslimine gerek olmadığına,
7- Mahkûmun geliri bulunduğu takdirde vasinin her yılsonunda mahkemeye hesap vermesi gerektiğine,
8- Dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda itiraz ve yargı yolu açık olmak üzere karar verildi. 10.02.2005

Bu karar tamamen düzmece. Buna göre 1- Cemil Erdem’in ne yazılı ne de sözlü vasi tayin talebi olmamıştır. 2- İdare tarafından sorulduğunda kimsesinin olmadığını ve dolayısıyla vasi göstereceği kimsenin olmadığını beyan etmiştir. 3- Hapishanenin yazısı üzerine vasi tayin edilen Abdullah Erdem Cemil Erdem’in babasıdır ve babası 1950’li yılların ortasında yaşamını yitirmiştir.
Bütün bu olup bitenleri hapishane idaresi “yalan-beyan, hapishaneyi karalayıcı vs…” şeyler deyip gönderilen mektuba el koydu. İnfaz Hâkimliği de bu kararı onayladı.

•Toplatılması olmadığı halde hapishane idaresi kendisini hâkim-savcı yerine koyarak toplatma kararı vererek bu ayki vermediği gazete ve dergiler şunlardır ve şu arkadaşlarımıza verilmedi:

Devrimci Demokrasi gazetesinin 91. sayısı, İCİ Bülteni, YDG Temmuz 2006 sayılı dergisi, Yürüyüş dergisinin 58 ve 59. sayıları, yine ilginç bir durum “Marksizm ve Gerilla Savaşı” adlı kitap Özgür Ertürk adına yatırılmak istenince idare “yasak” diyerek yatırılmasına izin vermedi. İşin ilginç yanı şu, aynı kitap Özgür’le aynı hücrede kalan Ulvi Yalçın’a verilmiş olmasıdır, hem de aynı hafta.

Dergi ve gazeteleri alamayan arkadaşlarımız şunlardır; Resul Kocatürk, S. Yılmaz Bulduruç, Özgür Ertürk, Hasan Polat, Caner Uluç, Sinan Gülüm, Gökhan Oruç, Erdener Demirel, Hasan Rüzgâr ve Hasan Güngör’dür.

Ayrıca 16 Temmuz 2006 tarihli Evrensel gazetesi “savcılığın toplatma kararı var” diye bize verilmedi. Şu ana kadar bize yazılı bir karar da iletilmiş değil.

•Ramazan Aydın’a ait bir kitap Hikmet Kale’nin ziyaretçisine verilmedi.

•Erdal Süsem’e ait bir kitabı Fevzi Oğuz Arslan’a verilmek üzere ziyaretçisine dilekçeyle vermek istemiş ama buna izin verilmemiş, gerekçe ise “Bundan böyle hapishane içinde aileler üzerinden kitapların değiştirilmesine izin vermeyeceğiz” demişler. Kitap değişimi noktasında şu ana kadar herhangi bir sorun yaşamıyorduk. Ne var ki son birkaç haftadır bu temelde yeni bir keyfiyetçilikle karşı karşıyayız.

•İsmail Yılmaz’ın ziyaretçisinin yanında getirdiği kitapları Muzaffer Öztürk adına yatırılması engellendi, “Kendi ziyaretçin dışında başkasına kitap yatırılamaz” denilerek engellendi. Bu da yeni bir uygulamadır. Daha doğrusu keyfiyetçi bir uygulama.

•Haziran ayı bilgilendirmemizde Ulvi Yalçın ve Özgür Ertürk ile ilgili hapishane girişinde zorla giysilerinin çıkarılması, şiddete maruz kalmaları hakkında bilgi vermiştik. Ve buna rağmen haklarında soruşturma açıldığını yazmıştık. Bu soruşturma 21 Temmuz 2006 dan itibaren başlamıştır. Kendilerine bir ay kapalı görüşten men cezası verildi.

•Elbistan E tipi Hapishanesi'nden Özlem Aydın’ın Hasan Rüzgar’a yolladığı faks sakıncalı kisvesi altında verilmedi.

•Murat Aktaş arkadaşımız ise 1,5 aydır yalnız kalmaktadır. Arkadaşının yanına gelmesi için verdiği dilekçelere yanıt verilmiyor. Diyeceklerim kısaca bunlar.

Buradaki arkadaşların durumları iyi. Hepsinin sizlere selamları var. Başta İCİ ailesi olmak üzere tüm sevdiklerimize selam ve sevgilerimi gönderiyorum. Kendinize çok ama çok iyi bakın. Görüşmek üzere hoşçakalın diyor 12’lerimizin kararlı ve sıcaklığıyla sımsıkıca kucaklıyor ve selamlıyorum. Sevgilerimle

Hasan Rüzgar
Tekirdağ 1 Nolu
F Tipi Hapishanesi