"Patronlar general olmuş; Kani Beko'yu albay, Rıdvan Budak'ı yarbay, Kazım Doğan'ı assubay yapmışlar"
Greif direnişçisi Ahmet Mekin Demir
Güvendiğimiz dağlara kar yağdı, bizim de yağmur olup onları eritmemiz lazım. Öyle vahşi bir sistem kurmuşlar ki, Hz. Hamza'yı, Hz. Ali'yi öldüren vahşilerden daha vahşilerdir. İşçiyi daha fazla ezmek için, söz sahibi olmasınlar diye.
Patronlar general olmuş;
Kani Beko'yu albay,
Rıdvan Budak'ı yarbay,
Kazım Doğan'ı assubay yapmışlar.
Taşeronları uzman çavuş yapmışlar başımıza. Onların rütbesini elbet bir gün sökeriz, bir gün işçi kardeşlerimiz onları tükürükleriyle boğacaktır. O tükrük sel gibi coşacaktır. İhanetin bedelini maddi-manevi ödeyecekler.
Kazım Doğan diyor ki, "By-pass ameliyatı olmuşum, kalp hastasıyım, bana dokunmayın"... Onun ilacı bizde kaya gibi. "'Sayın başkanım' diye bana bir şiir yaz" diyor. Şiir değil, destan yazacağım başkanıma, tarihe bir hain, bir ihanetçi, bir işçi seyyar satıcısı olduğunu da yazmayı biliyorum. Üçünün de işçi sınıfı satıcısı olduğunu tarihe not yazdırmayı da biliyorum.
Direnişin 38. günü...
Saat 10:00 ile 11:00 arasında horon dersi aldım. Saat 11:15'te kadın toplantısı yapıldı. (...)
Arkadaşların çoğu kapının önünde toplanmışlar, güneşleniyorlar.
Saat 13:00 sendikaya gitmeye karar aldık, orada bir basın açıklaması yapacağız...
15:30 Sendikadan ayrıldık.
16:30 Fabrikaya geldik. Sivil polisler kapıya dayanmışlardı, neden geldiklerini merak ettim.
38. günde direnişçilerin duyguları
1. Direnişçi: Birlik ve beraberliğin ne kadar önemli olduğunu öğrendim. Birbirimize olan güvenim arttı. Her gün değişik duygularla uyanıyorum... Beraber yiyip, beraber içiyoruz. Bu da bana hep iyi bir duygu yaşatıyor.
2. İşçi: Hepimizin mücadelesi ekmek mücadelesi olduğu için daha önce 850 kişiyle çalıştığım, grev öncesi 14 yılda merhaba dediğim yüz kişi vardır, bugün 500 kişinin tamamıyla merhabalıyım, en yüksek düzeyde diyalog kurmuş durumdayım. Bu da gurur verici. Fabrika kapansa da hiçbir önemi yok.
Babam çoban der ki!
Direnmek, o duyguları yaşamak, o hissetmek deveye hendek atlatmaktan daha zordur.
Bilenlerle bilmeyenler bir olur mu? Yaşamak gerekmez mi? Uzaktan davul zurna sesi güzeldir, yaşamadan konuşmak kolaydır. Direnmek yaşamaktır, hayattır; engelleri aşmaktır. Ağrı Dağı'na tırmanmak ne kadar zorsa, yaşamak, o duyguları anlamak o kadar zordur.
Ezmek, ezdirmek, biber gazı sıkmak, TOMA'yla su sıkmak, kurşun sıkmak kolaydır. Evlat yetiştiren anaya ser kolay mı, doğurmak kolay mı, dünyayı verseler yenilerini veremezsin, o gözlere biber gazı sıkmak kolay mı? o.... öğretmek kolay mı? Bir ağacı dikmek kolaydır, büyütmek kolay mı? Su, güneş, emek ister. Çoban babam derdi ki, hayvanları otlatmak kolaydır, önemli olan kurda kaptırmamaktır. Bizi kurda (taşerona) teslim ettiler.
Biraz da kurttan bahsetmek istiyorum. Kurt öyle açgözlü hayvandır ki bir tanesi koyunların içine düşse hepsini öldürene ve sakat bırakana kadar bir tanesini yemez. ... bir tanesini alır. Ayı bir tane alır, karnını doyurur, acıkana kadar saldırmaz. Kurt ise öldürür, öldürür, öldürür doymaz. Koyun sürüsünün sahibi farkedene kadar... Ya bir kurşun sıkar hedefi vurur ya da sakat bırakır kaçar. Elbette bir gün bizim de sahibimiz çıkar ya devlet baba ya devlet ana ya sendika amcamız ya halk dayımız ya da işçi kardeşlerimiz. Çünkü bize o duyguları yaşamış ve o hisleri anlayanlar ancak sahip çıkar.