Faruk Çelik Soma Katliamı'nın faili olan kamu görevlileri için soruşturma izni vermedi
Gelinen noktada işçi sınıfı açısından özel bir mücadele alanı ve aynı zamanda patlama dinamiği haline gelen iş cinayetlerinin esas failleri bizzat pervasız pratikleriyle kendilerini ele veriyorlar. Onların bir pratiği, bir söylemi bizim yazdığımız sayfalarca yazıya bedel olabiliyor.
Bugün gazete sayfalarına düşen bir haber, bu açıdan yeterince sarsıcı. Sarsıcı olduğu kadar da hangi yasa, hangi düzenleme yapılırsa yapılsın bu alanda özel bir toplumsal duyarlılık ve basınç gelişmediği sürece işçi sağlığı ve güvenliğinin sermayenin kar-maliyet hesaplarına kurban gideceğini bir kez daha gösteriyor. Burjuvazi ve devleti açısından aslolanın her daim "işin güvenliği" olduğunu, işçinin canının teferruattan başka bir şey ifade etmediğini...
Habere göre Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanı Faruk Çelik, Soma Katliamı'nın yaşandığı ocakta daha önce incelemelerde bulunarak olumlu rapor veren iki müfettiş ile diğer kamu çalışanları hakkında soruşturma açılmasına izin vermiyor.
Oysaki bu görevliler katiller listesinin önemli isimleri!
Faruk Çelik'in haklarında soruşturma açılmasına izin vermediği bu görevliler, ocakta katliamdan yaklaşık 2 ay önce başlayan yangına, sensörlerin verdiği uyarılara, içerde hissedilen karbonmonoksit kokusuna rağmen "her şey yolunda" raporu düzenlemiş olan kişiler! Paralarını maden şirketinden alan bu kişiler, vicdanlarını da satarak göz göre göre gelen katliamın altına kirli bir imza atmışlardı! Daha sonra yapılan incelemeler bu isimlerin katliamdan birinci dereceden sorumlu olduğunu açıkça ortaya koymuştu. Anlaşılan o ki Çelik, sözümona iş cinayetlerini durdurmak için ballandıra ballandıra anlattığı son düzenlemelerin ruhunu açıkça ortaya koyan bu gerçeğin üzerine bir çizgi çekmeye çalışıyor. Her işyerine bir iş güvenliği uzmanı zorunluluğu getiren, bu uzmanların ücretlerini de patronlara bağlayan o düzenlemeleri ısrarla korumaya...
Çelik bu tutumuyla asıl olarak da burjuvalara açık çek vermiş oluyor: "Rahat rahat katliam yapabilirsiniz, yeter ki üretim sürsün, işin güvenliği sağlansın!"
Çelik'in iki müfettişi ve diğer kamu görevlileri için soruşturma izni vermemesi nedeniyle aradan 4 ay geçmiş olmasına rağmen katliama ilişkin yürütülen soruşturma için bir iddianamenin bile hazırlanamadığını öğreniyoruz.
İsimleri tüm delillerle katliamın önemli failleri arasında bulunan müfettişler ve diğer kamu görevlileri hakkında soruşturma izni vermeyen aynı bakanlık, mesele katliam nedeniyle kapatılan ocakların yeniden üretime başlaması olunca son derece çevik davranabiliyor! Öyle ya onun için de mesele tıpkı burjuvalar için olduğu gibi kar ve üretim, daha fazla üretimdir! Bu kafa dün Soma Holding'e bağlı olup katliam sonrasında kapatılan ocaklarda yeniden üretime başlanmasının altyapısını oluşturdu. Holdingin Atabacası, Işıklar ve katliamın yaşandığı Eynez ocaklarının teker teker açılacağının sinyallerini verdi, ilk adımı da Işıklar ocağını açarak attı. Oysaki bu ocakta yapılan incelemeler sadece bir ayakta üretim yapılabileceği, dolayısıyla ocağın tümünün üretim için güvenli olmadığını gösteriyordu! Devletin kaymakamı ise yaptığı açıklamalarla yakında Eynez'in de açılacağını müjdeliyordu!
Aynı kafanın "İstanbul'un Soması" olarak tanımlanabilecek Torunlar Center'da yaşanan iş cinayeti karşısında da benzer bir tutum alacağı ortada. Aziz Torun'un katliamdan hemen sonra söylediği sözlerle özetlediği (işçileri suçlayan, ölümlere değil asıl olarak şirketinin prestijine odaklanan ve toplumsal tepkilere tehdit savuran açıklamalar!) mantık ve sınıfsal ruh devam ettikçe, bunun karşısında "o kadar kolay değil" öfkesiyle dikilmedikçe değişmeden sürecektir.
İşçi sınıfı ve emekçiler iş cinayetlerinin faillerinin en ağır cezalarla cezalandırılması, cinayetin yaşandığı işyerinin kapatılması talepleri başta olmak üzere denetimin bizzat işçi örgütleri tarafından yapılmasını dayatan bir toplumsal mücadeleyi örmedikçe bu katliamların katlanarak artacağı aşikardır!