Geçen hafta Fransı Başbakanı Manuel Valls istifa etmişti...
Geçen hafta Fransa Başbakanı Manuel Valls istifa etti. Neoliberal ekonomi politikaların ortaya çıkadığı sonuçlar üzerinden Fransa’da siyasal kriz dinamikleri durulmadı.
Eski Ekonomi BakanıMontebourg, Cumhurbaşkanı Hollande’ı “Almanya Başbakanı Merkel’in her dediğini yapmakla” itham etmişti. Montebourg daha önce Merkel’i Fransızların belleğinde hiç de olumlu imaja sahip olmayan Otto von Bismarck’a benzetmiş, ülkenin ekonomik rotasının değiştirilmesini,Almanya ve AB‘nin talep ettiği gibi önceliğin bütçe açığının kapatılmasına verilmemesi gerektiği yönünde açıklamalarda bulunmuştu. Manuel Valls’un istifa kararında, hükümete yönelik sert eleştirileri göğüsleyememesinin yanısıra Mistral örneğindeki gibi Fransız tekellerin aleyhine süreçlerin birikimsel etkisinin de olduğu su götürmez.
Mistral
Fransa 2011 yılında Rusya’ya ileri teknoloji donanımlı 2 adet Mistral tipi savaş gemisi satmıştı. Satış kontratının 1 milyar dolardan fazla olduğu belirtilmişti. Satış, bir NATO ülkesinden Rusya’ya ilk önemli askeri teknoloji transferi olması bakımından ABD tarafından tepkiyle karşılanmıştı.
Mistral, güvertesinde konuşlanan 16 adet taarruz helikopterinin yanı sıra 40 adet ana muharebe tankı ya da 13 ana muharebe tankının da yer aldığı 70 adet zırhlı araç, 4 amfibi çıkarma botu ve 450 tam teçhizatlı asker taşıyabiliyor. Gemi öz savunma maksatlı da kullanılabiliyor ve hava savunma füzeleri taşıyor.
Fransa Dışişleri Bakanı Laurent Fabius, aylar önce yaptığı açıklamada Rusya‘nın Kırım işgalini kastederek, “Putin bu yolda devam ederse Fransa da Mistral satışının iptalini değerlendirecektir” demişti. 2015′te Rus donanmasına dahil edilmesi planlanan gemilere dair sözlerine Fabius “Eğer Putin böyle devam ederse gemilerin satışını iptal etmeyi düşünebiliriz ama başta İngilizer olmak üzere diğerlerinden de Rus oligarkların Londra’daki mal varlıkları konusunda aynı şekilde davranmalarını isteyeceğiz. Yaptırımlar herkese dokunmalı” demeyi de unutmamıştı!Fabius’ün bu ifadeleri Fransa, Almanya ve İngiltere’nin Rusya’ya karşı yaptırımların boyutu konusunda anlaşamadıklarının kanıtı olarak düşünmek gerekir.