17:50 İşçiler son gelişmeleri değerlendirip ortak iradelerini tazeleyecek toplantılar yapıyorlar...
16:30
İşçiler öğleden sonra son gelişmeleri değerlendirdikleri bir toplantı yaptılar. Toplantıda patronların son bir haftadır yoğunlaşan oyunları ele alındı. Bu oyunların 2 Nisan tarihinin yaklaşmasıyla ilişkili olduğu, çünkü TİS'in bu tarihe kadar yapılamamış olmasının aracı tarafından raporlanacağı ve yasal grev sürecinin başlaması gerekeceği belirtildi. Direnişi bırakan işçilerin de bu gerçeği görerek direnişe dönmeleri, sonuçta kaybedenin onlar olacağı hatırlatıldı.
Ayrıca Hadımköy'deki fabrikanın kapatılmasının nesnel olarak mümkün olmadığı, çünkü bu fabrikanın gerek teknik alt yapısı, gerekse üretim kapasitesi açısından üretimin esas üssü olduğu, diğer fabrikaların böyle bir donanıma sahip olmadığı vurgulandı.
İşçilerden patronların imzalamak zorunda olduklarını söyledikleri belgelerle ilgili de soru geldi. Bu soru da sendika temsilcisi tarafından hiçbir şekilde imza atılmaması, bunun bir oyun olduğu, tüm haklarını alacakları şeklinde yanıtlandı. Toplantı, kaç kişi kalınırsa kalınsın direnişin sonuna kadar götürüleceği ortak vurgusuyla sonlandırıldı. İşçiler daha sonra öğlen yemeklerini yemeye geçtiler.
Yemekten sonra baş temsilci Orhan Purhan'ın bir görüşmeden sonra fabrikaya dönmesiyle yeniden genel toplantıya geçildi.
14:10
Greif yönetimi işçilerin telefonlarına, 2 Nisan'a kadar Hadımköy'ü terk etmeleri, Hadımköy fabrikasının kesin olarak kapatıldığı, direnişi bırakmaları halinde tüm tazminatlarının eksiksiz ödeneceği, isteyenlerin Dudullu'daki fabrikaya yerleştirilebileceği... içeriğinde bir mesaj yolladı. Mesaj yollanan telefonun aramalara kapalı olduğu öğrenildi.
2 Nisan tarihi bağıtlanmayan toplu sözleşme görüşmelerinde anlaşmazlık süresinin dolduğu ve yasal grev hakkının doğduğu tarih. Patronların bu tarihi belirtmelerinin de asıl olarak olası bir grev kararının baştan baltalanması çabası olarak yorumlanıyor. Elbette ki bu kararı en başta sendikanın vermesi gerekiyor. O nedenle de işçiler bugün yapılması beklenen DİSK Başkanlar Kurulu'nun sonuçlarını merak ediyorlar. Bu toplantıda ya yasal prosedür izlenip grev kararı çıkarılacak ya da tarihte görülmemiş bir gelişmenin altına imza atılarak sendika kendisini fiilen anlamsızlaştırmış olacak.
Bu arada oy vermek için evlerine giden işçiler de fabrikaya dönmeye başladılar.
Bugün işçilere uluslararası dayanışma mesajları geldi. Posta yoluyla işçilere ulaşan MLPD-ICOR imzalı mesajla işçilerin 8 Mart Dünya Emekçi Kadınlar Günü kutlanıp direnişin desteklendiği belirtiliyor.
***
Greif Direnişi 50. gününü tamamladı. Oldukça kritik bir evreye girdiği bu günlerde sayısız oyunla-dalavereyle karşılaşıyor. Tüm bunlara karşın, gücünü aldığı taban inisiyatifi ve taşeronluk sisteminin o dizginsiz sömürü biçimlerine karşı mayalanmış kolektif öfke onu güçlü kılan dinamikler olarak işlemeye devam ediyor. Direnişçiler bu güçle 50. güne merhaba dediler. Her zamanki gibi hazır edilmiş çayları, aksatılmayan temizlik ve kahvaltıyla devam etti gün. Direnişin bundan sonraki etabı sohbetlerin değişmez konusuyken, bugün aynı zamanda seçim sonuçları ile ilgili de canlı sohbetler ediliyor.
Greif patronlarının işçileri direnişten kopararak direnişi çözmek üzerinden kurdukları kirli oyunlardan biri de bugün yaşandı. Ercan Işık ve Aytekin Işık isimli taşeron patronları arabalarıyla fabrikanın bulunduğu sokağa kadar gelip bir işçiyi kaçırmaya çalıştılar. İşçiye, "Gel konuşalım" diyen patronlar işçinin net tutumu karşısında tehditler yağdırmaya başladılar. İşçi bu tehditlere "Beni dövebilirsiniz ama ben de sonra bunun hesabını sorarım, sizi dava edip elinizdekileri alırım" yanıtı verdi. Sokağın hemen bitiminde yaşanan bu olayı fark eden diğer işçilerin de gelmesiyle taşeronlar kaçmak zorunda kaldılar...
Bu gelişmeyi öfkeyle karşılayan direnişçiler bundan sonra fabrikanın sokağının hemen başında nöbet tutmaya ve bu tür girişimleri anında etkisizleştirmeye karar verdiler.