Soma gözlemleri

"Kaybedecek bir şeyi olmayanlar, her şeyi göze alanlar açıklama yapıyordu..."

İŞÇİ SINIFI
Cuma, 23 Mayıs 2014 (12 yıl 5 ay önce)

Bir Alınteri okurunun Soma'dan ilettiği gözlemleri aktarıyoruz:



 



İnsanlar öfkeli ama çoğu da kaderci. “Kader işte ne yapabiliriz ki...” deyip duruyorlardı. Ölü sayısı 480 civarındaydı. O kadar işçi çıkarılıp gömüldü. Ama içerde en az 150 kişi var. Bunu saklıyorlar ama... Maden ocağının orda arkadaşımın babası vardı. Resmi rakam 201 iken ondan sonra 142 kişi çıkardılar. Ama resmi rakamlarda 142 sayısı 70 kişi olarak gösterildi. Demek ki 201 diye gösterilen sayı da gerçek sayı değildi.



 



Eğer önlemlerin alınmadığı kanıtlanırsa maden ocağı kapatılır. Ocağın kapatılması oradaki işçilerin işine gelmez. Çünkü başka geçim kaynakları yok. Bu yüzden açıklamalara yanıt vermiyorlar.





Madenin içine giremediler bile. Yangın ilk günden beri sürüyordu çünkü.



 



Kaybedecek bir şeyi olmayanlar, her şeyi göze alanlar açıklama yapıyordu. Yaralı kurtulanların sayısı azdı. Ama buna tepki gösterileceğini bildikleri için ölü sayısı belirtiliyordu.





Sonra birden 787 sayısını tamamlamak için 485 sayısını uydurdular. Yaralı olarak kurtuldular diye...





AFAD'dan kurtarmaya gidenler de yaralanıyordu; onları da madende çalışan ve yaralı olarak kurtulanlar olarak gösterdiler. Alınmayan ve mutlaka olması gereken o kadar çok önlem vardı ki... Hepsi bir araya gelince facia yaşandı..



 



Oraya gelen her yetkiliye ya da halkın deyimiyle 'kravatlıya' tepki gösteriyor yerli halk. Adamlar madene giriyor, facianın vehametini öğreniyorlar ama açıklama yaparken devlet ağzıyla konuşuyorlar.



 



Cumartesi günü madendeki herkesi uzaklaştırdılar. Aileleri bile bırakmadılar. İçerde yangın ilk günden beri devam ediyor. O yüzden işçiler ve kurtarma ekipleri giremiyordu. Maden ocağının bütün girişlerini kapattılar. Yangın sönünce dipteki cesetleri çıkarmak için girilecekmiş.



 



Yetkililer, “yakınlarınız zaten öldü bari siz vereceğimiz 1200 liradan olmayın” diyorlar. “Alın maaşınızı susun” diye tehdit ediyorlar. Kaymakam köylerin muhtarlarını çağırıp dava açacak olan aileleri tehdit etmelerini istemiş. Yani devlet orada çok örgütlü. Bir tek halk örgütlenememiş.



 



Vardiya değişimi bu şirketten önce dışarda malzemelerin olduğu yerde gerçekleşirdi. Bu şirketle birlikte dışarı çıkmak yasak oldu. Diyelim ki ikinci vardiya birinci vardiyadan işi devralacak, madene girip kazmayı alıyordu. Yani kazma yere hiç düşmüyordu. Vardiyaların kesişme durumu da bu nedenle ortaya cıkmış. 15 dakikanın hesabı bu.





Madencilerin yıllık izinleri 20 gün. Şirket sahipleri o zaman dilimini yerüstünde göstererek sigortalarından çalıyorlardı Oradan da kişi başı 50 lira kar yapıyorlardı. Adamların hesabı işte bu.



 



Trafo meselesine gelince; onun etrafı normalde betonlarla çevrilmeliymiş ama şirket tarafından tellerle çevrilmiş etrafı. Ya da oksijen boruları yanmaz maddeden olması gerekirken oradaki plastiktenmiş. İşçilerin omuzunda havadaki gazı ölçen aletler olmalı. O sadece ustalarda çavuşlarda vardı O kadar çok eksik var kii...





Yangının başlangıcının trafo ile alakası yok zaten.





Yangının sebebi daha önce çıkan ve kontrol altına alınmayan bir yangınmış. Bir-iki ay önce yangın çıkıyor ve etrafını çevirerek yangını söndürmeyi amaçlıyorlar. Yangının etrafına duvar örülüyor, kum torbaları koyuluyor Ve yangına küllü su basılıyor. Ama bir yerden kaçak oluyor ve her yer kömür zaten, yangın başka yere sıçrıyor. Sonra hava boşlukları var bazı yerlerde, oradaki hava boşlukları yer yer patlıyor. Grizu patlaması dedikleri olay bu.



Madencilerden birinin açıklamasına göre yangın ilk başladığı zaman bunu farkeden grup dışarı çıkmak istemiş, amirleri “sizin vardiyanızın bitmesine 10 dakika var, çıkamazsınız” diye izin vermemiş.



 



Gizlemeye çalıştıkları işte tüm bunlar..



 



Soma'dan bir Alınteri okuru