Aliağa direniyor!..

Aliağa Belediyesi'nden atılan 104 işçinin yüzde 99'u Kürt ve Alevi

İŞÇİ SINIFI
Salı, 13 Mayıs 2014 (12 yıl 5 ay önce)

7 Mayıs 2014 tarihinde Aliağa Belediyesi bünyesine bağlı 104 taşeron işçisi kendilerine hiçbir tebligat gönderilmeden işten atılmıştı. Direnişlerinin 7. günündeki belediye işçilerini Alınteri Gazetesi olarak ziyaret ettik.



 



2014 Yerel Seçimleri'nden sonra CHP'li Ömer Turgut Oğuz'dan koltuğu devralan MHP'li belediye başkan adayı Serkan Acar, ilk icraat olarak, Sosyal Kültürel ve İdari İşler Müdürlüğü, Fen İşleri Müdürlüğü, Park Bahçe İşler Müdürlüğü ve Temizlik İşleri Müdürlüğü bünyesinde çalışan 104 belediye işçisini işten çıkararak (atarak) görevine başladı.



 



Belediye bünyesinde çalışan taşeron firmanın toplamında 475 işçisi bulunduğunu ve işten atılan 104 işçinin atılma gerekçesi olarak da, Belediye Başkanı Serkan Acar’ın çıkarılan işçilere; "belediyeyi 30 trilyon borçla devraldık, bu borçların kapanabilmesi için tasarrufa gidilmesi gerektiğini, belediye bünyesi çalışanları olarak küçülmeyi hedeflediklerini ve "bankamatik memurları"nın (*) bundan sonra belediyede çalışmalarına izin vermeyeceklerini,.." söylemiş olduğunu öğrendik!



 



Tam da neoliberal bir ağza sahip olan MHP'li başkan Acar'ın söylemlerinin arkasında yatan gerçeklik ise başka bir durumun olduğuna işaret ediyor. 3 ila 15 yıldır belediyenin taşeronu bünyesinde çalışan işçiler; "Serkan Acar geldi ve ilk iş olarak belediyede çalışan Kürt ve Alevi işçileri çıkardı" diyor ve ekliyorlar: "toplamında 475 belediye çalışanı var ve işten çıkarılan 104 işçinin yüzde 99'u Kürt ve Alevi! Meşrebine uygun davranarak hareket ediyor ve ideolojik olarak bizlerden intikam alıyor...”



 



İşten çıkarılmalarının asıl nedeninin de bu olduğunu söyleyen işçiler; Aliağa Belediyesi bünyesine başka mahallelerin yanı sıra Yeni Şakran semti ve köylerinin de katıldığını söylüyorlar ve "belediyenin iş yükü daha da arttı, dolayısıyla belediyeden işçi çıkarması değil, iş yükünü kaldıracak yeni işçileri alması gerekir" diyorlar.



 



MHP'li Serkan ACAR gerçeği yansıtmayan bu söylemlerinin açığa çıkması üzerine bir başka iğrenç yönteme başvuruyor! "Aliağa Belediyesi'nde çalışan PKK'lileri temizledik" demagojisine sarılıyor. Yani Aliağa halkının direnişçi işçilere olan desteğini kırmaya çalışıyor. Temizlik işçisi olan bir Kürt çalışan da; “Aliağa halkının çöplerini her gün Kürt işçiler olarak biz aldık, Alevi işçiler olarak kapılarını ve sokaklarını biz temizledik” diyor ve bu iğrenç numaranın da tutmadığını söylüyor. "Tasarruf", "bankamatik memuru", "belediyede çalışan PKK'liler" demagojisi de tutmayınca işçiler artık nasıl bir yalanla karşı-karşıya kalacaklarını önceden tespit etme yarışına girişipve bu durumu espri kaynağı haline getiriyorlar.



 





 





 



Alınteri temsilcisinin direnişe katılmayan diğer 371 işçiyi nasıl ve hangi yöntemlerle direnişinize katmayı düşünüyorsunuz sorusuna ise, "İlk günlerde destekleri çok iyiydi; fakat belediye bünyesinde çalışan üst düzey müdürlerin, kendi birimlerinde çalışan taşeron işçilere, 'hazırladığımız ikinci bir işten çıkarma (atma) listesi daha var, adınızın o listeye girmesini istemiyorsanız direnişe destek vermezsiniz" tehditlerini savurduklarını” söyleyerek yanıtlıyorlar.



 



Başka bir işçi ise, "Aliağa Belediyesi'nde Kürt ve Alevi bir işçi olmak demek, çöp toplamak, kanalizasyon temizlemek ve uzayan otları biçmektir" diyor. “Belediyeye ait yapılması gereken nerede en pis iş varsa orada ya bir Kürt ya da Alevi bir işçi vardır” diye ekliyor.



 



“İzmir gibi bir ilde MHP nasıl bir çalışmayla belediyeyi kazandı” sorumuza ise "Kimse MHP'nin belediyeyi alabileceğini düşünmüyordu. 17 Aralık rüşvet ve yolsuzluk olayları, AKP ve Cemaat kavgası ve de CHP'nin bundan önceki belediye başkanlığı döneminde hiçbir hizmette bulunmaması MHP'yi belediyeye taşıdı" diyorlar.



 



“Direniş boyunca belediyeyi 100'e yakın polisle, 1 TOMA ve 1 akrep koruyor. 24 saat boyunca belediye başkanının evini de polis korumaya aldı” diyen işçiler, "Aliağa halkına bizi yasadışı bir iş yapıyormuşuz gibi lanse etmeye çalışıyorlar" diye de ekliyorlar.



 



Sohbet esnasında işten atılan işçilerin bir bölümünün aileleriyle birlikte Temizlik İşleri Atelyesi'ni işgal ettiğini öğreniyoruz. Direniş alanına 2 km uzaklıkta olan atelyeye gittiğimizde, Aliağa İlçe Emniyet Amiri'nin işgal eylemi yapan işçileri ve ailelerini ikna çabası adı altında tehdit ettiğine tanık oluyoruz. Emniyet amirinin, "yaptığınızın suç ve hukuksuz bir eylem olduğu..." yolundaki vaazı üzerine işten atılan direnişçi bir işçinin eşi; "ortada hukuksuz bir iş varsa o da işten atılan kocalarımızdır, bize konuşacağına git Serkan Acar'a konuş" diyerek net bir tepki veriyor: "Buradan sadece ölümüzü çıkarabilirsin amir, kolumdaki son bileziği de sattım, borçlarımızı ödedim, başka paramız da kalmadı, kocalarımızın iki aylık maaşlarını ödemeyen Serkan Acar'ı git tehdit et, biz buradayız ve bir yere gitmiyoruz!" diye net ve kararlı bir tutum sergiliyor. Konuşması bizler de dahil herkes tarafından alkışlanıyor.



 



Başka bir kadın ise, "Biz Kürdüz, biz Aleviyiz, bundan dolayıdır ki Serkan Acar bizim kocalarımızı sadece belediyeden çıkarmayacak, evlerimiz gecekondu olduğu için evlerimizi de başımıza yıkacak. O yüzden bu direniş ekmeğimizi koruduğumuz gibi aynı zamanda evlerimizi de korumaktır" diyor ve gözlerimizden kaçan başka bir ayrıntıyı farketmemize (!) neden oluyor.



 





 





 



Okuldan çıkış yapan direnişçi işçilerin çocukları da atelye önündeki direnişe katılarak annelerinin kollarına giriyorlar ve işgali bastırmaya dönük gelişebilecek polis şiddetine karşı destek veriyorlar.



 



Temizlik İşleri Atelyesi'ndeki işgalin oradan ayrılarak tekrar direniş çadırının olduğu yere geliyoruz ve direnişçi işçilerin 16 Mayıs saat 18:00'de yapacakları kitlesel katılımlı eylemlerinde Alınteri olarak desteklerimizi sunacağımızı belirterek direniş çadırından ayrılıyoruz...



 



(*) Bankamatik memuru: Belediye bünyesinde fiili bir şekilde çalışmayan, kendilerine belediye tarafından maaş kartı çıkarılarak bu hesaba maaş yatırılan personel!..