Lice'deki saldırı, devletin çizdiği sınırlara teslim olmama iradesinedir...
Kürt halkının '90'ların başında kent merkezlerinde polis panzerlerinin, kurşunlarının üzerine tillililerle yürüdüğü serhıldanlar, son zamanlarda başka biçimler ve mekanlarda karşımıza çıkıyor. Rejimin geleneksel Kürt politikasındaki devamlılığın sembolü olan kalekol- karakol* yapımlarına, termik santral ve HES'lerle Kürt doğasının talanına karşı özellikle Kürt gençleri militan eylemlerle öfkelerini dile getiriyor.
Kentleri birbirine bağlayan karayollarını ulaşıma kapatıyor, kalekol-karakol inşaatlarını durduruyor, buralarda çalışma yapılmasını fiilen engelliyor ve bu engelleme çabasına süreklilik kazandıracak tarzda o bölgelere çadırlar kurarak eylemi adeta kurumsallaştırıyor.
Kürt gençlerinin bu inisiyatifi, Kürdistan'daki halk iradesinin somut ifadesidir! "Süreç" adı altında beklenti ve rehavete sürüklenen kesimlerden farklı olarak edilgen ve sinik yaklaşımlardan kopuşun da ifadesidir. Kürt hareketinin özellikle burjuva kesimlerinin Gezi gibi büyük bir direniş döneminde bile sergiledikleri "aman süreç zarar görmesin" yaklaşımına da verilmiş bir yanıttır. "Sürecin" kendisini de bir mücadele ve çatışma konusu haline getiren bir girişim örneği olarak gençlerin bu inisiyatifi önemlidir.

Zaten burjuva devlet de bu inisiyatife ve özellikle gençlikte giderek olgunlaşan iradeye tahammül edemiyor. Çünkü karşısındaki gücün parlayıp sönecek cılız bir muhalefeti değil, devlet gücü karşısında giderek kurumsallaşıp gerekirse bu gücün politikalarını fiilen işlemez hale getirecek örgütlü ve iktidar bilinciyle hareket eden genç ve kararlı bir öfke ile hareket ettiğini biliyor.
Lice'de kalekol-karakol yapımını durdurmayı hedefleyen ve devletin "süreç" olarak tanımladığı oyalama politikalarına, bölgede giderek yoğunlaşan askeri hareketliliğe dur demek için sayısız yöntemin kullanılması ile günlerdir devam eden eyleme bu sabah son derece "özel" bir devlet saldırısının gerçekleşmesi de bundandır. Ankara, Mardin ve Bingöl'den getirilen asker ve polis özel tim birlikleri, zırhlı araçlar, gaz bombaları, plastik mermilerle başlayan faşist devlet saldırısı, saatlerdir devam ediyor. Özel birliklerle gerçekleştirilen saldırıda çok sayıda yaralının olduğu ve yaralıların hastanelere götürülmesinin engellendiği belirtiliyor.
Medeni'de somutlaşan bu direngenlik binlerce Kürt genciyle devam ediyor. Lice'de başlayan eylem de giderek kalıcılaşıp kitleselleşen bu damarın devamı olarak yaşanıyor. Nisan ayının ortalarından beri süren eylem, ilk önce nöbet biçiminde başladı. Ancak burjuva faşist devlet eylemcilerin taleplerini (kalekol-karakol yapımının durdurulması, "sürecin" yasal bir zemine kavuşturulması ve askeri hareketliliğin sonlandırılması) görmezden gelme tavrını sürdürünce ilçeye bağlı Cellik mezrasında asker tarafından alanda yapılan keşif aramaları ve sürdürülen karakol-kalekol ve baraj yapımlarına karşı Diyarbakır-Lice karayolu trafiğe kapatılarak direniş yeni bir boyut kazandı.
Karayolunun trafiğe kapatılması bölgeye gönderilen askerlerle yanıtlandı ve günlerce süren çatışmalar yaşandı. Direnen halk, askeri saldırılar karşısında geri adım atmayarak 4 ayrı noktada kurmuş olduğu çadırlarla eyleme kalıcı bir nitelik kazandırdı.
Burjuva devletin bu irade ve kararlılık karşısındaki tutumu bugün sabah çeşitli illerden getirilen özel birliklerle girişilen şiddetli saldırı oldu. Çadırların kurulduğu bölgede sabah saatlerinde onlarca TOMA, özel tim, zırhlı araçlarla gerçekleştirilen saldırıdan sonra Valilik saldırıyı o çok tanıdığımız sahtekarlıkla gerekçelendirdi: "Trafiğe kesilen yolların açılması ve halkın seyahat özgürlüğünün sağlanması"!
Çadırlarda bekleyen halk, çembere alınarak tazyikli su, gaz bombaları, ölümcül olabilecek plastik mermilerle saldırıya uğradı. Günlerdir direnişi militan biçimlerle sürdüren Kürt gençleri saldırıya, ses bombaları, havai fişekler ve molotof kokteylleri ile karşılık verdi. Askerlerin gaz bombaları ve plastik mermilerle doğrudan eylemcileri hedef alması nedeniyle yaralanan eylemciler, asker kuşatması nedeniyle alandan çıkarılamıyor.
Askerler bir taraftan saldırırken, bir taraftan da devlet iradesine açıktan meydan okumak anlamına gelen hendekleri kapattılar (Keza direnişçiler sayısız biçimlerle direnişlerini güçlendirmişlerdi. Bunlardan biri de Amed-Lice, Lice-Muş, Lice-Bingöl karayollarını kazdıkları hendeklerle trafiğe kapatmış olmalarıydı). Özel birliklerin saldırısına militanca yanıt veren direnişçilerden bir grup ise ele geçirdikleri iş makinesi ile saldırının olduğu alanın üst kısımlarında beklemeyi sürdürüyor.
Saldırıdan sonra basın çalışanları bölgeye alınmazken, bölgeye gitmek isteyen HDP Amed Milletvekili Nursel Aydoğan, BDP Amed İl Eş Başkanı Zübeyde Zümrüt'ün de içinde olduğu heyet askerler tarafından engellenmeye çalışıldı. Heyetin geçişine bir süre sonra izin verildi. ANF'nin haberine göre saldırı alanına ulaşan heyet, direnişçiler ve askerlerle görüşmeler yapıyor. Bu arada Lice esnafının kepenk kapattığı ve ilçe halkının bölgeye doğru yürüyüş başlattığı da gelen haberler arasında...
***
*Kürdistan karakol-kalekol ağıyla sarmalanıyor!
Burjuva devlet, Kürt siyasi hareketinin 2013 yılında "ateşkes" ilan etmesini fırsat bilerek tüm bölgeyi karakol ve kalekollarla çevrelemeye başladı. Kuzey Kürdistan'da 2012 verilerine göre mevcut bin 300 karakol vardı. Jandarma Genel Komutanlığı'nın TOKİ ile yapmış olduğu protokoller uyarınca 2013 yılı içerisinde bu karakollara yaklaşık 341 karakol daha eklendi. Böylece sınır hatları dahil Kuzey Kürdistan'da mevcut karakol sayısı bin 600’ün üzerine çıkmış durumda.
Sadece Şemdinli'nin sınır bölgesinde 10 yeni karakol inşa edildi. Şemdinli'den sınır hattına kadar olan karayolunun, karakol inşaatları içerisine alınması tepkileri arttırıyor. Her tepede yeni bir karakol yapılırken, karakolların arasındaki mesafenin en fazla 500 metre kadar olması da dikkat çekiyor. Dersim’de 5 kalekol, 16 mobil karakol ve 31 kuleden oluşan 52 askeri üsden 22'sinin yapımı halen devam ediyor. Yapımı projelendirilen kalekol ve mobil karakolların önemli kısmı Munzur ve Pülümür vadileri üzerinde tasarlanmış. (Kaynak: ANF)