Greif'te genç bir direnişçi...

Greif'ten genç bir işçi: "Bu direniş bize çok şey öğretti, öğretiyor..."

İŞÇİ SINIFI
Cumartesi, 8 Mart 2014 (12 yıl 7 ay önce)

Çok göze gözükmeyen, hep arka planda kalarak sessizliği ve yalnız kalmayı tercih eden, kalabalıkları uzaktan seyretmeyi seven genç bir işçi... Askerden geleli daha 2,5-3 ay olmuş. Askerden gelir gelmez de Greif'te işe başlamış. Direnişin başladığı gün daha deneme süresi bile dolmamış ama, direniş başladığı günden beri direnişe katılmış ve direniş alanını hiç terketmemiş.



23 gündür Greif direnişindeyiz, bugüne kadar birçok işçiyle birçok konuda sohbet ettik. Ama bu genç direnişçiyle hiç sohbetimiz olmadı, karşılaşmadık bile diyebilirim... Ta ki dün akşam kadın işçilere bakmak için daha çok onların kullandıkları kantinin arkasındaki bölümün kapısını aralayana kadar... Aslında buraya da pekçok kere geçip oturmuşluğumuz, kadın ve erkek işçilerle sohbet etmişliğimiz var... Fakat bu genç işçiyle daha önce burada da karşılaşmamıştım.



Kapıyı araladığımda orada tek başına oturup dışarıyı seyrettiğini gördüm. Dışarıda işçiler top oynuyor, halay çekiyor, öbek öbek sohbetler ediyordu. Onu öylece yalnız başına görünce rahatsız ettiğimi düşünerek,  "Kusura bakma, kadın arkadaşlara bakmıştım, sen neden yalnız oturuyorsun, dışarda herkes bir şeylerle meşgul " diye soruverdim. Sanırım rahatsızlık vermek istemediğimi anlamış olacak ki, "Gelsene abla" dedi. Ben de rahatsızlık vermek istemediğimi belirtince, "Olur mu abla, gel, ne rahatsızlığı" dedi. 



Gittim oturdum yanına, sohbet etmeye başladık. Beni fabrikada çalışanlardan biri sandı... Bu sömürü düzeni üretimi öyle bir örgütlüyor ki, işçiler birbiri ile ilişki kurmak ne demek, tanımıyorlar bile... Direnişe başlamadan önce kendi bölümlerinde çalışanlardan başka hiç kimseyle tanışmamışlar, konuşmamışlar. Her bölümün çay saatleri, yemek saatleri, sigara molaları hep ayrı ayrı zamanlarda... Mesaileri bittiğinde ise servislere binip evlerine gidiyorlar. Direniş anına kadar birbirlerine selam bile vermemişler.



Bu direniş sayesinde ilk kez aynı sofrada yemek yiyip, çay içip, sorunları konuşuyorlar. İlk kez bu direnişte "birlikten kuvvet doğar" sözünün gerçekliğini anlamışlar. Paylaşmanın tadını, geniş bir aile olduklarını bu direnişle anlamışlar... Birbirlerine güvenmenin iç huzuruyla devam ediyorlar direnişe...



 



Genç direnişçi, Greif'e abilerinin vasıtasıyla girdiğini, iki abisinin de bu fabrikada çalıştıklarını ve direnişe de katıldıklarını anlatıyor. Sendikaya üye oluşunu ise şöyle anlatıyor: "Çalışma koşulları, mesailer çok ağır, üstelik işe girer girmez ilk aylığımı aldığımda eksik olduğunu gördüm ve ustama sordum 'neden böyle oluyor?' diye... O da 'buranın kuralı böyle' diye kendince geçerli bir sebep ortaya koymaya çalıştı" diyor.  İkinci ay daha fazla kesinti yapıldığını anlatan işçi, sendikaya üyeliğini ise kendisinin işe girmeden önce başladığını söylüyor. Abilerinin kendisine süreci anlattığını ve kendisinin de üye olmasını istediklerini söyleyince hiç itiraz etmeden üye olduğunu belirtiyor.



 



Ama üye olduğunu, deneme süresi dolmadığı için hem hiç kimseye söylememiş, hem de hiç bir eyleme katılmamış. Fabrikada deneme süresi bittiği gün direnişe katılmış ve geliş o geliş olmuş... O günden beri direniş alanında sessiz sedasız köşeleri seçerek devam ediyor. Konuşmayı çok sevmediğini de eklemekten geri kalmıyor. Ama sohbet ederken daha çok kendisi anlattı, konuştu. Belki de kendisini dinlemeyi tercih eden çok olmadı; bundandır böyle yalnız köşeleri seçmesi...



Gezi sürecinde askerde olduğunu, çarşı iznine çıktığında 1-2 kez eylemlere katıldığını, askerliğini Ankara'da yaptığını anlatıyor. Asıl mesleğinin yufkacılık olduğunu söyleyen genç direnişçiye, neden fabrikada çalışmak istediğini sorduğumda ise; yufkacıların daha da kuralsız koşullarda çalıştıklarını anlatıyor. Genellikle çalışma saatlerinin 13-15 saat olduğunu, sigorta yapmadıklarını, günlük-haftalık-aylık olarak değiştiğini, düzenli maaş ve iş olmadığını, bu nedenle fabrikanın daha iyi olacağını düşündüğünü belirtiyor. En azından maaşı düşük de olsa sosyal güvencesinin-sigortasının olması nedeni ile fabrikayı tercih ettiğini ifade ediyor.



Greif'te çalışmayı sevdiğini söyleyen genç işçi, direnişe katılırken kaybedecek hiç bir şeyinin olmadığını, çalışmaya başlayalı zaten iki ay olduğunu, daha iyi şartlarda çalışmanın yolu buysa yapmak gerektiğini, 10-20 sene çalışanların direnişe katıldıklarını görünce hiç düşünmeden girdiğini söylüyor. "Onlar korkmuyorlarsa ben neden korkayım ki!.. Onların daha çok emekleri var ve emeklerine sahip çıkıyorlar. Ben de destek oluyorum. Ayrıca ben de güvenceli çalışmak, insanca yaşamak ve çalışma koşullarında üretim yapmak istiyorum. Bu direniş bize çok şey öğretti, öğretiyor. Hiç tanımadığımız kişiler bize destek oluyor; sadece bizim kazanmamız için..." diye de ekliyor.



"Biz de kendimize düşeni kazanana kadar devam ettireceğiz" diyor ve hadi "kahve ve sigara içelim" diyor..."Yalnızlığı seviyorum" diyen genç direnişçiyle dışarı çıkıp kahvelerimizi ve sigaramızı içerken; diğer işçilerin de katılımıyla bir süre daha devam eden sohbet, sonlanıyor...