TSK'dan PKK'ye askeri operasyon!

PKK'nin IŞİD'e karşı Güney Kürdistan'da savaşa giriştiği bir dönemde TSK da geniş kapsamlı bir operasyon başlattı

AGÎRE JÎYAN
Cuma, 8 Ağustos 2014 (12 yıl 2 ay önce)

Devletin militarist çekirdeğinin önceki gece yarısı "IŞİD'e karşı sınır güvenliğini güçlendirmeliyiz" perdesi altında yaptığı acil toplantının esas sebebinin PKK'nin IŞİD çetesine karşı Güney Kürdistan'da aktif savaş pozisyonuna geçmiş olmasından duyulan rahatsızlık olduğu netleşiyor. Anlaşılan o ki rejim, IŞİD eliyle çevirdiği dolapların yarattığı kaotik durumun PKK'nin güçleneceği bir zemine dönüşmesinin paniği ve saldırganlığıyla hareket ediyor! ANF'nin bugünkü haberine göre TSK'nın PKK'ye dönük olarak Şırnak’ın Cudi Dağı, Bingöl’ün Kiğı ve Yedisu ile Dersim’in Pülümür ilçeleri kırsalında başlattığı hava destekli askeri operasyonlar bunun somut ifadesidir.



 



Tayyip Erdoğan'ın "süreç" borazanlığını seçim propagandasının sacayaklarından biri haline getirdiği bu konjonktürde böylesi bir operasyona girişilmiş olması, gerek "sürecin" sistem açısından hangi kırmızı çizgileri ifade ettiğinin görülmesi (Sitem PKK'nin tamamen atıl kalmasını dayatıyor!), gerekse Kürt hareketinin de "sürecin" dayattığı pozisyonlara sığmayacak dinamikler taşıdığının anlaşılması açısından anlamlı veriler sunuyor.



 



Bu denklemin bir parçasının da Barzani olduğu malumdur. Güney Kürdistan'da Maxmur'a dahası Erbil'e dayanmış IŞİD çetesine karşı neredeyse alan açması, Kürt halkının tepkisinden korkarak "savaşıyormuş" gibi görünerek fırsatını bulduğu anda geri çekilmesi bunun açık ifadesidir. Nitekim dün Maxmur'a dayanan çeteye karşı önce PKK'yle birlikte savaşması, sonra bir bahanesini bularak çekilmesi onun da tıpkı Türkiye gibi PKK'nin hareket alanını genişletme riskinden alabildiğine korktuğunun  açık ifadesidir. IŞİD çetesi kendi sınırları içinde şu ana kadar 3000 Ezidi Kürdü katlederken adeta seyirci kalan Barzani, halen Kürtlerin hamisi konumuna oturma sevdasından da vazgeçmiyor!  



 



Gerek Barzani'nin tutumu, gerekse Türk devletinin şimdi başlattığı askeri operasyonlar da gösteriyor ki bunların IŞİD'in oluşturduğu kaosta konumlarını güçlendirmek dışında bir dertleri yok. Bu da PKK'ye karşı çapı giderek genişleyip Rojava'yı da içine alacak kanlı bir saldırı planının masada bekletildiği gerçeğinden kopuk ele alınamaz. Sözün özü IŞİD aslında bu planların bir parçası olarak kan döküp zulüm estiriyor.



 



Bu kanlı hesaplar sadece PKK'ye ya da Kürtlere karşı yapılmıyor, sonuçları da sadece onları etkilemekle sınırlı kalmayacak. Lübnan sınırına da dayanan IŞİD, Türkiye ve uluslararası sermayenin şu ya da bu şekilde desteğiyle bölgesel bir savaşın fitilini ateşliyor. Bu savaşın bu topraklara sıçramaması mı mümkün mü? Bir anda 3000 Ezidi Kürdü kıyımdan geçirecek kadar vahşi bir ruhla hareket eden IŞİD'in taşıdığı misyon, bölgeyi hamisi olan güçlerin istedikleri gibi bölüp parçalayacakları, yeni haritalar çizecekleri bir duruma hazır hale getirmektir. Bu ateşin hızla yayılıp devasa bir yangına dönüşeceği de açıktır.



 



Bu kanlı ve kirli hesapların yapıldığı masalar işçi ve emekçilerin  yumruklarıyla devrilmedikçe çıkış da yoktur.