3 gün süren direniş sonunda polisin yoğun şiddetiyledireniş alanımız düştü, ancak direniş bitmedi...
Bugün direniş alanımıza karşı gerçekleştirilen yıkım operasyonundan beri sürdürdüğümüz açlık grevi direnişinin 15. günündeyiz. Açlık grevi direnişimiz sokakta başladı ve sokakta devam ediyor. Sokakta gerçekleştirdiğimiz açlık grevi aslında bizim tercih edeceğimiz bir metod değildi. Ancak başka seçeneğimiz kalmamıştı. Neden açlık grevine başladığımızı ve neden sürdürdüğümüzü ilerleyen sayfalarda izah ederiz. Şimdi gelelim yıkım operasyonuna.
İki ay boyunca senato ile yürüttüğümüz görüşme, onların bize sunduğu yıkım ve sınırdışı planını bizim reddetmemiz üzerine kesilmişti. Daha doğrusu biz toplantıyı, kendilerinin yalancı olduğunu yüzlerine karşı beyan ederek terketmiştik.
Ancak mültecilerden bir kısmı 6 aylık tolerans ve 6 aylık bir apartman önerisinin altını imzalamıştı. Direnişi içten vurma taktiği başından beri sürekli gündemde olan bir taktikti. Devlet bu taktiği devreye soktu.
Senato görüşmesini terketmemizden kısa bir süre sonra, bir gün gece saat 03 sularında Oranienplatz'daki direniş alanımıza saldırı başlatıldı. Bu saatte herkesin uykuda olduğu fırsat bilindi. O gün, yıkım alanında senatoda görevli SPD'li Dilek Kolat ve Kreuzberg Yeşil Parti Belediye Başkanı Monika Herman da vardı.
Yıkım işlemini fiili olarak ilk başlatanlar senatoyla işbirliği yapan mülteciler oldu. Sayıları on civarında olan bu insanların ellerine yıkım eldivenleri giydirilmişti. Daha sonra öğrendik ki bu insanlara yıkımı gerçekleştirmeleri için kişi başına 30 euro para dağıtılmış. Eğer Oranienplatz'daki çadır ve kulübelerin tamamını yıkmazlarsa kendilerine önerilen toleransı yapmayacaklarını söylemişlerdi.
Direniş alanımıza yapılan yıkım saldırısı tam bir sömürgeci yöntemle yapılmıştı. Oranienplatz bir koloniydi. Emperyalistlerin kolonilerde uyguladığı taktik ve yöntemler burada bir kez daha uygulandı. Sömürgeciler, ellerindeki imkan ve olanakları kullanarak önce kendilerine işbirlikçiler yarattılar, onlara para verdiler ve çeşitli sahte vaatlerde bulundular. Sömürü ve savaşlar da bu yöntemlerle gerçekleştiriliyor. Önce kendilerine fayda getirecek diktatörler oluştururlar, sonra oralarda etnik çatışmaları körüklerler, en sonunda da bu diktatörleri asarak oradaki tüm ekonomik kaynaklara el koyarlar ve kütüphaneleri imha ederler, kendi sömürgeci kültürlerini yerleştirirler.
Ancak yıkım o kadar kolay olmadı. Her noktada direniş ve karşı koyuş oldu. Alanın yarısını yıkabildiler, diğer yarısının önüne barikatlar kurduk. Paramiliter grubun bıçaklı ve demir sopalı saldırılarına maruz kaldık.

İlk başka alanda fazla polis yoktu. Ancak alanın tamamını yıkamayınca devreye çok sayıda yeni polis ekibi sevkedildi. Yıkım makineleri polis eşliğinde geriye kalan yerleri yıkmaya giriştiler. Tüm gün süren direniş devam etti. En sonunda birbirimize kenetlenip yere oturduk. Hepimizi tek tek zorlukla sökerek alanın dışına attı polisler. Polis şiddet uyguladı. Boğazımızı sıktılar, kollarımızı büktüler.
Oranienplaz düştü kalktı
Tam gün süren direniş sonunda iş makinelerinin ve polisin yoğun şiddetiyle direniş alanımız düştü. Ancak direniş bitmedi. Bir grup arkadaş alanın içindeki bir ağacın tepesine çıkarak ağacı işgal ettiler. İlk 3 gün ağaçta bulunan arkadaşlara yemek ve su verilmemesi üzerine biz de Oranienplatz'ın karşı tarafında bulunan parkta açlık grevine başladık. 'Arkadaşlarımıza yemek verilmiyorsa biz de yemiyoruz' diyerek eylemi yere oturarak başlatmış olduk.
Ağaçta bulunan diğer arkadaşlar indi. Başından beri direnişimizde olan kadın arkadaşımız ağaç işgalini sürdürdü. Daha sonra 3 talep belirleyerek ağaç işgalini ve açlık grevini devam ettirdik. Alanımız tamamen yıkılmıştı bu saldırıya karşı bir atak yapmamız gerekirdi biz de açlık grevine başlamak zorunda kaldık. Çünkü bu belli bir süreç açısından bakıldığında bir final sahnesiydi. Direnişimizin bitmesi ya da devam etmesi seçeneğiyle karşı karşıyaydık. Böyle olmasaydı açlık grevine başlamazdık.
Ağaç işgali 5 gün sürdü, ilerleyen günlerde arkadaşımıza yemek ve su verilmeye başladı. Parlamenterler gelip bizimle görüştüler.
5 gün sonunda doktorlar arkadaşın birkaç saat içinde ölme ya da sakat kalma riskinin olduğu yönünde rapor verdiler. Devletin doktorlarına güvenmediğimiz için bağımsız doktorlar devreye girdi. Bağımsız doktorlar da aynı raporu verdiler. Polis ağaçtaki arkadaşa operasyona hazırlandı. Bir yandan da milletvekilleri aracılığıyla bizimle görüşmeye devam ediyorlardı.
Açlık grevinde olan biz iki kişi ağaçtaki arkadaşla görüştürüldük. Ağaçtaki arkadaşa inip inmemesi için tercihi kendisine bıraktık. Bizim taleplerimizin ne olduğunu kendisine ilettik: 1) Oranienplatz'tan toplantı çadırı ve bilgilendirme çadırı bize geri verilsin; 2) İşgal okulu devrimci mülteci hareketinin politik merkezi olarak kabul edilsin; 3 )Direnişteki mültecilere oturum hakkı verilsin. Bu talepleri ağaçtaki arkadaş da aynen onayladığını söyledi.

Uzun görüşme trafiği sonunda ağaçtaki arkadaş, toplantı çadırının ve bilgilendirme çadırının geri verilmesi için yazılı bir belge istedi. Belediye başkanını aradılar ancak o Berlin'de değildi. Dolayısıyla olay yerine gelemedi. Bunun üzerine polisler ağaca operasyon için harekete geçti. Ağacın altına kalın döşekler koydular ve makineler ağaca doğru yaklaştı. Bunun üzerine arkadaşımız ağacın daha yüksek bir noktasına çıkarak polislere çekilmesini söyledi. Polisler tekrar geri çekildiler. Bekleme bir süre daha devam etti.
Uzun gecenin sonunda senatodan istediğimiz yazılı ve imzalı kağıt geldi. Kağıt, Dilek Kolat tarafından imazalanmıştı. Toplantı çadırımız ve bilgilendirme çadırımız bize geri verilecekti. Bu kağıdın altına biz de imza attık ve bir başka milletvekili daha imza attı. Böylece arkadaşımız ağaçtan inmeyi kabul etti. Taleplerimizden ilki böylece karşılanmış oldu ve Oranienplatz tekrar ayağa kalktı.
İkinci talebimizle ilgili olarak da Kreuzberg Belediye Başkanı ile bir tartışma toplantısında konuştuk. Toplantının açlık grevi yerinde yapılması için toplantının yapılacağı salon işgal edildi. Belediye başkanıyla yaptığımız telefon görüşmesinde, bir saat salonda daha sonra da açlık grevi alanında konuşmanın devam etmesi üzerinde sözleştik. Salon açlık grevi alanına yakındı.
Tartışma toplantısında yapılan yıkım operasyonunun kolonyalist bir saldırı olduğu yönünde görüşlerimizi belirttik. Salonda bulunan diğer mülteciler de belediye başkanının tutarsız davranışlarını teşhir ettiler.
Oranienplatz'a yapılan operasyon medyada insani ve barışçıl bir operasyon olarak yansıtıldı. Ancak alanı insandan arındırıp yerine yeşillikler ekilmişti. İnsana yaşam hakkı tanımayan bu sistem ve sistemin destekçileri bunun adına hümanizm diyorlardı. Felluce'de birbuçukmilyon kişi öldüğünde de bu sistem insani operasyon yaptığını iddia ediyordu.
Sorulara ve baskılara daha fazla dayanamayan belediye başkanı salonu terketti. Akşam açlık grevi alanına gelmedi. Biz de salondan açlık grevi alanına kadar izinsiz bir yürüyüş gerçekleştirdik. Açlık grevi alanında konuşmalar yaptık. Müzik grubumuz konser verdi. Etkinliklere yaklaşık 300 kişi katıldı.
Belediye başkanı daha sonraki gün geleceğini söylemişti. Ancak ertesi gün hasta olduğunu beyan ederek verdiği sözü tekrar çiğnedi.

Elimizde senato tarafından imzalanmış anlaşma metni bulunduğu halde polis 15 gün boyunca Oranienplatz'a çadırlarımızı açtırmadı. Her akşam polislerle itiş kakış yaşadık. Bizim getirdiğimiz çadırın anlaşılan uzunluktan bir metre uzun olduğunu söyleyerek engel çıkardı polis. Eski çadırımızı verin diyorduk ancak onu operasyonda yırtmışlardı.
Çadırı açmamız engelleniyordu. Belediye başkanının ofisine gittik. Ancak belediye başkanı bu sefer kendi partilileriyle yapacağı toplantıya da gelmekten vazgeçti. Sorumluluk almamak için sürekli kaçmayı seçiyordu belediye başkanı.
Sonunda Ordnungsamt'tan bir yetkilinin gelmesi üzerine çadırımızı alana diktik. Siyah çadırın tepesinde devrimci mülteci hareketinin bayrağı yeniden dalgalanmaya başladı. İlk akşam tartışma toplantısı ve konserler oldu.
İkinci talebizimle ilgili belediye başkanı işgal okulunun boşaltılmayacağını beyan etti. Üçüncü taleple ilgili olarak da yetkili ofisten iki kişi geldi. Ancak bu kişilerin karar alma yetkileri yokmuş. Şeflerine iletmeleri için taleplerimizi söyledik. Şefleri bizi telefonla arayacaktı aramadı. Araya bir haftalık resmi tatil girdi. Tatil sonrasında yetkililerin ofisine karşı yürüyüş düzenlendi. Ancak gene yerlerinde yoklardı. İki milletvekilinin de desteklediği bir mektup yetkiliye iletilmesi için ofiste bulunanlara verildi.
Oranienplatz'ın hemen karşısındaki parkta açlık grevi direnişimiz devam ediyor. İlk gece polisler yatmayı yasakladılar. Sürekli tekmelerle ya da yüzümüze tuttukları ışıkla uyumamızı engellediler. Daha sonra üzerine yattığımız izomatlara el koydular. Yağmur yağdığında üzerimize çeketiğimiz naylonu yasakladılar. Her gece yeni bir yasak getiriyor polisler. Bazı günler de de müdahale etmiyorlar.
İçtiğimiz tüm sıvılar parkın etrafında yaşayan komşular tarafından getiriliyor. Gece gündüz etrafımızda nöbetler tutuluyor. Bu nöbetçiler de her iki saatte bir değişiyor. Tüm bu destek komşular tarafından sağlanıyor. Evlerinden çay, su, şeker gibi malzemeler getiriyorlar.
Açlık grevi diernişiyle yenilgi havası tersine döndü. Alkışlar ve sloganlar eşliğinde toplantı çadırımızı tekrar yerine diktik. Her akşam belli saatlerde gönüllü sanatçılar gelip açlık grevi alanımızda şiirler okuyorlar ve müzik dinletisi sunuyorlar.
Yaşasın insanlaşma ve ortaklaşma mücadelemiz!
24 Nisan 2014
Berlin