YPG saflarına katılan TiyatRoj kurucuları katılım gerekçelerini bir mektupla dile getirdiler
Mücadele alanlarında kardeşleştiğimiz-yoldaşlaştığımız TiyatRoj kurucularından Eren Aziz ve Bünyamin Adıyaman, IŞİD çetelerinin Rojava'da estirdikleri vahşi saldırılara karşı YPG saflarına katıldılar.
Haziran İsyanı günlerinde Ethem ve yoldaşlarıyla aynı barikatlarda ölümüne bir direniş sergileyen, Ankara Yapı Sanatevi'nin tüm etkinliklerine yoldaşça bir samimiyetle destek sunan, Ankara sokaklarındaki tüm barikat savaşlarının-direnişlerinin ayrılmaz parçası olan iki TiyatRoj kurucusu, bu anlamlı tavırlarının gerekçelerini ANF'ye yolladıkları bir mektupta anlattılar.
12 Ağustos günü YPG saflarına katıldıkları öğrenilen Aziz ve Adıyaman'ın ANF’ye ulaşan mektubuna yer veriyoruz:
Başta Kürdistan olmak üzere Türkiye ve tüm dünya halklarına;
Adı konmamış bir 3. Dünya Savaşı'nın orta yerinde her türlü özgürlük arayışına ve farklılıklara karşı vahşice ve pervasızca bir saldırı yürütülmektedir. Rojava’da, Şengal’de ve Filistin'de yaşanan katliamların yegane sorumlusu kapitalist modernitenin ta kendisidir. Her gün her dakika her an kuşatan, denetleyen, disipline etmeye çalışan, kendisini dayatan, tekleştiren, ulusçu, cinsiyetçi, türcü homofobik anlayışı sürdüren başta T.C ve diğer bütün kapitalist devletler olmak üzere; şirketler, sermayedarlar biliniz ki Ortadoğu'da özgürlük için bir meşale yakıldı. Bu meşale cinsiyet özgürlükçü ekolojik demokratik bir anlayışın meşalesidir. Bizler doğasından başlayıp ruhlarına kadar talan edilmiş, betonlaştırılmış, bencilleştirilmiş ve aynı anda kutsanan ve pazarlanabilir bir birey anlayışını yıkacak ışığı görüyoruz.
Yanı başımızda bir devrim yaşanıyor. Bir yandan da uluslararası karanlık güçler kapitalist modernitenin gözü dönmüş taşeronları tarafından ölüm şiddet ve korku eksenli yürütülen bir savaşla özgürlük meşalesini söndürmeye çalışıyorlar. Bu kumpası görüyoruz. Kadınlar ortaçağdan kalma pazarlarda satılırken, tecavüze uğrarken, çocuklar susuzluktan ölürken açlıkla katliamla sınanan halklarımızın yanında yer almak tarihsel sorumluluğumuzdur. Biz terazinin bir kefesine kapitalizmin konforlu yaşam vaatlerini; ev, araba, çok para, alışveriş, süper-hiper-mega marketlerini-AVM’lerini ve buna karşı; açlığı, işçi ölümlerini, trans cinayetlerini, kadın cinayetlerini, totaliter rejimin tekçi zihniyetini, tüm kurum ve kuruluşlarıyla toplum düşmanı olan devletini koyuyoruz; diğer kefesine de özgürlük ve yeniden insanlığın inşasını koyuyoruz. Yüreğimiz ve ruhumuzda ağır basan insan olmaktır ve özgürlüktür.
Bizler TiyatRoj olarak üç yıl önce başladığımız devrimci sanat mücadelesini bütün sınırları ihlal etmek olarak gördüğümüzden, tam da insanların, insanlığını kaybettiği devrim umutlarını yitirdiği bir yüzyılda, onu tekrar bulacağı yere Mezopotomya topraklarına sınırları yıkarak, devrimci sanat mücadelemizi Ankara'da bırakıp daha büyük bir mücadelenin parçası olmaya, YPG saflarına gidiyoruz.
Başta Kürdistan olmak üzere tüm halkları mücadelenin parçası olmaya ve diğer tüm devrimci dostlarımızı enternasyonal mücadeleyi yükseltmeye çağırıyoruz…