Don Kişot İşgal Evi'nde bugün "bostan" açılışı vardı...
Gezi Direnişi'nin patlama dinamiklerinden biri de kapitalist toplumsal ilişkiler cenderesinin biriktirdiği öfkeydi. Özellikle sınıfın beyaz yakalı bölüklerinde belirgin bir şeklide hissedilen bu birikim, aynı zamanda kapitalizmin doğayı, dağıyla-taşıyla-suyuyla talana açmış olmasının yarattığı öfkeyle buluşuyordu. Kentin, doğanın ve kapitalist meta ilişkilerine dayanan toplumsal ilişkilerin yarattığı tepki birikimi, Gezi'den sonra özlenen ilişkilerin ve kentin, çeşitli biçimlerde varedilmesi niteliği kazandı. Direniş, işgal evleriyle, fiilen kamulaştırılan bostan ve parklarla süreklilik kazandı.
Elbette ki bu dinamik sınıf mücadelesinin bütününden koparılarak tekleştirildiğinde çözülmeyle karşılaşması kaçınılmazdır. Ya da aynı şekilde bir toplumsal harekete dönüşemediğinde de böyledir. Fakat bir toplumsal dinamiğin görünürleşmesi açısından değerli olan bu örnekler, aynı zamanda toplumun gündemine "hayat başka biçimde de olabilir" yaklaşımını sokmasıyla da değerlidir...
Bu örneklerden biri olan Don Kişot İşgal Evi'nde bugün "bostan" açılışı vardı. Ev sakinleri, duvarlarını rengarenk resimlerle donattıkları evin önündeki kaldırımın bir bölümünü bahçe şeklinde düzenlenmeye başladılar. Dayanışma için gelen konuklarıyla birlikte hummalı bir faaliyete giriştiler...
Eksikleri tamamlanmış, onarımı büyük oranda bitirilerek daha bir kullanılır hale getirilmiş evin bir köşesine Berkin için oluşturulan bir masa konulmuş. Berkin o kömür karası gözleriyle yapılıp edilenleri izliyor...