Kabuk sökülmeden...

15-16 Haziran, işçi sınıfı mücadelesi açısından bir zirve noktası olduğu kadar, onun sendikal örgütleri açısından da bir kırılma noktasıydı

İŞÇİ SINIFI
Pazar, 15 Haziran 2014 (12 yıl 4 ay önce)

15-16 Haziran 1970, Türkiye'de işçi sınıfının ilk kitlesel uyanışı, büyük işçi direnişi olarak tarihe kaydedildiği günler...



 



İşçi sınıfının irade beyanını içeren bu kayıt, devletin çalışma koşullarını ağırlaştırmaya ve sendikal örgütlenmeyi tek tipleştirmeye dönük Toplu İş Sözleşmesi, Grev - Lokavt ve Sendikalar Yasası'nda düzenlemelere gitmek istemesine karşı başlamıştır.



 



Ağırlığını İstanbul'daki (Türk Demir Döküm Sungurlar, Derby, Elektrometal, Rabak, Auer, Çelik Endüstrisi, Mutlu Akü, Vinileks, Otosan, Arçelik, Vita) sanayi işçilerinin oluşturduğu direniş 2 gün boyunca İstanbul sokaklarında, polis ve asker barikatlarını yara, yara sürmüştür.



 



Sermayenin dikensiz gül bahçesi yaratmak istemesine, işçi sınıfı içerisinde devlet güdümlü Türk-İş saltanatını sağlamlaştırmaya dönük saldırı hamlesine karşı 70 bin işçi DİSK'e sahip çıktı. Yasal düzenlemeler iptal ettirildi.



 



Türk-İş üyesi işçilerin de katıldığı DİSK'i de aşan büyük işçi direnişi karşısında, DİSK yöneticileri panikledi. DİSK Genel Başkanı Kemal Türkler 16 Haziran akşamı sıkıyönetim ilan eden askeri komutanlar nezaretinde sokaklardan çekilme, eve ve işbaşına dönme çağrısında bulundu.



 



İşçileri sükunete çağıran Türkler, “Anayasamız her türlü toplantı ve yürüyüşlerin silahsız ve saldırısız olacağını emreder. Bizler anayasaya sımsıkı bağlı işçiler olduğumuz için hiçbir hareketimiz anayasaya aykırı olamaz” diyor “şerefli Türk ordusu”na karşı “tahriklere kapılmama” çağrısı yapıyordu.



 



İşçiler DİSK'e sahip çıkmış, devlet terörüne meydan okumuş, sokakları özgürleştirmişti. Fakat Kemal Türkler şahsında DİSK, 15-16 Haziran direnişi ve işçi sınıfına sahip çıkamamıştı. 15-16 Haziran direnişi, işçi sınıfı mücadelesi açısından bir zirve noktası olduğu kadar, onun sendikal örgütleri olarak ortaya çıkanlar açısından da bir kırılma noktasıydı.



 



Bu kırılma noktasının içinde kalarak ilerleyen DİSK, kuruluşuna ve ismine sirayet eden ruhtan kopup, bir kabuk haline gelmiştir.



 



Bu kabuk sökülüp atılmadan, mevcut sendikal anlayış yıkılmadan işçi sınıfının sınıf iradesini konuşturma şansı yoktur...