Sayısız ilden toplanan ailelerle Kürt özgürlük mücadelesine karşı "sivil toplumcu" bir hareket yaratılmaya çalışılıyor
İş cinayetlerine kurban giden sayısız çocuk vardır bu ülkede… Yokluk ve yoksulluğun kırbacıyla daha küçük yaşta belleri bükülen sayısız çocuk işçi… Bu can pazarında kafalarını iş makinelerine kaptırıp ölüverenler… Tenlerinin rengi, bakışları, yürüyüşleri ile “kapitalizm dersinde“ yaşama tırnaklarıyla tutunan, bu arada hayallerini o dipsiz sömürü uçurumlarına bırakan milyonlarca çocuk…
Sefaletten hasta düşen, içlerinde taşıdıkları sayısız çocuğu daha yolun başındayken ulaşılmaz bir yerlere salıverip hızla yaşlanıveren çocuklar…

Kışın ayazında evlerinin camları kırık olduğu, yakacak odun bulunmadığı için zattüre olup ölen Ayaz bebekler…
“Kapitalizmin dersinde“ dayatılan ödevleri yerine getirirken daha yolun başında öğütülen hayatlar… O derslerin en karanlık olanına yolları sapıp envai çeşit mafyanın, kokuşmuşluğun pençesine düşenler… Daha 13 yaşındayken “gelin” edilen, 15′inde yüzünde derin çizgiler oluşanlar…
Kapitalizm dersinde sessizce öğütülen çocuklara bir de onun “devletinin dersinde“ sınıfta kalanlar eklenir… Okullarında, sokaklarında, meydanlarında, evlerinde sayısız gözüyle hükmünü kuran devletin dersinde “elenenler”…

Mayın tarlasına dönen topraklarında kulakları sağır eden bir gürültüyle paramparça olanlar, kaybettiği çocukluğunun hıncıyla panzerlere taş atarken; gaz bombalarının, kurşunların hedefi haline gelenler… Roboski’de açlıklarına katık etmek için katır sırtında kaçak mazot taşırken, bedenleri F16’lardan yağdırılan bombalarla paramparça edilen yirmi iki kara-kavruk halk çocuğu! Daha yüzlercesi, belki de binlercesiyle “devlet dersinde öldürülen çocuklar“, çocuklar!..

“Devletin ve tabiatın ortak ve yanlış sorusuna” istenen yanıtı değil, “Solgun bir halk çocukları ayaklanmasının kalbine!dir” yanıtı vererek o kalbe doğru kulaç atarak; dağlara, meydanlara yürek çırpanlar...
Onlar şimdi yeni bir “devlet dersinin” konusu ediliyor, “Halk çocuklarının ayaklanmasının kalbine doğru yaptıkları yolculuk” burjuva düzenin en namert siyaset biçimlerinden birine konu edilmeye çalışılıyor. Devlet aklının “örgütlediği” aileleri, sanki kandırılmış ya da kaçırılmışlar da serbest bırakılmaları talebiyle 2 aya yakın bir zamandır Amed’de eylem yapıyor!

Sayısız Kürt çocuğunun devlet destekli çeteler ve mafya tarafından kaçırılarak kendi pis işlerinin parçası haline getirildiği bilindiği halde “devlet aklı” buna karşı hiçbir girişimde bulunmadı bugüne kadar! Keza bu karanlık kuyular “devlet ve kapitalizm dersinin” en “mutena” yerleridir! “Halk çocuklarının ayaklanmasına” umut bağlayıp, kendi varlığını da o nehre koymak isteyen “devlet düşmanlarıyladır” sorun!
O kirli akıl bu “halk düşmanlarının” aileleri üzerinden siyaset yaparak “Solgun bir halk çocukları ayaklanmasına” karşı toplumsal tepki örgütlemeye çalışıyor. Neoliberal devrin o çok tanıdık “sivil toplum” hareketlerinden birini yaratacağını sanarak; Erzurum, Kars, Mardin, Muş, Bitlis ve İzmir’den getirerek günlerdir o meydana çivilediği aileler üzerinden “konuşmaya” çalışıyor. Onların en dramatik hallerini onlarca TV kanalı, gazete ve radyo kanalı üzerinden tepe tepe kullanarak, o tepkiyi bizzat Kürt halkı içinden örgütlemeye, “Solgun bir halk çocukları ayaklanmasına” karşı akan ters bir akıntı oluşturmaya çalışıyor.

Arkasında kimler yok ki demeyeceğiz. Sadece o çok ünlü Yıldız Hemşire’nin ismi bile yetmez mi? Ya da KDP uydusu El Parti temsilcisinin ta Rojava’dan konuşarak bu tepkiyi büyütmeye çalışması ortadayken!..
Kürdistan’ın bağrından kendi evlatlarının fitilini ateşlediği “halk ayaklanması”na karşı başka bir “ayaklanma” örgütlenemeyeceğini ise bizzat günlerdir çoğalamayan bu “tezgah” ortaya koyuyor. Bu halk, dişiyle tırnağıyla desteklediği, canını seve seve sunacağı bu “ayaklanma”nın karşısında yer alacak kadar düşkünleştirilmedi/düşkünleştirilemeyecek. Tayyip Erdoğan’ın savurduğu “B ve C Planları” devreye girse de, yeni canlar sunmaları gerekse de…

Fakat “müzakere yasalarının” Meclis’e indiği dönemde devlet aklıyla örgütlenmeye çalışılan bu gerici ayaklanma, bundan sonrası için çok şey anlatıyor. O aklın “barış”- “kardeşlik” gibi kavramları “teferruat” olarak gördüğünü, bu sahtekarlığa karşı hangi yolda yürünmesi gerektiğini… Sadece bu tezgah bile “devlet ve kapitalizm” derslerinde halklara neler dayatıldığının açık ifadesidir, gerisi teferruattır!..