Şengal direnişi ve PDK ihaneti

IŞİD fırsattan istifade ederek Suriye, Irak, Güney Kürdistan hattında hilafet ilanıyla birlikte bir “İslam Devleti” peşinde

AGÎRE JÎYAN
Pazartesi, 4 Ağustos 2014 (12 yıl 2 ay önce)

Kan gölüne çevrilmiş Ortadoğu'da, dengeler birkez daha sarsılmış durumda. Bu sarsıntı halihazırdaki haritaları da içine alan stratejik değişikliklerle sonuçlanmaya gebe...



 



Emperyalistlerin himayesinde, Suudi Arabistan, Katar ve Türkiye'nin başını çektiği gerici bölge devletlerinin besleyip büyüttüğü IŞİD fırsattan istifade ederek Suriye, Irak, Güney Kürdistan hattında hilafet ilanıyla birlikte bir “İslam Devleti” yaratmanın peşinde. Sunni İslam'ın vahşi savaş yöntemiyle yayılmasını üstlenen IŞİD azımsanmayacak bir güç edindi.



 



Türkiye'nin hertürlü (para, silah, eğitim, insan) desteğiyle Rojava'yı düşüremeyen IŞİD, şimdi oranın etrafındaki kuşatmayı büyütmeye çalışıyor. Baştan beri Rojava kuşatmasına ses çıkartmayan Barzani tayfası, Musul'dan sonra kendi yönetim alanına giren Şengal'den de çekilerek IŞİD'de ve onun katliamlarına alan açtı. “Büyük silahlara ihtiyacımız olduğunu Amerika'ya bildirdik, bekliyoruz” diyen Güney Kürdistan yönetimi, dört parçada yaşayan Kürt halkının yakaladığı tarihi fırsat ve geleceği açısından uğursuz rolünü oynamaya devam ediyor.



 



Konuya ilişkin kurdistan24.org'dan Sinan Cudi'nin yazısına yer veriyoruz:



 




IŞİD’in Şengal’i kuşatma ve Rojava’ya geçiş kapısı Rabîa’yı ele geçirmeye yönelik saldırıları beşinci gününde. Saldırının başladığı günden bu yana oldukça yoğun bir manipülasyon söz konusu. Uzun bir süredir gerçekleşmesi beklenen saldırıları önleme sorumluluğuna sahip kesimler ortaya çıkan tablo karşısında kendini temize çıkarmaya çalışırken, tüm savaş ve çatışmalarda olduğu gibi fatura sivil halka kesiliyor.



 



Saldırının ilk gününden beri yaşananları yakından takip ediyor, cephedeki YPG komutanlarından gelişmeleri almaya çalışıyorum. Oldukça dramatik bir ortam söz konusu. Çok şiddetli bir saldırı altında olan Şengal ve çevresinde durum oldukça vahim. Fakat birçoğunun düşündüğü gibi vahim olan IŞİD’in saldırıları veya şiddeti değil. Halkı korumaktan sorumlu güçlerin tavırları.



 



Daha önce de aktarılan, basına yansıyan bilgiler vardı. IŞİD’in PDK’nin denetiminde bulunan Zumar’ı ele geçirmesi ardından Rabîa merkezinde bulunan PDK peşmergeleri buradan çekilmişlerdi. Bu çekilme ardından YPG güçleri Rabîa’ya girmiş ve o sırada daha çekilmeyen YNK peşmergeleriyle birlikte IŞİD saldırılarını durdurmuştu. Bu ilk çatışma ardından PDK peşmergeleri tekrardan takviye güçler göndererek, kaçan peşmergelerin yerlerini doldurmuş, tüm Kürtler tarafından oldukça imrenilerek bakılan bir tablonun oluşmasına neden olmuşlardı.



 



Fakat IŞİD’in Şengal’e yönelmesi ve buradaki PDK peşmergelerinin tutunamayarak çekilmesiyle birlikte bölgedeki halk kaçmaya başlamış, bu hava, halkı korumakla yükümlü PDK peşmergelerine de sirayet etmişti. Şengal kent merkezinden, Rabîa’dan, Mahmudiye’den Girê Çeper olarak adlandırılan ve Dicle nehri kıyısında bulunan PDK peşmerge karakoluna dek uzanan 80 kilometreye yakın bir hat boyunca var olan tüm PDK peşmergeleri kaçarak savunmak zorunda oldukları halka ihanet etti. Kaçan peşmergeler saldıran IŞİD çetelerinden fazla olmasına rağmen birkaç yer dışında tek bir mermi bile patlatmadı. Birçok yerde halktan önce sınırı geçerek YPG güçlerine sığındı. Kabaca bir hesapla çekilen 900 araçlık PDK peşmerge konvoyunda yaklaşık 3 bin peşmerge bulunuyordu. Donanımlı ve ağır silahlarla donatılmış 900 araç sınırın değişik noktalarından YPG güçlerinin denetimindeki alanlara geçti. Burada YPG güçlerinin eşliğinde Semalka kapısından tekrar PDK denetimindeki alanlara geçtiler.



 



Küçük bir not: Peşmergelere ellerindeki silahları IŞİD’e karşı savaşmak isteyen halka dağıtması öneren güçlere peşmergeler ne cevap verdi biliyor musunuz? “Sizinle de çatışırız ama silahlarımızı vermeyiz”!



 



Burada biraz durup tabloyu yeniden gözden geçirmek gerekiyor.



 



PDK peşmergelerinin kaçışına ilişkin birçok farklı senaryo tartışılıyor. Senaryoların yorumunu tartışanlara bırakarak bazı gerçeklere dikkat çekmek istiyorum. PDK peşmergelerinin kaçmadığı yönlü düşünceleri her şeyden önce kafamızdan silmemiz gerekiyor. Bu durum salt kaçmak olarak da adlandırılamaz. Bu durum bölgedeki halk başta olmak üzere tüm Kürdistan halkına ihanettir. Ulusal birliğe vurulan büyük bir darbedir. Tüm askeri ve siyasi güçlerin birleşme istem ve taleplerini sekteye uğratan küçüksenmeyecek bir olaydır.



 



Vahim olan durum tam anlamıyla budur. Halk öldürülme ya da katledilme korkusuyla yürümüyor yollarda. Geride bıraktıklarına elbet üzülüyor. Ama daha ve çok daha fazla sırtını verdiği güçlerin ihanetine üzülüyor. Onları yüz üstü bırakmasına öfkeleniyor. Adeta Kürtlere zorla kabul ettirilmeye çalışılan “Kürt ihanetsiz olmaz” tablosunun bir kez daha yaşanmasından büyük bir keder duyarak yürüyor.

Elbette bu olumsuz tabloda ümit verici gelişmeler, daha doğrusu ümidi kanla, canla yazanların yarattığı gelişmeler de var.



 



Dört gündür Şengal’in güney ve rojava Kürdistan’ıyla tek bağlantısı konumunda olan Rabîa kasabasıyla, bu kasabadan Şengal dağına doğru uzanan bir hat üzerinde YPG güçleri büyük bir direniş sergiliyor. Tank, obüs ve havan bombardımanı altında binlerce IŞİD çetesinin saldırısını kırmaya çalışıyor YPG’liler.



 



Ulaşabildiğim bilgilere göre şu ana kadar bu direnişte 6 YPG’li yaşamını yitirdi. Önümüzdeki saatlerde YPG’nin bu konuda da bir açıklama yapacağı bilgisini buradan paylaşmak isterim.



 



Sözün kısası; tam da Kürtlerin ulusal birliğinin güçlenmesine yönelik adımların atıldığı, yüzyılların sömürü tarihine son verme ihtimalinin güçlendiği bir zamanda tam da bunun karşısında dikilen büyük bir engelle karşı karşıyayız. Fakat daha öncekilerden farklı olarak bu sefer çok daha örgütlü, ilkeli ve cesur bir direniş gücünün varlığıyla umut doluyuz.