Greif işçileri, "Patron ve Budak’ın ihanet çetesi köşeye sıkıştı! Kuşatmayı yarıyoruz, kazanacağız!" diyorlar...
Greif işçileri dün DİSK'te yapılan görüşmenin içeriği ve DİSK Tekstil'in sendika kurallarını da ihlal ederek Greif yönetimi ile imzaladığı protokolün arka planına ilişkin bir açıklama yaptılar. DİSK Tekstil'in patronlarla işbirliğinin düzeyini olduğu kadar, işçi iradesini tamamen hiçe sayan bürokratik mantığını da tüm çıplaklığıyla sergileyen açıklamada, DİSK yönetiminin de gelinen noktada direnişe destek veren bir tutuma yöneldiği belirtiliyor. Açıklamanın tam metnini yayınlıyoruz:
Patron ve Budak’ın ihanet çetesi köşeye sıkıştı!
Kuşatmayı yarıyoruz, kazanacağız!
Direnişimizin başından bu yana oyun üstüne oyun çeviren Greif yönetimi ile onlara hizmet eden Rıdvan Budak’ın başında olduğu uşak takımı dün yeni bir hamle yaptı. Ancak baltayı taşa vurdu. Hem ihanet ve işbirlikçilikleri bir kez daha tescil oldu hem de nasıl da berbat oyuncular olduklarını gösterdiler.
Greif yönetimi ile Rıdvan Budak’ın başında olduğu ihanet şebekesi, bu kez karşımıza bir “protokol” düzenbazlığıyla çıktılar. Geçtiğimiz günlerde DİSK aracılığıyla fabrikanın kapatılması kararı ile gündeme gelen bir protokol konusunda çeşitli öneriler tartışılırken, konuyla ilgili olarak bu sabah saatlerinde temsilcilerimizle DİSK yöneticileri arasında yapılacak toplantıda hakkımızda bir protokolün imzalandığını öğrendik.
Protokolün altında Greif adına Sevinç Yener, DİSK/Tekstil adına Rıdvan Budak ve DİSK adına da Muzaffer Subaşı’nın imzası yer almaktaydı. DİSK yöneticileri, en başta da Genel Başkan Kani Beko, bu imzadan kendilerinin haberinin olmadığını, DİSK avukatları da bu protokolün hiçbir hukuki tarafı olmadığını söylediler. Subaşı’nın imza yetkisinin olmadığını ayrıca en az iki yöneticinin imzasının gerekli olduğunuvurguladılar.
Yani Greif yönetimi ile Budak’ın ihanet şebekesi, sahtekarlıkta hiçbir sınır tanımıyor. Böylesi sahtekarlık örneği belgelerle, Greif işçisinin iradesini de ayaklar altına alarak direnişimizi kırabileceklerini düşünüyorlar. Doğrusu bu hem sahtekarca, hem çok da alçakça bir davranıştır. Aynı zamanda nasıl da köşeye sıkıştıklarının itirafıdır.
“Fabrikayı kapattık” diyenler, yangından mal kaçırırcasına böylesi sahtekarlıklara başvuruyorlar. Çünkü işçiler de kendilerine daha önce bir öneri olarak gelen protokol konusunu pekala muhataplarıyla kendi şartlarını ortaya koyarak tartışabilecek durumdaydı. Ama belli ki artık kendileri için denizin bittiğini gören Greif yönetimi ile düzenbaz ihanet şebekesi, telaş içerisinde olmadık düzenbazlıklara başvuruyor, böylelikle ne kadar acz içinde olduklarını gösteriyorlar.
Korkak bir fare sürüsü gibi dışarı çıkacağımızı sanıyorlar!
Peki Budak ve ortağının imza attığı bu protokolün içeriğinde ne var?
Protokolün ilk maddesinde bizim kayıtsız şartsız 7 Nisan Pazartesi sabah 8’e kadar fabrikayı boşaltmamız yazılı. Demek ki bu düzmece protokol daha bu ilk maddesiyle şu an çökmüş bulunuyor. Çünkü bize rağmen bizim fabrikayı boşaltmamız üzerine alınmış bu karar zaten uygulanamamıştır. Böylelikle protokol daha bu ilk maddeden itibaren çökmüştür.
Protokolün diğer maddelerinde ise, işgal eyleminin bitirilmesinin ardından yönetimin sigorta şirketiyle gelip fabrikada denetimler yapacağı, zarar-ziyan tespiti yapıp olası zararı da bize fatura ettikten sonra haklarımızın ödeneceği yazılı. Yani biz korkak bir fare sürüsü gibi fabrikayı boşaltacağız sonra da, hayatımızı ve haklarımızı onların keyfine bırakacağız. Onlar da artık yüce bir gönüllülük yaparak zararlarını düştükten sonra karar kılacakları bir miktarı güya bize ödeyecekler.
Greif yönetimi ve Budak çetesi bizimle dalga geçiyor olmalı.
Çünkü biz korkak bir fare sürüsü değil, onların dayatmalarını ve düzenlerini boşa çıkarıp işgal gibi cüretli bir eylemi yapan işçileriz. Bunun için onların alay edercesine yaptıkları bu sahtekarlık belgesinin bizim için bir çöp kadar bile değeri yok.
Acz ve çaresizlik içindeler
Bu son oyunlarıyla anlaşılmıştır ki onların fabrikayı kapattığı falan yoktur. Öyle ki bugün protokol konusunda da görüştüğümüz DİSK yöneticileri bu gerçeği kabul ettiler. Hem Kani Beko hem de diğer yöneticiler, artık kesin olarak söyleyebiliriz ki, “fabrika kapanmayacak” dediler ve ilk kez olarak “bu koşullarda protokol geri bir anlaşma olur, bu fabrikada toplu sözleşme imzalanacak” demeye başladılar.
Belli ki yönetim ile ihanet çetesinin derdi, bizi oyuna getirip önümüze bir parça peynir koyarak fareler gibi fabrikadan çıkarmak, sonra da işlerini eskisi gibi sürdürmektir.
Bu çok safça hazırlanmış bir plandır. Çünkü bu yöneticiler ile Budak’ın ihanet şebekesi, hala daha böyle bir korkaklığı, böyle bir düşkünlüğü gösterecek işçiler olduğumuzu düşünebiliyorlar. Ama bizce onlar saf değil sadece çaresizlik içerisindeler. Büyük direnişimiz onları acz içerisinde bıraktı, psikolojilerini bozdu.
Yine de onlara bir kez daha hatırlatalım. Sizin protokollerinizin bizim için bir önemi yok. İşgalimiz büyüyecek, hem aramızdan kopardığınız arkadaşlarımızı geri alacağız, hem de işgal başka fabrikalarınıza da yayılacak. En sonunda da Budak’ın sahtekar ihanet çetesiyle değil, biz Greif işçileriyle, bizim gerçek temsilcilerimizle oturup toplu sözleşme yapacaksınız. Bu fabrika çalışacak, başka bir yolu yok. Boşuna hayal kurmayın zaman ve mürekkep tüketmeyin. Amerika’daki şeflerinize de mahcup olmayın.
Direnişi büyütüyoruz, biz kazanacağız!
Burada bu yalan ve dolan kampanyalarıyla aramızdan kopardıkları arkadaşlarımıza da sesleniyoruz:
Siz de yaşayarak gördünüz ki, Greif yönetimi ile onların hizmetkarlarının bugüne kadar söyledikleri her şey yalan çıktı. Vaatlerinin de karşılıksız kaldığı anlaşıldı. Şunu bilin ki, bu oyunlara itibar etmemiz halinde elinize hiçbir şey geçmeyecek, ama hatanızdan döner de aramıza yeniden katılırsanız kucağımız size açıktır. Bilinki bunu yaparsanız umduğunuzdan da çok kısa bir sürede direnişimiz kazanacak. Hepimiz kadrolu ve haklarını kazanmış işçiler olarak fabrikamızda çalışacağız.
Unutmayın karanlığın en yoğun olduğu an şafağa en yakın andır. Bu son gelişmelerle bu söz kanıtlandı. Bir dönemdir bizi kuşatmaya alanlar, her şey bitti diyerek biz her şeye kadiriz görüntüsü yaratanlar, şimdi telaş içindeler. Belli ki zamanları doldu, ipleri çekilmek üzere. Artık ışığı görüyoruz, umudumuz diri, inancımız tam. Biz kazanacağız.
Direnişimizin ateşini söndürmek için yapılan oyunlar çökmüştür, kuşatma yarılmıştır. Greif yönetimi ile Rıdvan Budak çetesi önümüzdeki günlerde neler yapacağımızı görecekler.
GREİF FABRİKA KOMİTESİ