İnsanlık utancının tanığı anlattı

Bulunan cesetler, tabura getirildi. Taburda, cesetlere işkence yapılıyordu...

AGÎRE JÎYAN
Cuma, 22 Ağustos 2014 (12 yıl 2 ay önce)

Ali Güler / Köln



 



Amed'in Lice ilçesinde binlerce askerin katıldığı bir operasyonla yıkılan Mahsum Korkmaz'ın (Egîd) büstünün ardından basına yansıyan bazı görüntüler, akıllara 1994 yılında Şırnak'ta Türk askerlerinin cansız bir gerillanın kafasına ayakla basarak verdiği pozları getirdi. Dönemin tanıklarından Kürt asker Z. R. o fotoğrafın gerçek hikayesini anlattı. Z.R, "bu fotoğraf 22 Mayıs 1994 yılında çekildi. Fotoğraftaki askerin ismi ise Ümit'tir" dedi.



 



1994 yılında Şırnak'a bağlı Fındıklı 6. Jandarma Komando Taburu'nda yaşanan o anın fotoğrafı, ilk kez Özgür Ülke gazetesi tarafından, 7 Ağustos 1994’te "İnsanlık Utansın” başlığıyla kamuoyuna duyurulmuştu. Kürdistan'da yapılan insanlık dışı uygulamaların kanıtı olan o fotoğraf, bütün Kürtlerin beynine kazınmıştı adeta. Kürtlerin hatıralarında taze olan bu kare, Türk askerlerinin, 20 yıl aradan sonra Mahsum Korkmaz'ın büstünün üzerine benzer bir fotoğrafla poz vermesi tekrardan gündeme getirdi. O fotoğrafın gerçek hikayesini, 73/1 Tertip olarak, askerlik yapan Z. R, ANF'ye anlattı. 



 



Z.R, fotoğrafın, 1994 yılının kurban bayramının ikinci gününde (22 Mayıs) çekildiğini hatırlatarak, şunları söyledi:



 




 Araziye çıkan bir tim tarafından bulunan bu cesetler, tabura getirildi. Taburda, cesetlere işkence yapılıyordu. Yerde sürüklenip, herkes fotoğraf çektiriyordu. Tam bir insanlık dışı muamele söz konusuydu. Çevredeki askerler, adeta insanlıktan çıkmıştı. Ben başta dışarı çıkmak istemedim. Diğer bazı Kürt askerlerde öyleydi, kendilerini saklıyorlardı. Çünkü yapılanlar zorumuza gidiyordu. Ancak bazı ırkçı askerler, bizim Kürt olduğumuzu bildikleri için bahçeye çıkmamız için baskı yapıyordu. Biz de mecburen çıktık bahçeye. O fotoğrafta ayağını gerillanın kafasına koyan kişinin ismi de, Ümit'tir. Aradan 20 yıl geçti soyadını hatırlamıyorum. Bizim devreden bir askerdi. Bu vahşetten sonra gerilla cenazeleri gömülmek üzere köylülere verildi.




 



YEMEKHANE KAPISINDA GERİLLA KULLAKLARI



O dönemi anlatırken zaman zaman gerilen Z. R, ilk olarak, askere gittiğinde taburun içerisinde gördükleriyle şok olduğunu belirterek,



 




 "Ben ilk olarak, askere gittiğimde tam bir hayvani duygular hakimdi taburda. Yemekhanenin kapısına katledilen gerillaların kulak ve burunları asılmıştı. Her tim bu yolla diğerlerine hava atıyordu. Askerler, insanlıktan çıkmıştı adeta. Bu ortamı yaratan da tabur komutanı ve diğer rütbelilerdi" diye konuştu. 




 



TUĞGENARAL NAMIK BORAN'IN EMRİYLE YAPILDI



Şu anda Tuğgeneral olan ve o zaman Jandarma Kıdemli Yüzbaşı Namık Boran'ın döneminde kendisinin askerlik yaptığı bölgede tam anlamıyla bir terör estirildiğini dile getiren Z.R, "Gözaltına alınan kişi, sağ çıkmazdı. Birisinden politik bir koku gelse o artık ölmüş demekti. Köylülere baskı yapılır, insanlar işkenceden geçirilirdi. Kaçırılıp, katledilirdi. Bu gayet normaldi o dönemde" diye konuştu.



 



Z.R, kendisinin de tanık olduğu bir anısını şu cümlelerle aktardı:



 




Bir gece taburda bir tim operasyona çıktı. Bu tim, iki rütbeli ve on askerden oluşuyordu. Bunlar tabur Komutanı Namık Boran'ın koruma timiydi. O gece asker elbiseleriyle değil, gerilla kılığında gittiler. Hazırlık yaparken konuşmalarına tanık oldum. Birisinin sırtında sağlık çantası vardı ve üzerinde ay yıldız amblemi bulunuyordu. Rütbeli biri, 'Asker olduğunuz anlaşılmasın' diyerek, o ay yıldız ambleminin sökmelerini istedi. Nereye gittiklerini bilmiyorduk tabii. Ertesi gün duyuldu ki, Uludere ilçesine bağlı Gülyazı (Bêjuh) köyüne gece baskın yapıp, 4 köylüyü götürüp infaz etmişler. Bunlar Namık Boran'ın onayıyla gittiler. Buna benzer bölgede bir sürü infaz yaşandı. Yine aslen Çorumlu Alevi bir asker arkadaşım yaşadığı bir anısını anlattı. Söylediğine göre, bunlar bir gece, Eruh'a bağlı Demirkapı köyüne baskın yapıyorlar. Şırnak Alay komutanı, bunlara 'ne yapıp edip, bana kelle getireceksiniz' diyormuş. Bu tim de 4 köylünün ellerini ve ayaklarını bağlayıp üzerlerine el bombası atıp, öldürüyorlar. Ardından da telsiz ile '4 kelle getirdik' anonsu yapıyorlar. Bunlar benim bildiklerim ve duyduklarım. O arkadaş da oradaymış. Zoruna gidiyordu, ben de Kürt olduğum için bana anlatıyordu. Çünkü onu sürekli operasyona çıkarıyorlardı. Ben taburun içerisindeydim. Özellikle 1993 ile 1994 yılında o bölgede yaşananlar tam bir vahşetti. Kelimelerle anlatılmaz.




 



ANF