Onlar, nasırlı ellerin diplomasiden uzak dilinden büyük rahatsızlık duyuyorlar...
Greif Fabrika Komitesi bir açıklama yayınlayarak sendika ağaları ve bürokrasisinin ithamlarını yanıtladı, yayınlıyoruz:
Direnişimize başladığımız ilk günden itibaren bazı sendikaların yönetimleri ve bunlarla bağlantılı bazı çevreler tarafından direnişimize karşı kirli bir propaganda faliyeti yürütülüyor. Haklı ve onurlu direnişimizi sahiplenmemek için çeşitli bahaneler ileri sürülüyor. Direnişimizi ilk gününden itibaren takip eden herkesin görebileceği gibi üretilen bahanelerin hemen hepsi yalan ve çarpıtma üzerine kuruludur. Buna rağmen direnişimize karşı bilinçli bir tarzda yürütülen itibarsızlaştırma çalışmasına dört elle sarılanlar var. Her şeyin tüm açıklığı ile ortada olmasına rağmen biz bu bahanelere yeniden yanıt vereceğiz.
Bu iddia alt kademe ve üst kademe sendika yöneticileri tarafından sürekli olarak dillendiriliyor. Geçtiğimiz haftalarda Ankara ve İzmir'e direnişimizi anlatmaları için heyetler gönderdik. Arkadaşlarımız bu kentlerde DİSK'e bağlı sendikaların şubelerine gittiklerinde böyle bir iddiayla karşı karşıya kaldılar. Aynı iddialar İstanbul'daki sendika ve bazı demokratik kitle örgütlerinin yöneticileri ve üyeleri tarafından da direnişimize karşı kullanılıyor. Son zamanlarda DİSK yöneticileri de her fırsatta aynı iddiayla karşımıza çıkıyorlar. Bu iddialar gerçeklikten uzaktır. DİSK'in 47. yıl etkinliğine gittik. Direnişimizi anlatmak için söz istedik. Kani Beko'dan sonra bize söz verileceği söylendi. Bu arada bir protestoyu gerekçe gösterilerek programın sonlandırıldığı söylenildi. Biz de salonda asılı pankartımızı alarak sahneye çıktık. DİSK Yönetim Kurulu'nun güne dair açıklaması bile bu iddianın hiçbir gerçekliğinin olmadığını ortaya koyuyor.
DİSK yönetim kurulunun açıklamasının linki: http://www.disk.org.tr/2014/02/13-subat-47-kurulus-yildonumu-gecesi-yasananlar-diskin-isci-sinifi-mucadelesinden-suzulup-gelmis-gelenegine-degerlerine-ve-ilkelerine-yonelik-bir-saldiridir/
Direnişimizin başladığı ilk andan beri DİSK ve DİSK-Tekstil yönetimini sahiplenmeye davet ettik. Direnişimizin ilk saatlerinde DİSK Tekstil yönetimi direnişimize karşı bir açıklama yayınladı. Buna rağmen yöneticileri arayarak bu tutumlarını değiştirmelerini istedik. Aynı tutumlarını sürdürmeleri üzerine DİSK yönetimine ulaştık. Direnişimize karşı yapılan bu açıklamanın kaldırılmasını ve direnişimizin sahiplenilmesini istedik. Bir karşılık alamadık. Süreç içersinde DİSK ve bazı DİSK-Tekstil yöneticileri direnişimizi sahiplenen tutumlar ifade etseler de buna uygun davranmadılar. Sözlerinde durmadılar. Her şeye rağmen biz ısrarla direnişimize sahip çıkmaları için çaba sarfettik. Defalarca görüşmeler ve çağrı yaptık. Hatta onların tutmadıkları vaatler nedeniyle günlerce adım atmalarını beklediğimiz için zaman kaybettik. Sonradan bunun bize ağır bir faturası oldu.
Bu koca bir yalandır. Patron tarafı direniş öncesi koşulları bize dayatıyor. Yıllardır sendikalı fabrikalarla bizim oranlarımız kıyaslanıyor. Kıyaslama yapılan fabrikalarda çalışanların en düşük ücreti 1.500 TL.
Bizim büyük bir kısmımız asgari ücret alıyor. Asgari geçim indirimi vb. ile elimize geçen 920 TL oluyor. Patron tarafının sözleşmesini kabul ettiğimizde ise 970 TL maaş alacağız bunun 40 TL'si sendika aidatı olarak kesildiğinde elimize 930 TL geçecek. İyi denen şözleşmedeki ücret artışı bu kadar.
Greif yönetimi direnişin ilk haftalarında konfeksiyon haricindeki taşeronları kadroya alabileceği bilgisini gönderdi. Bizim talebimiz sendika üyesi işçilerin hepsinin kadroya alınmasıydı. DİSK-Testil yönetimi ve Greif yönetiminin işbirliği ile Dudullu'daki direniş kırıldıktan sonra Greif yönetimi daha da pervazsızca davranarak taşeron konusunda da direniş öncesi şartları dayatmıştır. Bu gücü ise DİSK-Tekstil yönetimin ihanetçi tutumlarından almıştır. Taşeron konusunun çözülmediğine Süleyman Çelebi dahil birçok DİSK yöneticisi tanıktır.
Resmi grev sürecini beklemiş olsaydık grev yapamayacaktık. Hadımköy ve Dudullu'da çalışan 1300 kişiden sadece 300 kişi greve çıkmış olacaktık. Üretim ufak tefek aksamalarla devam edecekti. 44 taşeron firmaya bölünmüş diğer arkadaşlarımız için yetki almamız ise tamamen imkansızdı.
Böyle bir grevde dışarda kalan arkadaşlarımızın iradesini de kıracaklardı. Biz bunun önüne geçmek için DİSK'i DİSK yapan ruhu kuşanıp fiili-meşru grev yolunu tercik ettik.
Bizim fiili meşru direnişimizi yasal süreci beklememekle suçlayanlar farkında olarak ya da olmayarak Kavel'i mahkum ediyorlar.
Bize “ilk sözleşmeyi yapsaydınız ikincisinde daha fazlasını alırdınız” diyorlar. DİSK-Tekstil'in 11 yıldır Greif'a ait Ünsa'da yaptığı sözleşmelere baksınlar. Her sözleşme bir öncekinden daha geridir.
DİSK yönetimi ve bağlı sendikaların yöneticileri ve çevrelerindeki bazı insanlar daha da ileri giderek sendika yöneticilerine küfür ve hakaret ettiğimizi söylüyorlar. Bunu söyleyenlerin sunacağı tek bir kanıt dahi yoktur. Direnişimiz karşısındaki tutumlarını eleştiren, mahkum eden ifadeleri kullandık. Bunların hepsini somut verilere dayandırdık. Hiç kimse çıkıp da bize “küfür ettiniz, hakaret ettiniz” diyemez. Bize karşı kirli oyunların sergilendiği en kritik anlarda bile bilinçli bir sınıf tavrıyla hareket ettik. Haine hain, sınıf dostuna sınıf dostu dedik. Somut verilere dayanarak yine demeye devam edeceğiz. Gerçekler neyse Greif işçisi onu söylemiştir. İnanmayanlar bizim yaptığımız açıklama ve haberlere dönsün baksın. Ama şunu da söyleyelim ki, bugüne kadar hep önlerinde ceket ilikleyen işçiler görmüş olanlar bizim dik ve kararlı tutumumuz karşısında rahatsız olup bu duruşumuzu saygısızlık ve hakaret olarak anlıyorlar. Nasırlı ellerin diplomasiden uzak dilinden büyük rahatsızlık duyuyorlar.
GREİF Fabrika Komitesi
7 Nisan 2014