Patronlar bir işçi gibi çalışmamızı istiyor, buyruklar veriyorlar. Aldığımız ücretse asgari ücretin üçte biri...
Ben 16 yaşında meslek lisesi öğrencisiyim. Bizleri bu sistemin ücretli kölesi olarak yetiştirmeleri gözümüzden kaçmış olamaz diyorum. Aslında bizlere işin bütününü öğretmek yerine sadece istedikleri kısmını öğretmeleri bu kadar da kolay olmamalı. Çünkü böyle yaparak yarın bizi istedikleri gibi sömürmenin yolunu döşüyorlar.
Staj yaparken patronlar bizi tatlı dille işe ısındırmaya çalışıyor başlarda. Ondan sonra bir işçi gibi çalışmamızı istiyor, buyruklar veriyorlar. Aldığımız ücretse asgari ücretin üçte biri!..
Aslında bunun böyle olmaması gerekir. Bizi işçi gibi çalıştırmak yerine stajı işin bütününü öğreneceğimiz bir eğitime dönüştürmeleri gerekir. Örneğin stajda bizi çalıştırmak işgücümüzü en ucuz şekilde kullanmak yerine, mesleğimizin en kapsamlı bilgileriyle donanmamızı sağlamaları gerekiyor. Mesleğimizi en iyi şekilde yapanları örnek göstererek, bilmediklerimizi anlatarak, görsel araçlar kullanarak eğitimimizi güçlendirmeleri gerekiyor.
Bizleri ayak işlerinde koşuşturmak ve bir işçinin yapacaklarını yaptırmak yerine önümüze hedefler koymaları, nereden nasıl başlayacağımızı planlamayı öğretmeleri daha mantıklı değil mi? Böylece biz de mesleğimiz hakkında bildiklerimizin üstüne yeni şeyler katarak kendimizi daha iyi geliştiririz.
Ancak bu sistem bizim okumamızı ve yaptığımız meslekte yetkinleşmemizi istemiyor. Çünkü böyle yaparsa ucuz işgücü olmayacağız. Çünkü böyle yaparsa meslek için gerekli bilgileri başka kanallardan, sertifikalar alarak satın almamış olacağız. Çünkü onlar için bilgi de, eğitim de parayla olmalı. “Parası olan bu bilgiler için okul dışında sertifika kurslarına gitmeli, olmayansa ucuz işgücü olarak çalışmaya rıza göstermeli” diyorlar.
Eskiden okullarda kurallar zordu ve bunlar geçerliydi; ancak şimdi öyle bir durum söz konusu değil, kurallar artık önemsiz. Eğitime artık temel bilgileri edinmemiz sınırlarında yaklaşıyorlar. Temel bilgiler dışında kalanları da parayı bastırarak satın almamızı…
Eğitimin giderek kalitesizleşmesi bununla da sınırlı değil. Öğretmenler de bize parçadan bilgiler vermekle yetiniyorlar mesela. Staj yaptığımız işyerlerine geldiklerinde, “bu öğrencimize bunlar öğretilsin” veya “bunları şöyle anlatın” dedikleri yok. Biz bir işçi olarak çalıştırılıyoruz, ancak hocalarımız da bundan memnun!.. Bizi kontrole geldiklerinde ise oturup firmanın sıcak çayından içip iki sohbet ettikten sonra şu soruları soruyorlar:
- Çalışıyor mu?
- Çalışıyor.
- Sorun var mı?
- Yok hocam.
Sordukları 2 soru aldıkları 2 cevap onlara yetiyor ve “kolay gelsin” deyip evlerine dönüyorlar Hocaların görevi bu kadar basitleşmemeli! Öğrencilerinden bilgiler alıp vermeli, neler öğrendiğini neler öğretildiğini kontrol etmeli.
Öğretmenlerin, “Gidelim öğrencileri görelim; sorun var mı, çalışıyorlar mı bakalım ve evimize gidip dinlenelim” dememesi gerekiyor. Sistem onlardan böyle davranmalarını istiyor. Onlar bir şeyler yapmak isteseler de, anlatmak sormak istese de sistem bunu istemiyor. Çocuklar bir işçi gibi çalıştırılsın ve bir şey öğretilmesin diyor.
O yüzden artık bu kötü sistemin önüne geçmeliyiz, bunun böyle yürümeyeceğini anlatmalıyız. Gerekirse direneceğiz, staj yaptığımız yerlerde kendimizi ezdirip bir işçi gibi çalışmaya mahkum olmayacağız.
[Öğrenci Birliği'nin 3. sayısından alınmıştır]