Ölüm tercih edilir mi?

Şırnak'ın ölüm madenleri kapatılmasın diye eylem yapan işçiler pekçok gerçeğin resmi oluyorlar

AGÎRE JÎYAN
Pazartesi, 23 Haziran 2014 (12 yıl 4 ay önce)

Şırnak maden ocakları son günlerde ardı ardına yaşanan iş cinayetleri ile gündeme geldi. Yıllardır kaçak olarak işletilen bu ocaklar, ölümün kol gezdiği birer kuyuya benziyor. Hiçbir işçi sağlığı ve güvenliği önlemi olmadığı gibi, çalışma koşulları da alabildiğine kuralsız! '90'lı yıllardan beri kanunsuz-kuralsız-denetimsiz işletilirlerken, Soma Katliamı ile aynı günlerde ardı ardına yaşanan cinayetlerle birlikte devletçe 'görülmeye' başlandılar!



 



Bunun nasıl bir denetim olacağı, sonrasında nasıl bir düzenlemeye gidileceği meçhul. 30 yıldır bu ölüm ocaklarına uğramayan denetimin şimdi de şöyle bir uğrayıp çekip gideceği de açık. İlk iş olarak elektriklerin kesilmesinden de anlıyoruz ki burada denetimden öte farklı bir planın devreye sokulması hedefleniyor.



 





Acı olan her gün bu kuyulara inip ölümle burun buruna kömür çıkaran, hayatta kalma yaşları 50'yi zor bulan işçilerin bu madenlerin kapatılması tehlikesi karşısında yaşadıkları tedirginliktir. İş olanaklarının olmaması nedeniyle bu ölüm kuyularında çalışmaya mahkum olan Kürt işçilerinin ölümle özdeşleştirdikleri işsizliğin kamçısını yemektense, madende ölmeyi yeğlemesidir...



 



Maden ocaklarının elektriklerinin kesilmesi ile birlikte çalışamaz hale gelen bir grup işçi, madenleri işleten patronlarla birlikte madenler açılsın diye eylem başlattılar. Cizre karayolunun 10'uncu kilometresinde çadır kurarak oturma eylemi başlatan bu işçiler çadırlarına, 'Şırnak halkının tek geçim kaynağı olan kömür ocakları kapatılmasın', 'Ben de babamın kömür ocaklarında kaçak çalışıp ölmesini istemiyorum. O zaman iş ver', ve 'Sosyal devlet istihdam sağlar' yazılı pankartlar astılar. Ocaklar açılıncaya kadar oturma eylemlerini sürdüreceklerini belirtiyorlar.



 



Yüksekovahaber sitesine konuşan işçilerin söyledikleri ise, işsizlikle-ölüm arasında tercih yapmak zorunda kalan Kürt işçilerinin, ölümü işsizliğe yeğlediklerini gösteriyor. Gösterdiği gibi, devlet terörü, baskı ve zulümle boğuşan Kürdistan halkının yokluk ve yoksullukla, işsizlikle birleşen yaşamlarına dair çarpıcı veriler sunuyor. Yılların birikmiş yorgunluğunun, işsizlik ve yoksunluklarının Kürt yoksullarını kapitalist sömürü cenderesine adeta hasret bıraktığını...



 



İşçilerden Ömer Cavlak ve diğer işçilerin söyledikleri Kürdistan'daki hayatı çevreleyen çemberin sarsıcı sözlerle resmedilmesi oluyor:  



 



"Biz ekmeğimizin peşindeyiz. 1990'dan beri buranın geçim kaynağı kömürdür. Kömürden başka hiçbir çaremiz yok. Geçimimiz sadece kömürden geliyor. Memurdan, işçiye kadar, bakkala kadar tutun da herkes faydalanıyor. Buradaki isteğimiz 30 yıldan beri çalıştığımız gibi istiyoruz. Ölüm Allah'ın emridir, mutlaka bir gün öleceğiz. Biz hiçbir suretle kömür madenlerimiz serbest oluncaya kadar kalkmayacağız."



 



İşçilerden Ahmet Taşar da, kömür ocaklarımızın elektriğinin kesilmesi nedeniyle çalışamaz duruma geldiklerini ifade ederek, "Ekmek, eski sisteme göre çalışmak istiyoruz. Biz kim ölürse davacı değiliz, herkes kendine çalışıyor" diye konuştu.



 



Türkçe bilmediği için Kürtçe konuşan Feyzullah Artuç da, "Madem ki sosyal devlettir, AB'ye girmeye çalışılıyor. Bu insanlara bir iş bulun, kim istemez ki sigortalı çalışsın. İmkan sağlayın, fabrikalar açılsın, hayvancılık müsaittir, bunun alt yapısını oluşturun. Kimse gidip kömür ocaklarında çalışmaz" diye konuştu.



 



Türkçe bilmediği için Kürtçe konuşan Taybet Artuç ise oğlunun okulu bitirdiğini, ocaklar dışında çalışacak bir iş olmadığını söyledi. 7-8 çocuğu olduğunu ifade eden Artuç, "Kim kendi çocuğunun cenezesi gelsin ister ki? Eğer fabrika olsa, çocuklarım orada çalışırdı" diye konuştu.



 



Haberde, yıllarca denetimsizce işletilen bu kömür ocaklarını 'Şırnak'ın bacasız fabrikası' olarak tanımlayan Şırnak Ticaret ve Sanayi Odası Başkanı Osman Geliş'in sözlerine de yer veriliyor. İşsizlik kırbacındansa ölümü tercih eden bu işçilerin emeği üzerinden yediği 'ekmekten' olmak istemeyen Geliş, başka bölgelerden getirilecek işçilerin çalıştırılacağı söylentisinden duyduğu memnuniyetsizliği de belirterek buna izin vermeyeceklerini, madenlerin belirli bir teknik donanıma kavuşturularak işletilmesi için çalışacaklarını belirtiyor.



 



Kürdistan'ın yoksulluğu, işsizliği, yılların yarattığı savaş yorgunluğu kapitalizm açısından az bulunur bir sömürü pazarı yaratıyor. Ama bu da bir yere kadar!.. Ulusal onurları ve hakları için on binlerce evladını toprağa veren, hemen her evden zindanı-işkenceyi tatmış en az bir kişinin yaşadığı Kürdistan halkı sınıfsal onuruna sahip çıkmayı, onun uğruna gözüpekçe dövüşmeyi de öğrenecektir.