Newroz'un özgürlük ateşi Türkiye proletaryasının halkların kardeşliğinin eşitlikten geldiğini kavramasıyla büyüyecek...
Doğayla toplumun direniş diliyle konuştukları, özdeşleştikleri günün adıdır Newroz...
Bir söylence değil, hayatın kendisidir, hayatın direniş rengindeki şiiri, evrensel destanıdır... Zalime, zulme, baskı ve sömürüye karşı başkaldırının; cesaret ve kararlılıkla yürümenin; tavizsiz bir özgüvenin adıdır...
Rengini direnişten, dilini emekten-özgürlük tutkusu ve evrensel yaklaşımdan alır...
Newroz, tüm Ortadoğu halklarının diriliş muştusudur!..
Newroz, tüm ezilen insanlığın evrensel türküsüdür!..
Newroz ille de Kürdün asırlar boyunca defalarca ezilip defalarca silkinerek ayağa kalkan ruhunun sembolüdür. Onu tarihin derinliklerinden çıkarıp güncel bir destana dönüştüren de budur.
Baskı-asimilasyon-ezici bir faşist terörle belleğin gizli bölmelerine hapsedilen bu destan, bedenlerini ateşin arıtıcı gücüyle özdeşleştiren dört özgürlük savaşçısının Amed Zindanı'nda yazdığı direniş manifestosuyla (1982) yeniden üretilmiştir... Unutturulan anlamını yeniden kazanmıştır.
Zindan duvarlarından yükselerek dağlara, Kürdün yasaklı sokaklarına, köylerine, tek tek evlerine ve bireylerinin bilincine ulaşan bu mesaj, Mazlum'ları, Kawa'ları sayısız kılan bir halk hareketinin ruhu haline gelerek yaşamın içinde yazılan yeni destanlarla çoğalmıştır.
Bir halkı "Ateşin ve güneşin çocukları"na dönüştüren o mesajdaki evrensel vasiyet bugün hala günceldir.

Kawa'nın tüm ezilenleri, sömürülenleri, emeğiyle yaşayanları simgeleyen balyozunun inmesi gereken zulüm ve sömürü karanlığı son buluncaya dek de öyle kalacaktır!..
On yıllardır on binlerce evladını toprağa veren, on yıllardır akıl almaz işkencelerden, zulmün dizginsiz geçitlerinden geçen Kürt halkı bugün halen gerçek özgürlük ve eşitlik özlemiyle buluşamamıştır. Çağın Dehak'ları onun bu ezeli ve ebedi özlemleri üzerinden politika yapmayı sürdürmektedir!
Onun, onca acıya rağmen kör bir milliyetçiliğe dönüşmeyen kalenderliğini, idealleriyle kurduğu "naifçe" ilişkiyi tepe tepe kullanmaktadır.
Kürt ulusal hareketinin '84 çıkışı ve onu izleyen yıllardaki devrimci hedef ve yönelimlerden uzaklaşarak, ulusal reformizme doğru yaşadığı kırılma egemenlerin bu oyunlarının defalarca tekrarlanmasına neden olmuştur. Bu oyunlar şimdi 2014 Newroz'unda da karşımıza çıkıyor. 2013 Newroz'unda ilan edilen ateşkes ve beklenen "müzakereler" gerçekleşmediği gibi, Kürt halkı şimdi yeni bir beklenti rehaveti ve uyuşukluğuna çekilmeye çalışılıyor.
Zalimlerin-sömürücülerin her türlü oyununa defalarca tanık olmuş; bu oyunlarla defalarca teslim alınacağı, yıllardır damıtarak rafine bir nitelik kazandırdığı direniş ruhundan uzaklaştırılacağı düşünülen Kürt halkı, bu sinsi pusuları, namert çemberleri bu defa da aşacaktır!
Hem de bu defa daha güçlü bir zemine dayanarak yapacaktır bunu...
Yıllardır yaşadığı acılara dokunmaktan uzak duran Türkiye işçi ve emekçilerinin azımsanmayacak bir bölüğünün henüz çekinik de olsa uzattığı o elden aldığı güçle...
Artık Kürt halkı ile Türkiyeli işçi ve emekçiler arasındaki kalın duvarların nispeten aşıldığı bir iklimdeyiz. Gezi'den Medeni şahsında Amed'e kurulan taze kardeşlik köprüsü, Van'ı ısıtmaya çalışan dostluk soluğu tüm sahiciliği, toyluğu ve tazeliği ile iki halkın da yüreklerini ısıtmayı, birbirine güç vermeyi sürdürüyor.
Haziran'ın direniş soluğunun gücü Berkin'i uğurlarken tüm birikmişliğiyle açığa çıktı. Greif'te yüzlerce işçi etnik köken ya da dinsel inanç farklılıklarının üzerine çıkan bir sınıf tavrıyla kaynaşmış olarak 36 gündür militan bir direniş sergiliyor. Bu soluğun Kürdün serhıldanı ile er ya da geç kaynaşacağı aşikardır...
Kürt halkı siyasal öncülerinin süreci yasal bir statü bile kazanmamış olan "görüşmelere" endekslemekten vazgeçmeyen tutumuna rağmen Rojava gibi bir örneğe sahip artık. Haziran'ın gücüyle Rojava'nın yarattığı kurucu iradenin sentezinden oluşan moral değerlere sahiptir. Oyalamaları, temelsiz beklentilerin yarattığı yorgunluk ve hamlanmaları bu moral değerlerle aşacak, o rafine direnişçiliğini yaşamın her anında yeniden üretecektir.
Burjuvazi ve devletinin, emperyalist güçler ve her türlü gericiliğin "yola gelmeyen" Kürde düşman olduğu son bir yılda tüm açıklığıyla bir kez daha ortaya serildi.
Dinci gerici çetelerin kontrgerilla yöntemleriyle Rojava'nın üzerine salınması, TIR TIR silah taşınması bunun somut ifadesidir.
Kürdistan'ın her yerine kalekollar kurulması bunun somut ifadesidir!
Roboski katillerinin aklanması, 4 parça Kürdistan'ın sınırlarının yeni duvarlarla kalınlaştırılmaya çalışılması ve buna meydan okuyan halkın katledilmesi bunun somut ifadesidir.
Tüm kontrgerillacı elebaşılar ve katiller bir bir serbest bırakılırken, uyduruk iddianamelerle yıllardır zindanlarda tutulan KCK'lı tutsakların aynı düzenlemelerden yararlandırılmaması bunun somut ifadesidir!
Hizbullah çetesinin palazlandırılarak yeniden Kürdistan sokaklarına salınması bunun somut ifadesidir!..
Bunlara daha sayısız örnek eklenebilir. Ama egemenlerin düne göre daha bir korktukları da aynı somutlukla görülmelidir.
Berkin için Kürdistan'da sokağa çıkıp haykıranlara vahşice saldırılması, zulüm ve sömürü çarkını döndürenlerin nelerden nasıl korktuklarının da kanıtıdır.
Kürt ve Türk işçi ve emekçilerinin birleşik mücadelesinden duyulan korkudur bu.
HDP'ye yönelik faşist saldırılar da öyledir!..
Newroz'un özgürlük ve eşitlik için gözüpek savaşlara davet eden mesajı tam da bu gerçeklerin anlaşılmasıyla gerçekleşecektir.
Kawa'nın balyozuyla Dehak'ın beynini dağıttığını müjdeleyen o ateş bugün Kürt dağlarında, kentlerinde yanmaya devam ediyor.
Bu ateş Kürdün ucuzun da ucuzu ücretli köle olması hayallerini kursaklarında bırakacak!
Kürdün kazandığı dilini unutmasını dayatanları bir kez daha yakacak!

Kürdün fiilen aştığı sınırları kalın duvarlarla belirginleştirenleri yerle bir edecek!
Bu ateş Türkiye proletaryasının kardeşliğin eşitlikten geldiğini daha güçlü kavraması oranında daha da büyüyecek! Ta ki o gerçek özgürlük ve eşitlik gerçekleşinceye dek... Gerçekleştiğindeyse kardeşlik halaylarının, şarkılarının dokusuna sinecek kurucu bir güce dönüşecek!..
Bugün buna her zamankinden daha bir yakın olmanın sevinciyle "Newroz piroz be!" diyoruz!