21 yaşındaki S.E.'ye defalarca işkence ve tecavüz eden 405 asker delil yetersizliğinden beraat ettirildi
Ş.E.
Mardin'li Ş.E, 1993-1994 yıllarında, 20 yaşlarının başındayken 3 defa askerler tarafından gözaltına alındı, haftaları bulan gözaltı süreçlerinde tecavüz de dahil türlü işkencelere uğradı. Mardin'de yaşamaya devam edemeyince ailesi tarafından İzmir'e gönderildi. Türkiye İnsan Hakları Vakfı Tedavi ve Rehabilitasyon Merkezi'nde psikolojik ve fiziksel tedavi görmeye başladı. Merkezde görevli Dr. Türkcan Baykal'ın imzasını taşıyan raporla işkence gördüğü belgelendi. İzmir'de tedavisi devam ederken aldığı tehditler nedeniyle 1997 yılında Almanya'ya akrabalarının yanına kaçtı. Bochum ve Dortmund kentlerinde rehabilitasyon merkezlerinde tedavi gördü.
İlk kez Eren Keskin'in Bochum'da katıldığı bir panelde yaşadıklarını açıkladı. Ardından Cinsel Taciz ve Tecavüze Karşı Hukuki Yardım Projesi'ne başvurdu. 1998 yılı Haziran ayında Mardin Cumhuriyet Başsavcılığı'na şikayet dilekçesi sundu. Ancak takipsizlik kararı verildi. Daha sonra THİV ve Almanya'da bir rehabilitasyon merkezinden alınan raporlarla itiraz etti. Ardından, Türkiye Adalet Bakanlığı'nın isteği üzerine Dortmund mahkemesinde olaya ilişkin ifade verdi. İşkence gördüğünü ve davacı olduğunu belirtti. Aradan yıllar geçtikten sonra olay yeniden gündeme geldi ve 2003 yılında 64'ü rütbeli toplam 405 asker hakkında dava açıldı. Davacıların davayı takip etmesini zorlaştırmak için dava geçen yıl Çorum'un Sungurlu ilçesine alındı. Davanın dün görülen son duruşmasında tüm sanıklar delil yetersizliğinden beraat etti.
Ş.E.'nin uğradığı işkenceler: Kaba dayak; çırıl çıplak soyarak bekletme, tazikli su altında tutma ve dövme; tekere koyma ve dövme; sopayla tecavüz; elle tecavüz; elektrik verme; Filistin ve düz askıya alma; ayaklardan baş aşağı asma; tecavüz.
Ş.E. tüm bunları ilk iki gözaltısında defalarca yaşadı. İkinci gözaltısından sonra korkusundan dolayı 6 ay köye gidemedi. Uzak akrabalarında kaldı. Döndükten 3 gün sonra:
Sabah erken saatlerde askerler çevreyi sardı, birkaç köylü ile birlikte bir ahıra saklanmıştık. Mezraya gelen asker, korucu ve özel timler bizi oradan çıkardılar. Saçlarımdan tutarak yerlerde sürükledi ve dövmeye başladılar. Piro (bu olaydan 3 ay sonra evinden alınarak köyün yakınlarında katledildi) adındaki köylümüz benim suçsuz olduğumu söylediği için ona da vurmaya başladılar. Onun cinsel organına ip bağlayarak çekiyorlardı. Bana PKK'liler tarafından tecavüze uğradığımı söylememi, aksi taktirde küçük yaştaki iki kız kardeşime de tecavüz edeceklerini söylediler. Evlerle birlikte yaktıkları ağaçların közleri içine attılar beni. Bardaklarla boğazıma doldurdukları tuzu değneklerle bastırarak yutmamı sağlıyorlardı. Beni suyun yanına götürüyorlardı ve içmemi engelliyorlardı. İşkence saatlerce sürdü. Bana işkence yapanlar üsteğmen ve diğer rütbelilerdi. 3. kez affetmeyeceklerini ve beni öldüreceklerini söylüyorlardı. Sonra üsteğmen tecavüz etti. Daha sonra oradaki askerlere de 'serbestsiniz' diyerek onları üzerime saldı. Vahşice saldırdılar. Tecavüz edenlerden birkaç tanesi yüzünü poşu ile kapatmıştı. Tecavüz edenlerin sayısını bilmiyorum, çünkü ancak 4 kişiye kadar hatırlayabiliyorum...
Kendime geldiğimde yine üsteğmen geldi ve 'sana PKK'lilerin tecavüz ettiğini söyleyecek misin' diye sordu. 'Bana tecavüz eden sizsiniz' deyince, silahla etrafımı taradı. Şarjördeki mermileri bitince silahın dipçiğiyle kafama vurdu. Sadece vurduğu anı hatırlıyorum. Gözümü 9 gün sonra Mardin Devlet Hastanesi'nde açtım. 48 gün hastanede tedavi gördüm. Vücudumun birçok yeri kırık içindeydi. Kafamdaki darbe sonucu çatlama meydana gelmişti.