Sedat Macit'in kısa mektubu, Kürt bir inşaat işçisinin yaşam serüveninin çarpıcı bir özetidir
2 yıldır ücretleri ödenmediği için Esenyurt Belediyesi önünde İnşaat İş'le birlikte direniş başlatan işçilerden Sedat Macit'in direnişin ikinci gününde (dün) kaleme aldığı yazıyı yayınlıyoruz:
Esenyurt Belediyesi'ne karşı işçi direnişi, 2. gününde devam ediyor. Yıllarca devlet baskısı ve zulmünden başını kaldıramamış işçiler; babalarından miras kalan sefaleti, büyük şehre göç ederek, inşaat gibi zor şartlar altında çalışarak aydınlık günlere çıkmanın mücadelesini verirken; bu sefer de, arkasına devlet desteğini almış patronların hak gaspına maruz kaldılar.
Özellikle şunu ifade etmek istiyorum: Sizin hiç köyünüz yakıldı mı?
Okulda Türkçe bilmediğiniz için tokat yediniz mi?
Oğluna atılan tokat için öğretmenin yanına gitmek isterken, devlet memuruna mukavemet suçundan gözaltı ve işkenceye maruz kaldınız mı?
Çocuğunu cehaletin pençesinde kurtarmak için bu zor şartlarda çalışıp çocuğunu okutmaya çalışan bir baba oldunuz mu?
Hiç bayram vakti parasını alamadığı için, bayramı inşaatın içinde geçirip, çocuklarıyla buruk bir bayram geçiren baba oldunuz mu hiç?
Yurdundan göç eden bir işçinin acı dramı
Adı, Muhacir Çakır... Şöyle devam ediyor: 35 yaşındayım, 14 yaşından sonra maddi imkanlarım kısıtlı olduğu için, babam beni okuldan alıp beraber inşaata götürdü. Yaşım itibari ile o zamanlar büyük beden zorluğu çekiyordum. Daha 14 yaşında elinde kalem tutması gerekirken; nasırlarla dolu ellerim kanıyordu. Aradan kaç yıl geçtikten sonra inşaat ustası oldum.
Yaşadığımız coğrafya Mezopotamya’nın Bakur (Kuzey Kürdistan) bölgesiydi. Bakur’da iş imkanları olmadığı için hep koptum. Dağı taşı altın olan İstanbul’a çalışmaya geldim. Yılda sadece bir ay memleketime gidiyorum, geri kalan on bir ay Batı'da çalışıyorum. Hep aile ve çocuklarımın özlemiyle bir hayat sürüyorum. Tabii buna ne kadar hayat denirse!..
Gel gelelim ki, çalışmakla da bitmiyor. Çalıştığımız inşaat patronları haklarımızı gasp edip duruyorlar. Aslında o kadar zulüm yaşıyoruz ki, söylemek saatleri alır.
Zor bir coğrafyanın çocuğuyum. Yüreğim cehennem, dağlar zemheri
Son cümlelerini yasaklı anadilimle yazmak istiyor İŞÇİ ÇAKIR... Welat Şırine, Xeribi pir zehmete. Xebatkaré karker pır bıné zılmadane wi devletéda (Memleket şirin. Gurbet çok zordur. İnşaat işçileri bu ülkede çok zulüm altındadır).
Ve şu şekilde devam ediyor: Em dıxazın Aşltike bı Rumeti. An ülyan Azadi (Biz ya barış ya özgürlük istiyoruz).
Irkçılık ve bölgelere göre hizmetin, anlayışın kaldırılıp herkese eşitlik ve barış istiyoruz.
Bımine kefu xaşi Gulle Alınteri’ye Nüçewané hejaxe (Sağlıklar dilerim Alınteri gazeteci arkadaşlara)
Sedat Macit