Direnişle çok şey kazandık

Greif direnişçisi Mehmet Ceco ile direnişin geldiği aşama üzerine konuştuk

İŞÇİ SINIFI
Cumartesi, 22 Mart 2014 (12 yıl 7 ay önce)

Alınteri: Seni tanıyabilirmiyiz?



Mehmet Ceco: Bir yıldır burada kadrolu olarak Greifiki (Dikim) bölümünde çalışıyorum.



 



Alınteri: Direniş 40. gününe girdi. Duygularını alabilir miyiz?



Mehmet Ceco: 40 gündür burada direniyoruz. Bu uzun bir zaman; zorunlu durumda olan arkadaşların dışında birçok arkadaşımız burada bulunuyor. Tabii belli kırılmalar oluyor. Fakat fazla bir kırılma yoktur. Direnişimiz iyi devam ediyor. Biliyorsunuz Cuma günü patronlar gelmişti. Yanlarına da birlikte çalıştığımız -kandırdıkları- arkadaşlarımızı alarak gelmişlerdi. Arkadaşlarımız geldiklerinde burada gördükleri manzara karşısında geri döndüler. Patronlar arkadaşlarımızı 'işbaşı yapacaksınız' diyerek fabrikaya getirmişlerdi. Patronlar bizler hakkında “arabamızı yaktılar, fabrikayı yıktılar” diyordu. Biz burada 24 saat nöbet tutuyoruz, niye? Biz bu fabrikada ekmek yiyoruz biz bu fabrikaya zarar gelsin istemeyiz. Onlar, kendilerinin haklı olduğunu söylüyor. İşçiler de, yani bizler de 'biz haklıyız' diyoruz.



 



Biz onlardan fazla bir şey istemiyoruz, emeğimizin karşılığını istiyoruz, hakkımızı istiyoruz. Ben fabrika bünyesinde çalışıyorum. Taşeronun bütün işlerini biz yapıyorduk. Buna rağmen çalışmamızı beğenmezlerdi, hatta “nasıl çalışıyorsunuz” diyorlardı bize. Biz de, “Siz bizi taşerona gönderirseniz biz nasıl üretim yapalım?” diyorduk. Bize dikilecek 3 bin iş veriyorlardı fakat herbiri bir yerlere götürüyor bir iş veriyor ve elimizdeki işi de yaptırmıyorlardı; elimizdeki işi dikemiyorduk. Onun için bizim bölümükapatmayı düşünüyorlardı. Psikolojik olarak arkadaşlarımızın üstüne geliyorlardı.



 



Bir süre sonra gözlük meselesi çıktı ortaya. Çalışırken makinanın kırılan iğnesi bazen gözümüze fırlıyordu, o yüzden gözlük takıyorduk çalışırken. Arkadaşlar rahatsızlanıyordu; başağrısı, mide bulantıları geçiriyorlardı. Kulaklık takıyorduk, bunlar hep arkadaşlarımızı bunalttı. Şikayet ettik, “gözlükler bize olmuyor dedik”. Gözlükleri değiştirdiler yeni gözlükler getirdiler. Aşağıya iniyorduk, şikayetimizi söylüyorduk bize kapıyı gösteriyorlardı. Biz de “Durup dururken niye kapıyı gösteriyorsunuz? Gözlük olmuyorsa gidin doktora gösterin” dedik. Neyse biz burada çalışan doktora gösterdik, o da “bu gözlükler olur kullanın” dedi.



 



Alınteri: Direnişe nasıl karar verdiniz?



Mehmet Ceco: Burada haksızlıklar çok fazlaydı, bizler de toplandık mücadele etmeye başladık. Asgari ücretle çalışıyorduk, hatta asgari ücretin bile altında alanlar vardı. Tabii bizi kıranlar da oldu, bizden ayrılıp gidenler de oldu... Onların ayrılmalarının nedeni 2 milyar maaş almalarıydı. Ben asgari ücretle çalışan biriyim aldığım ücretle evimin kirasını mı vereyim, elektriğini mi, suyunu mu, aylık ihtiyaclarımızı mı karşılayayım? Evli olanların durumları daha da kötü. Şu an evli olup bizim karşımızda, taşeronun yanında olanlar da var.



 



Alınteri: Bu işçiler neden taşeron patronların yanında yer alıyor?



Mehmet Ceho: Çünkü şöyle yanlış düşünüyorlar: “Eğer patronun yanında yer alırsam maaşım yükselir”... Halbuki direnişteki bizler hakkımızı öyle ya da böyle direnerek alırız. Patronun yanında yer alan işçiler yanılıyor. Niye yanılıyor, patron sana yarın tekmeyi atar ama işçi arkadaşın tekme atmaz. Tekme atmadığı gibi seni sahiplenir.



 



Biz burada bir örgütlülük yaptık. Bir arkadaşımızı işten attılar. Biz de arkadaşımızı işe geri alın dedik. Patronlar da, “o sizin arkadaşınız değil, kendi arkadaşları çıksın greve, siz çıkmayın” dediler. Fakat biz dinlemedik patronu ve makinaları durdurduk. Benim patronum bana gelerek “Ben senin gibi işçiyle çalışmak istemiyorum kapı orada çık” dedi. Ben de “Ben o kapıdan çıkmaya layık değilim sen layıksın, sen çık git” dedim. Neyse arkadaşlarım bana destek vererek “Mehmet giderse biz de gideriz” dediler. Patron da çıktı dışarıya. Tabii bir günlük grevimiz sonucu arkadaşımız işe alındı. Arkadaşımızın işe alınmasıyla bir güçlülük gördük ve örgütlü davranırsak kazanacağımızı anladık. Ben kadrolu olarak çalışıyorum. Beni en çok üzen olay ise bizim erzak alma hakkımız vardı. Erzak aldığım zamanlar taşeronda çalışan arkadaşlar erzak almıyorlardı ve bu olay beni çok rahatsız ediyordu.



 



Alınteri: Samandıra'ya gittiniz, bu sizin açınızdan nasıl bir kazanım oldu?



Mehmet Ceho: En azından sesimizi duyurduk orada çalışan arkadaşlara. Camdan bakan arkadaşlar vardı ve bunlar “yanınızda olmak istiyoruz fakat patronlar izin vermiyorlar” dediler. Sonuçta korkup katılmayanlar oldu ve ben bunu normal karşılıyorum. Fakat patronlara rağmen yanımıza gelip bize destek veren işçi arkadaşlar da oldu ve o işçiler diğer arkadaşların gelip destek vermek istediklerini fakat patronlardan korktuklarını söylediler... Tabii biz ilk gittiğimiz anda patronlar bize kafa tutmaya kalkıştılar, hakaret ettiler, “Siz kimsiniz ne hakla buraya geliyorsunuz?” dediler. Patronların saldırgan davranışlarına yukardan bizi izleyen işçi arkadaşların üzüldüğünü anlayabiliyorduk. Çünkü onların içinde de “Niye biz arkadaşların yanında değiliz” diyen arkadaşlar vardı. Bunu yanımıza gelen arkadaşlar bize söyledi.



 



Samandıra'nın işçi temsilcisi iyi olmadığı için onlar direnişe geçmediler fakat işçiler bizim gibi direniş yapmak istiyorlardı. Yanımıza gelip destek veren işçi arkadaşlar, “Maden Hadımköy direnişte biz de bu direnişe destek vereceğiz. Onlar çalışırsa biz de çalışırız” dediler. Samandıra'daki temsilci telefonla aradı, “Biz de greve gideceğiz” dedi, “kendimi kötü hissediyorum” dedi. Fakat biz güvenmiyoruz onun konuşmalarına. Çünkü baştan beri bizimle hareket etseydiler şimdi daha farklı olurdu.



 



Alınteri: Greif'e bağlı diğer fabrikalarda da örgütlenme yapılmış olsaydı bu direniş daha farklı olurdu. Bu konuda ne düşünüyorsun?



Mehmet Ceco: Şimdi biz burada greve çıkacağımız zaman, ben burada temsilci arkadaşların haricinde fazla kişiyi tanımıyordum. Diğer fabrikada da zaten 150 kişi vardı örgütlenecek bizi defalarca arıyor ve “İş durduralım, iş yavaşlatalım burada” diyorlardı. Temsilci arkadaşlar da “Sabredin daha zamanı var“ diyorlardı. Onlar da “Yok biz iş durdurduk siz de durdurun” dediler. Biz de “tamam” dedik. İlk iş durdurmayı onlar yaptı biz de ertesi gün iş durdurduk.



 



Daha sonra oradaki arkadaşları patronlar kandırdı. Hani “Her insanın bir zayıf tarafı var” derler ya galiba o zayıf tarafını yakaladılar arkadaşımızın oradan yüklenmiş olabilirler... O da iyi bir temsilcidir belki ama kendini ifade edememiştir. Mesela burada komite toplantımız oluyor. Komite fabrikanın ve grevin en son dağılacağı yerdir. Toplantıda, komite karar verir, eylemimiz varsa eylemimiz konuşulur, karar alınacaksa bir eylem hakkında komitede alınır.



 



Alınteri: Peki bugün kimi işçi arkadaşlara işveren tarafından çıkış belgeleri geldi. Sana da geldi mi çıkış? Bu konuda ne yapmayı düşünüyorsun?



Mehmet Ceco: Evet bana da geldi çıkış kağıdı. Akşama avukat gelecek ona danışacağız.



 



Alınteri: Kaç kişiye geldi çıkış?



Mehmet Ceco: 135 kişiye çıkış geldi. Arkadaşlar önemsemediler bu çıkış kağıdını. Çıkışlar Perşembe günü geldi, Cuma günü maaşlar yatırıldı. Gerçi maaş mı değil mi onu da bilmiyoruz. Eğer maaş ise yatan, umarım doğru yatırmışlardır. Değilse daha tazminatımız duruyor öyle düşünüyoruz. Arkadaşlarımız daha çekmedi. Az önce de temsilci arkadaşlar, “Akşam avukat gelecek konuşacağız ona göre adım atacağız” dediler. Ben param yatsa da, işten de çıkarılsam buradan gidecek en son kişilerden biriyim. Çünkü 40 gündür buradayım, direniyorum, haklarımız için. Eğer beni çıkaracak olurlarsa buradan, arkadaşlarımız ne diyor “Hepimiz birimiz, birimiz hepimiz için” diyor. Eğer “siz çıkıp giderseniz biz de çıkarız, bu fabrikada kimseyi çalıştırmayız” diyorlar. Biz de onların o tepkisine duygulandık, bize sahip çıktılar.



 



Alınteri: Direniş bir şekilde sonuçlanacak. Şu an ne düşünüyorsunuz?



Mehmet Ceco: Sonuna kadar devam edeceğim. Burası kazansa da bizim işyerimiz. 24 saat nöbet tutmuşuz korumuşuz burayı. Patronların arabalarına kadar bir zarar gelmemesi için itinalı davranmışız. Şu an çok şey kazandık aslında. Sesimizi bir çok kesime duyurduğumuzu düşünüyorum. Arkadaşlarımızı daha yakından tanıdık. Hemen yan bölümde çalışan işçi arkadaşlar vardı yanlarına gidip bir selam bile veremiyorduk. Şimdi yeni tanıştığım arkadaşlarım var hepsiyle sohbet edebiliyoruz. Aynı masada oturup yemek yiyebiliyoruz. Daha önceden görüyorduk birbirimizi fakat konusamıyorduk. Oturup bir çay bile içemiyorduk.



 



Alınteri: Direnişte farklı görüşte olanlar var, sizi ortaklaştıran nedir?



Mehmet Ceco: Arkadaşlarımız birbirine bakarak “Bunlar benimle aynı yolda gidiyorlar” diyor mesela birbirimize güveniyoruz. Mesela bir yere eyleme gittiğimizde arkadaşlarımıza biri bir şey dediği zaman hepsi birlikte peşinden gider. Neden? Çünkü aynı cephede savaşıyoruz biz. Şimdi bunu dışardakilere anlatamazsın çünkü onlar bize “Terörist, hırsız; kırdılar batırdılar yine her tarafı” derler. Desinler, bir şey demiyoruz onlara da. Elbette gün gelecek ve bize hak verecekler onlar “Keşke biz de yanlarında olsaydık” diyecekler. Şu an bize kim yardım etmişse çevremizdeki herkese çok teşekkür ediyorum buradan, bize maddi manevi yardımlarda bulundular, bizi hiçbir zaman yalnız bırakmadılar, bizimle yatıp bizimle kalktılar fabrikada, bizimle aynı yemeği paylaştılar...



 



Alınteri: Biz teşekkür ediyoruz.